Bir küçük trend meselesi

Giriş Tarihi: 27.2.2016
Bir küçük trend meselesi
"Yeme-içmenin de trendi olur mu?" demeyin. Olmaz mı... Belki de trendlerden en hızlı gastronomi sektörü etkileniyor. Üstelik bizim daha ismini telaffuz edemediğimiz yiyecekler menülere girerken alışık olduğumuz, sevdiğimiz yılların yiyecekleri de out olabiliyor. Baum and Whiteman Restoran ve Otelcilik Araştırma Şirketi 2016 yılının raporlarını yayınladı. Buna göre makarna yemeyi bırakıyor, Hawaii lezzeti olan poke'u (pok diye telaffuz ediliyor) hayatımıza sokuyoruz. O halde arkanıza yaslanın ve makarnanın pabucunu kim, nasıl dama atmış okuyun...

KEŞFEDEMEDEN 'OUT' OLDU

Son beş yıldır tüm dünyada makarna tüketimi düşüyor. "Ne yersen osun" sözünden yola çıkan 21. yüzyıl insanı proteini makarnaya tercih ediyor. Malum Paleo, Dukan, Karatay... Hangi diyeti inceleseniz "Karbonhidrattan uzak durun, ete dadanın" diyor. Tam olarak bu cümleleri kullanmasa da et tüketmeyi teşvik ediyor. Son beş yılda Avustralya'da makarna tüketimi yüzde 8, Avrupa genelinde yüzde 13, İtalya'da 25 düşmüş. Üretimde bir dünya devi olan ülkemiz ise söz konusu tüketim olunca 20. sırada yer alıyor. Sos kültürümüzün olmaması, ürün çeşitliliğinin yeni başlaması ve besleyici değerlerinin henüz yeni yeni anlaşılması makarna tüketmemizin önündeki en büyük engellermiş. Hem siz hangi davette makarna servis edildiğini gördünüz ki! Ama artık servis etmeseniz de olur. Peki makarnanın yerini ne mi aldı? Tüm menülere giren kinoa, yeni yeni alışmaya başladığımız chia, nohut ve arpa gibi besinler aldı. Yani şimdilik dünyada penne Arrabbiata ısmarlamak 'out' kinoalı salata söylemek 'in'. İlla yerel lezzet yaparım ama trendden de geri kalmam diyorsanız pişirin bir nohut, olsun bitsin.

MAKARNA MUTLU EDER

Konu makarna olunca bunu bir de bilir kişiye danışmak şart oldu. Ülkemizin sükseli restoranlarından Papermoon'un şefi Guiseppe Pressani'ye sordum "Nedir bu makarna meselesi?" diye. Yanıtı şu oldu: "Makarnaya ve karbonhidrata vücudun ihtiyacı vardır. 28 yaşıma kadar her gün iki tabak makarna yiyordum şimdi bire düşürdüm. Makarna yiyen insanlara bakıyorum çok daha mutlular. Çünkü mutluluk salgılar. Oysa karbonhidrat tüketmeyenler depresyonda gibiler ve 10 yaş daha büyük gösteriyorlar. Kim makarna yiyor, kim yemiyor ben yüzlerine bakıp söylerim." O halde makarna yemeye devam diyoruz ve bir başka yeni trend olan poke'a geçiyoruz. Henüz ülkemize ulaşamadı ama Miami, New York ve Los Angeles'ta poke furyası esiyor. Bu bir tür çiğ balık salatası. Genelde haşlanmış pilavla servis ediliyor. En çok ton balığı kullanılıyor ama midyeli gibi farklı çeşitleri de var. Avokado, soya sosu, taze soğan, deniz yosunu, mango, zencefil ve susam yağı ile tatlandırılan bu yemek hem çok sağlıklı hem de çok lezzetli. Bir kenara not edin ve yazın bütün mekanlarda ceviche ya da crudo'nun yerine poke ısmarlamaya hazırlıklı olun. "Bunlar da ne?" diyorsanız da söyleyin bir lahmacun olsun bitsin. Hem Canan Karatay da "Lahmacun sağlıklı" demişken bu fırsat kaçmaz.

HOP DEDİK ORDA KAL ZERDEÇAl

Zencefile bir şey olmadı. Ama tahtına yeni bir aday geldi: Zerdeçal... Neredeyse tüm sağlık sorunlarına iyi geldiği söyleniyor. Detoks içeceklerinde çoktan yerini aldı bile ama henüz restoranlara giremedi. Çok yakındaysa hem yemeklerde hem de kokteyllerde karşımıza çıkacak.

USTALAR ACARKENT'TE

Sanat İstanbul'da maalesef Nişantaşı ve Taksim çevresinde sınırlı kalıyor. Özellikle Anadolu yakasında çağdaş sanat adına pek bir etkinlik olmuyor. Ama Acarken't'te açılan GizArt Galeri bu tabuları yıkacak gibi görünüyor. Galerinin sahibi, reklamcı Gizem Tezonar "Sıkıcı olmamak ve sanatı farklı lokasyonlara taşımak amacıyla Acarkent'te galeri açtım" diyor. Galerinin geçen hafta açılan ilk sergisi de iddialı. Devrim Erbil, Bedri Baykam, Mustafa Ata, Ergin İnan, Fevzi Karakoç gibi Türkiye'nin önde gelen ressamlarına ait işleri 28 Mart'a kadar GizArt Sanat Galerisi'nde görebilirsiniz. Tezonar, bundan sonraki sergilerin de hep ses getirecek işler olacağını söylüyor. Yolunuz Acarkent'e düşmese de bu sergiyi görmek için gitmeye değer.

ŞEHİRDEN HAVADİSLER

Levent İş Kuleleri'nin altında hizmet veren Agency özellikle canlı müzik geceleriyle dikkat çekiyor. Perşembe akşamları İskender Paydaş, cumaları Kenan Doğulu'nun orkestrası olan Dış Hat grubu ve cumartesileri Selen Servi sahne alıyor. Hepsinin sahnesi oldukça keyifli. Yemeğe gitmeseniz bile yemek sonrası eğlenmek için gidilebilir. Ancak mekanda ilginç bir uygulama var. Kişi başı 45 TL canlı müzik için alınıyor. Tabii bu durum kapıda ya da rezervasyon yaparken söylenmiyor, hesaba yansıyor. 45 TL canlı müzik için makul. Ancak bunu bilmeyen kalabalık gruplar hesabı gördüğünde haklı olarak itiraz ediyor.
Geçen hafta Karaköy'deki Madeo'ya ilk kez gittim. Beyaz masa örtülü bir mekanın Karaköy'e ne kadar uyum sağladığı bir yana locaları andıran masalarda oturan ve tesbih çeken müşteriler de dikkat çekiyor. Mekanın yemekleri başarılı. Ancak kış bahçesinde sağ kenarda kalan masanın sigara dumanı çıksın diye sık sık üstünü açıyorlar. Üstelik hava dondurucu soğuk mu, yağmur yağıyor mu bunlara da aldırış etmiyorlar. Şikayet edince de "Hanımefendi burası kış bahçesi" gibi bir açıklama getiriyorlar.
Arnavutköy Balıkçısı özellikle oyuncuların tercih ettiği adreslerin başında geliyordu. Ama genellikle burada magazinciler olduğu için çıkışta yakalanmamak imkansızdı. Hem Arnavutköy Balıkçısı'nın lezzetli yemeklerini yemek hem de magazinden uzak kalmak isteyenlerin yeni adresiyse Yeniköy'deki şube olmuş.

ARKADAŞINA GÖNDER
Bir küçük trend meselesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz