X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Münir Özkul'u hiç böyle görmediniz!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Münir Özkul'u hiç böyle görmediniz!

  • Giriş Tarihi: 20.2.2016
Münir Özkul'u hiç böyle görmediniz!
Münir Özkul'u hiç böyle görmediniz!

Fotoğraf çektirmeyi sevmeyen Cemal Reşit Rey'in, çok az portresi bulunan Münir Özkul'un ya da Halikarnas Balıkçısı'nın gün yüzü görmemiş fotoğrafları Ersin Alok'un restrospektif sergisinde görücüye çıktı

Fotoğraf dünyamızın ustalarında Ersin Alok'un arşivinde sanat dünyamızın önemli isimlerinin portre fotoğrafları olduğu hep söylenegelir. Ama bugüne kadar onları pek görmek mümkün olmadı. Alok'un İstanbul Fotoğraf Müzesi'nde açılan ilk retrospektif sergisinde nihayet bu portreler gün yüzüne çıktı. Üç bölümden oluşan sergide, portrelere özel bir bölüm ayırılmış. Alok "Portrelerde kişilerin karakteristik kimliğini ortaya koymak istedim. Bir bakışın altındaki gizli anlatımı ya da iki kişi arasındaki sevgi ve aşkı çekebildiysem, sevdiğim bütün bu insanlar için bir şey yapmış olabilirim. Zamanın içindeki tanıklığımı, onların adına zamanın ve tarihin içine sığdırmış olabilirim. Bunu düşünerek portreleri bu sergiye ekledik" diyor. Bu bölümde Cemal Reşit Rey'den Bedri Rahmi'ye, Münir Özkul'dan Muvaffak Uyanık'a Mansur Gündüz'e, Aliye Berger'den Halikarnas Balıkçısı'na birçok önemli ismin portreleri yer alıyor. Alok, portrelerle birlikte o fotoğrafların nasıl çekildiğinin hikayesini anlatıyor.

Münir Özkul


Gülen acıları oynamak istiyorum

"Ben Münir Özkul'u çekmek üzere onunla konuşmaya başladım. Bana hep hayatta yapmak istediklerini anlattı. Ben de heyecanla dinliyordum. Aynen söylediği bir sözü hiç unutmuyorum: 'Ben toplumdan gelen kişilerden biri olmak ve onu yansıtmak istiyorum. Ama onun gizli bir yüzünü. Bana bakarken onun gülen acılarını oynamak istiyorum' deyince, tam o sırada deklanşöre bastım. Sonra Münir yerinden kalktı. 'Benim saçlarım düzgün, böyle her tarafa dağılıyor. Oysa aklım başka bir yerde. Saçlarım da oraya gitsin' diye saçlarını düzeltti. Ben düğmeye bastım, şırak!"



Cevat Şakir

Süngerciler arasında

"Halikarnas Balıkçısı benden bir amfitiyatro fotoğrafı istemek için gelmişti. Kendisine bir kahve ikram ettik. Kahve içerken anlatmaya başladı. 'Nasıl oluyor da Ege'de 'Burina Burinata' denen balıkçılar denize açılıyor, bunlar süngerciler aslında' diye anlatmaya başladı. Süngerin derin soluğu ve soğuğu içinde, suyun içinde nasıl yaşadıklarını anlatıyordu. Anlatırken ben yine bir ses duydum 'şırak'. Anlatırken yüzünde bir süngercinin ayrı bir dünyası vardı. Onu ben görüyordum ve sonra makinem gördü."



Cemal Reşit Rey

Yüzümü göstermek istemiyorum

"Cemal Bey'den, Sayın Vedat Nedim Tör randevu almıştı. İstedik ki Cemal Reşit Rey'in bir portresi olsun. O zaman şimdiki gibi ışık sistemi olmadığı için microport lambaları denen lambalarla birlikte Cemal Bey'in evine gitmiştik. Gittiğimiz saatte Cemal Bey uyuyordu. Ben evin içinde fotoğraf çekilebilecek bir yer aradım. Işıkları hazırladık. Birden Cemal Bey içeri girdi. 'Bunlar nedir?' diye bağırmaya başladı. 'Hocam, sizin bir portrenizi çekecektik. Onun için gelmiştik. Sizi rahatsız etmemek için daha önce hazırladık. Siz şuraya oturursanız çekimi yapacağız' dedik. Cemal Bey de 'Fotoğraf sevmem. Ben yüzümü göstermek istemiyorum' diye bağırmaya başladı. Fakat bu arada bir suskunluk oldu ve ben çok merak ettiğim bir şeyi Cemal Bey'e sordum: 'Hocam, siz kompozisyon yazan, müzik yazan ve müziği duyan birisiniz. Tabii ki hareketleri de onunla beraber duyuyorsunuz. Çok merak ettiğim bir konu. Müziği içinizde nasıl duyuyorsunuz?' O zaman hafifçe gözlerini kapadı ve başını arkaya doğru attı, düşünmeye başladı. İşte o anda ben de deklanşöre bastım."



Amazon'da üzerine bastığım boa yılanından özür diledim!

Ersin Alok'un fotoğrafçılık serüveninin özeti niteliğindeki sergide 240 fotoğraf yer alıyor. Serginin fotoğraftaki gelişimi gösteren bir yanı da var. Alok da buna vurgu yapıyor: "Serginin, 1953'te başlayan serüvenimin 2015'e kadar nasıl sürdüğünü, teknolojinin nasıl değişerek yansıdığını gösteren bir fotoğraf ansiklopedisi olduğunu söyleyebiliriz." Peki Alok'un meslek yaşamının unutulmazları yok mu, bir sürü. Ama unutamadığı bir Amazon anısı var ki anlatmadan geçemiyor: "Amazon; ışık, yağmur ve yaban hayvanlarıyla dolu bir dünyadır. Orada, benim aradığım kahverengi Amazon kartalını sonunda uzakta bir yerde görmüştüm. Kanolarla o ağacın yakınına gittik. Yürüyerek bir ağacın üstüne çıktım. Kartalın fotoğrafını çekmeye çalışıyordum. Sonra ayağımın altından çok büyük bir şeyin kaydığını gördüm. Sonra baktığımda hareket edenin bir boa yılanı olduğunu gördüm. Boa yılanı çok efendiydi. Yoluna devam etti. Ben de kendisinden çok özür dilemek istedim ama korkudan yerimden bile kımıldayamadım."