Bosna'nın kanayan yarası

Giriş Tarihi: 12.3.2016
Bosna'nın kanayan yarası

Ozan Açıktan'ın yönettiği Annemin Yarası, Bosna Savaşı'nın en travmatik meselelerinden birine, 'nefret çocukları'nın dramına odaklanıyor

Bosna Savaşı 90'larda yaşandı bitti saygısızca, ama ortaya çıkan travmalar hâlâ o topraklarda canlı kanlı hissediliyor. Sinemacılar ısrarla bu travmaların üzerine gidiyor. Hatta bu travmalar, son dönem Balkan sinemasının özünü oluşturuyor. Ama sadece Balkan sinemacılar değil, farklı ülkelerin sinemacıları da Bosna Savaşı'na ilişkin filmler çekiyor. Mesela Faysal Sosyal'ın Üç Yol'u, Ali Atay'ın Limonata', Türk sinemacıların, savaşı bir şekilde mesele eden ve savaş sonrasında insanların ruh halini anlatan, ilk akla gelen yapımlar. Bu iki filmin hemen yanına Ozan Açıktan'ın Annemin Yarası'nı ekleyebiliriz. Sen Kimsin?, Çok Filim Hareketler Bunlar gibi iki vasat komedi sonrasında asıl yeteneğini Silsile ile gösteren Açıktan, Annemin Yarası'nda bir 'nefret çocuğu' (savaşta Sırplar tarafından Bosnalı kadınlara tecavüze edilmesi sonucu doğan çocuklar) olan Salih'in (Bora Akkaş) hikayesini anlatıyor. Yetimhanede büyüyen Salih, 18 yaşına gelince annesi ve biyolojik babasını bulmak için elindeki bilgi kırıntılarıyla yollara düşüyor. Annesi Nerma'yı (Belçim Bilgin) çarçabuk buluyor. Fakat geçmiş üzerine bir kabus gibi çöküyor. Çünkü aslında bir nefret çocuğu olduğunu öğreniyor.

MESELE ÇETREFİLLİ
Yaşadığı şoku üzerinden atamadan, Nerma'nın savaşta yaşananları, gördüğü tedavi ve aldığı ilaçlar nedeniyle hatırlamadığını görüyor. İçindeki nefretle babası Sırp Borislav'ı bulmak için tekrar yollara düşüyor. Babası olduğundan şüphelendiği şimdilerde çiftçilik yapan Borislav (Ozan Güven) ile eşi Mariya'nın (Meryem Uzerli) yanında çalışmaya başlıyor. Amacı Borislav'ın babası olduğuna emin olduğu an onu öldürmek. Annemin Yarası aslında çok çetrefilli bir konuya el atıyor. (Bu konuyla ilgili yazılan kitaplar, çekilen belgeseller düşünüldüğünde meselenin Bosna Savaşı'nın günümüze kadar süregelen en travmatik konu olduğu anlaşılır.) Ozan Açıktan ise böylesi son derece sert bir konuyu daha insani ve umut dolu bir hikaye üzerinde anlatmayı tercih etmiş. Lakin o umutlu hali de abartıp meselenin ağırlığına halel getirmiyor.

SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Silsile
'deki gibi intikam alma hali öykünün ana eksenine oturtulmuş, savaşın yarattığı yozlamış ahlakın izleri de hissediliyor ve Açıktan o kapalı defterlerin açılmadan huzur bulunmayacağını ziyadesiyle anlatıyor. Mariya'nın savaşa, savaş sonrası yaşananlara hep vicdani noktadan bakması aslında filmin kilit bir noktası. Zaten yüzleşme aşamasında ne yapılması gerektiğine de o karar veriyor. Borislav cephesindeyse savaş ve savaşa dair her şeyi unutalım tavrı hakim ama işte bu hiç mümkün değil. Salih içinse geçmişin acılarını, yaşananları öğrenip hayatına devam etme kararı baskın. Yani nefret gözünü kör edecek kadar bürümemiş. Ama her şeyin odak noktasında duran Nerma'nın yaşadığı yüzleşme sözün bittiği yer aslında. Annemin Yarası tüm bu yükleri omuzlayıp altından kalkmayı başarıyor. Bosna Savaşı'na ilişkin kuvvetli bir hatırlatma yapması, ajitasyona girmeden ağır bir meseleyi insani bir noktadan anlatması, oyuncu performansları (Bütün oyuncular iyi oynuyor ama Belçin Bilgin, Sabina Toziya ve ilk defa bir Türk filminde oynayan Meryem Uzerli'nin performansları daha iyi) düşünüldüğünde Annemin Yarası sezonun suya sabuna dokunan nitelikli Türk filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaçırmayın deriz!
ARKADAŞINA GÖNDER
Bosna'nın kanayan yarası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz