X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Fondü partisine bekleriz!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Fondü partisine bekleriz!

  • Giriş Tarihi: 13.2.2016
Fondü partisine bekleriz!
Fondü partisine bekleriz!

Üç yıl aradan sonra İsviçre restoranı Chalet yeniden açıldı. Fondü ve raklet davetlerin vazgeçilmezi oldu. "İsviçre'ye gidemedim" diye üzülmeyin, bu konseptteki davetlerle özleminizi giderin...

Kuşkusuz şu sıralar cemiyet ve tatil dergilerinde sık sık İsviçre Alpleri'nden fotoğraflar görüyoruz. Bir de geçen haftaya Ali Esat Kutmangil ile Dilara Altınkılıç'ın St. Moritz'de gerçekleşen dillere destan düğünü damga vurdu. 250 kişi bu muhteşem düğün için dünyaca ünlü kayak merkezinin yolunu tuttu. Aynı zamanda Prens Harry de geçen ay 30. yaş gününü St. Moritz'de 30 özel davetliyle birlikte kutladı. Kısacası önümüz, arkamız İsviçre oldu... Anlaşılan o ki artık sadece kayak için değil, gurme tatil ve hatta evlenmek için de Türk cemiyet hayatının ünlüleri Alpler'in yolunu tutacak... Muhtemelen gelecek yıllarda Hawaii, Bahamalar gibi egzotik yerlerde düğün yapmak 'out', kayak merkezlerinde yapmak 'in' olacak. Elbette bu İsviçre trendi ülkemiz topraklarında da etkisini sürdürüyor. Restoranların menülerine İsviçre lezzetlerini koyması bir yana, ev partilerinde ve davetlerinde de artık fondü ve raklet başı çekiyor.

KALORİ BOMBASI

Masada sıcak bir ortam yaratmak için fondü bire bir. Zira herkes ortadaki dökme çelik kaptan birlikte yiyor. Bu kabı hemen hemen bütün mutfak araç gereçleri satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Hatta Tahtakale'de çok uygun fiyatlara olanları da mevcut. Yapımı çok kolay... Biraz mıhlamayı andırıyor. Ama içine mısır unu konmuyor ve kullanılan peynirler farklı. İçine İsviçre gravyeri ve emmental konuyor. Diğer peynirler değişebiliyor. Özel fondü çatallarına ufak parçalara bölünmüş ekmekleri saplayıp ortadaki kabın içine batırıyorsunuz. Tam bir kalori bombardımanı.
Ama hem çok lezzetli hem de bu kadar trend olmuşken geri kalmak olmaz... Bu arada şık davetlerde peynir fondüye ekmek yerine ıstakoz batırmak da yeni trend benden söylemesi...

ÇİKOLATASIZ OLMAZ
Siz de evinizde bir İsviçre partisi vermek isterseniz mutlaka sunmanız gereken diğer lezzetler ise raklet ve çikolata fondü. Kırmızı, beyaz ve lacivert ise yemek takımlarının olmazsa olmazı. Bu arada gecenin ilerleyen saatlerinde röşti ya da bratwürst denen sosislerden de ikram edebilirsiniz.

CHALET AÇILDI
Swiss Otel'in içinde hizmet veren İsviçre restoranı Chalet de geçtiğimiz haftalarda yeniden açıldı. Üç yıldır kapalı olan mekana ilgi büyük. Masalarda kırmızıbeyaz pötikareli örtüler var. 100 yıllık dağ evinde hizmet veren mekandan içeri girdiğinizde kendinizi Alpler'de bir chalet'de hissediyorsunuz. Keşke bir de o yağ kokusu olmasa. İsviçre tarzı ziyafet peynir fondü ile başlıyor etle devam ediyor. Raklet çeşitleri arasından dilediğinizi seçebiliyorsunuz. Şömine önü ise genelde dedikodu yapmaya gelen kadınlarla dolu oluyor. Mövenpick Otel'de de Mart sonuna kadar fondü ve raklet keyfi devam ediyor. Ayrıca pazar günleri kurulan açık büfe brunch'ta da İsviçre istasyonu var. Birçok kafe zincirinin menüsünde röşti patates mevcut. Yapımı kolay ve çok lezzetli olduğu için ev kahvaltılarına girdi bile. Ayrıca ev partilerinde sosis ve şampanya da başrole yükseldi. Sucuk-şarabın yerini İsviçre tarzı sosis ve şampanya aldı.

Bu kitaplara göz atın!


1914 yılından bu yana sergi ve müzayedeler düzenleyen Portakal Sanat ve Kültür Evi dünya sanat piyasası ve tarihinin dört önemli ismini dört ayrı kitapta yan yana getirdi. Portakal'ın büyük bir heyecanla üzerinde çalıştığı kitaplar, ayrılmaz bir bütün olarak sanat, sanatçı ve sanat ortamını tüm yönleriyle gün yüzüne çıkarmak için hazırlanmış. Kitaplardan üçü; Amerika, Avrupa ve Türkiye'den sanata, sanatçıya ve sanat piyasasına yön veren üç büyük sanat taciri, Duveen ve Vollard ile Portakal ailesini konu alıyor. Üç ismin sanat piyasasını okuma becerilerinin yanı sıra yeni koleksiyonerleri ve sanatçıları desteklemekteki ilham verici cesaretlerini günümüze aktaran kitaplar, bu sanat tacirlerinin, koleksiyonerlerin, sanatçıların ve kültürün dönüşümü üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Duveen'in entrikalı yaşamı S. N. Behrman'ın sürükleyici anlatımıyla kitaplaşırken, resim sanatının çehresini değiştiren Vollard, dost sofralarını kendi dilinden aktarıyor. Türkiye'de tabloyu koleksiyon nesnesi yapan, zenginliğin ölçütünü sanatla değiştiren Portakal ailesini ise Enis

Uykuluk zamanı geldi


Uykuluk zamanı geldi... O halde haydi Sütlüce'ye... Çünkü İstanbul'daki en iyi uykulukçular burada. Yan yana 30 tane uykulukçu var. Hem öncesinde Koç Müzesi'ni gezebilir, Cafe de Levart'ta kahve içebilirsiniz. Uykuluk nedir bilmiyor musunuz? Yanıtınız 'hayır'sa kısa bir bilgi vereyim. Kuzunun boynundaki timüs salgı bezinden elde edilen uykuluk, Fransız mutfağındaki foie gras (kaz ciğeri) gibi değerli bir yiyecek. Yurtdışında aristokrat masalarından eksik olmuyor ama bizde maalesef geceleri Sütlüce'de sokak tezgahlarında satılıyor. 100 gramını 10-15 TL'ye yemek mümkün. Bu arada Sütlüce'deki Sadrazam Mahmut en ünlü uykulukçu. Müdavimleri arasında Mehmet Barlas, Sibel Can, Tuba Büyüküstün, Olgun Şimşek, Sertab Erener, Şevval Sam, Uğur Dündar ve Erman Toroğlu gibi isimler var. Sadrazam Mahmut'ta hafta sonları fasıl eşliğinde uykuluk keyfi yapabilirsiniz. Yanında da mangalın üstüne konan saçta pişen bulgur pilavını tadın. Trabzon yağı, kuzu kavurma, et suyunda ıslatılan bulgur, domates, biber ve kaymak sık sık karıştırılarak pişiriliyor.

Fotoğraf bahane brunch şahane


Geçen hafta Topağacı'nın yeni gözdesi Grey'i yazmıştım. Ancak sayfada kullanılan görselde bir hata olmuş. Bunu düzeltmek için mekandan fotoğraf isterken haftaya pazar kişiye özel brunch konseptini başlatacaklarını öğrendim. Açık büfeye konan yemekler beşer kişilik pişirilecek ve bittikçe yenilenecekmiş. 10.00-15.00 saatleri arasında servis edilecek brunch'ın fiyatı da 65-70 TL civarında olacakmış.

Şehirden havadisler

Beyoğlu şu aralar düşüşte. Ne Cihangir ne İstiklal de çok bir hareket yok. Ama Tünel'deki House Cafe'nin alt katında açılan Külhanbeyi kulaktan kulağa popülerleşen bir mekan oldu. Alt katta, camdan, pencereden yoksun. Ama sahibi ve barmeni Kevin Patnode'un kokteylleri başarılı, sohbeti keyifli.
Mekanlar tanıtım yapmak için kokteyl üzerine kokteyl veriyor. Davet maydanozları da bu kokteyllerde boy gösteriyor. Bir mekanda bedava içkisini içen, soluğu diğerinde alıyor. Sergilerde masa masa gezip patates cipslerini bitirenlere bile rastlıyoruz.
Duble Meze, Mükellef, Barbounia... Modern meyhaneler eski meyhanelerin pabucunu dama atıyor. Beyaz masa örtülü, rakılı kokteyllerin hazırlandığı meyhaneler yeni nesil tarafından revaçta. Bazı eski meyhaneler de bu yüzden kapılarını kapama aşamasına geldi. Çağa ayak uyduramayan mekanlar maalesef yolun sonuna geliyor.
Nişantaşı eskiden lüks kafelerin ve butiklerin olduğu semtti. Şimdi tüm bunlara bir de gece hayatı eklendi. Maçka'da açılan Vanity'de Türkçe pop şarkılar da çalıyor yabancı da. İçeri girerken önce bir tereddüt ediyorsunuz ama aslında 350 metrekarelik mekanın yüksek duvarları var ve içerisi oldukça ferah. Mekanın müzik koordinatörlüğünü Uğur Kirik yapıyor. Pazartesi geceleri kapalı. Cumaları 90'lar ve Noksanlar isimli konsept var. Son günlerin popüler mekanlarından Vanity özellikle sabaha kadar dans etmek isteyenler tarafından tercih ediliyor.

Su ve hesap meselesi


Mangerie, Barbounia gibi suya hesap almayan mekanları konunun dışında tutuyorum. Ama birçok mekan daha oturduğunuz anda büyük şişe suyu sormadan açıyor ve yaklaşık 9-10 TL'lik bir şişe su ücreti de hesaptaki yerini alıyor. Geçen günlerde Karaköy'deki bir mekanda sırf 60 TL su parası ödedik. Şık restoranların bu ucuz hesapları sırf beni değil birçok kişiyi rahatsız ediyor. Bir de suların ücretleri bazı yerlerde el yakan cinsten. Kafede çalışan servis elemanına soruyorum: "Özellikle fiyatları yüksek tutuyoruz. Gelip bir su içip kalkanlar olmasın diye" yanıtını veriyor.