Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Aileler sırf para var diye çocukları oyuncu olsun istiyor

Giriş Tarihi: 19.3.2016
Aileler sırf para var diye çocukları oyuncu olsun istiyor

atv'nin iddialı dizisi Kehribar'da Leyla'yı canlandırıyor Ayça Varlıer. oyuncu olmanın sorumluluk gerektirdiğini söylüyor: Gençler oyuncu olmak istiyor, aileleri de destekliyor. Oyunculuk doktorluk gibi çok ciddi bir iş. Konservatuvarda okul binasında, yer temizliyordum. Baba parası yesem, mesleğimin kıymetini bilemezdim

atv'de ekrana gelern Kehribar dizisinin Leyla'sı o. Yıllarca ABD'de müzikal oyunculuk eğitimi alan, 11 Eylül saldırıları sonrası çalışma vizesi alamadığı için Türkiye'ye dönen Ayça Varlıer yıllardır oyunculuk yapıyor. Varlıer ile Mudanya'da çekimleri süren dizinin küçük bir molasında buluştuk. Oyunculuk ve sektör üzerine uzun uzun konuştuk:

- Mudanya'da sürüyor çekimleriniz... Sevdiniz mi oraları?
- Bu kadar güzel bir doğada çalıştığım için çok şanslıyım, şimdilik gezme fırsatım olmadı. Ama keşfedeceğim.

- Bir yandan da tiyatro oyunlarınız devam ediyor. Leyla'nın Evi oyunuyla ödül de almıştınız. Şimdi de Fosforlu Cevriye müzikali var...
- Leyla'nın Evi oyunumuz altı yıldır devam ediyor. Fosforlu Cevriye ise yeni heyecanımız. Bu işlerimde de ilginç bir tesadüf var: Leyla'nın Evi'nde ismim Leyla, dizide ismim Leyla. Fosforlu Cevriye'de, polisten kaçmak için Leyla ismini kullanıyorum. Leyla'nın uğurunu yaşıyorum bu aralar. Bunların bir tesadüf olmadığını, bir mesaj olduğunu düşünüyorum.

- Nasıl yetişiyorsunuz hepsine birden?
- Bir ay öncesinden programım belli olduğu için sorun olmuyor. Yapım bu. Zaman zaman çok yoruluyorum dizi başlangıçlarında ama sonra her şey yoluna giriyor. Sahneye çıkmak bana terapi oluyor. 10 sene boyunca bu şekilde çalışmasaydım, böyle yürütemeyebilirdim. Ama antrenmanlıyım. Şükrediyorum ki, istediğim iki oyunda birden oynuyorum, 500-600 kişilik salonları dolduruyoruz. Bunun için okudum, bu işe âşık oldum, bu yüzden sahneye çıkıyorum. Sahnede olmak beni motive ediyor.

KARİYERİMİ PLANLADIM

- 2004 yılından itibaren ara vermeksizin her sezon bir projenin içindesiniz. Bu istikrarı nasıl sağladınız?

- Bir kariyer planlaması bu. Diziden diziye atlamak isteyen biri değilim. Mutlu olacağım, farklı şekilde kendimi ortaya koyduğum işlerde olmayı tercih ediyorum. Bazen benim istediğim proje oluyor ama onlar beni tercih etmiyor. Bunları da yaşadım. Bir projenin de illa 56 bölüm sürmesi şart değil. Mesela Zeytin Tepesi diye bir işim yedi bölüm sürdü ama orada elde ettiğim arkadaşlıklar paha biçilmez. Demek ki biz o işte, bu vesileyle buluşmuşuz, arkadaş olmak için. İlla para ya da kariyer diye bakmamak gerekiyor her şeye. Sahnede de, profesyonel olarak şarkıcılık yaptığım için bir istikrar tutturdum. Sadece dizilerle değil, diğer alanlarda da hayatımı dolduruyorum.

- Aldığınız eğitim ve çizginizle oyunculuk mesleğinin altını dolduruyorsunuz. Şimdi herkes oyunculuk üzerinden ünlü olmak istiyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Ünlü olmak için illa oyuncu olmak gerekmiyor. O kadar çok yöntem var ki, oyunculuk da bu yollardan biri. Ama oyunculuk bir meslek. Sağlam oyuncululukları olan insanların tabanı tiyatrodur, sahnedir. Dünyada da bu böyledir. Türkiye'de yeni yeni dizi sektörü geliştiği için sadece bu işi yapan insanlara ihtiyaç gelişiyor. 10 sene önce anne-babalar "Tiyatrocu olacağım" diyen çocuğu bu sevdadan nasıl kurtaracağını bilemezken, şimdi sırf para var diye oyuncu olsun istiyor. Bu da eğitimsizlikten kaynaklanıyor.

PEMBE KÖPÜKLÜ BİR DÜN YA YOK

- Paraya kolay ulaşmanın yolu olarak mı görülüyor oyunculuk?
- Her şey para değil. İnsan sevdiği mesleği yapıyorsa, bir sene sonra değil 10 sene sonra alır o parayı. Oyunculuk hiç kolay bir meslek değil. Çok uzun saatler çalışıyoruz, güzel ya da yakışıklı olmakla bitmiyor bu iş, altını doldurman gerekiyor. Hem entelektüel ve kültürel açıdan dolmalısın. Türk dizileri seyrederek oyunculuğa heves etmek çok sığ. Gelsinler staj yapsınlar set ortamında. Burada pembe köpüklü bir dünya yok! Ajanslar yeni hevesli gençlere eğitimler veriyor. Bir iki aylık eğitim yetmez. Oyunculukla ilgili disiplinlerin tamamının öğrenilmesi lazım. Biz konservatuvarda çok kapsamlı bir eğitimden geçiyoruz. Tiyatro yapmak istemiyorum, dizide oynamak istiyorum diyorsan bile yine de kendini eğitebilirsin. Bu eğitim illa konservatuvar olmak zorunda değil ama altını doldurmalısın. 18 yaşlarındaki çocukların okullarını bitirmeleri teşvik edilmeli. Bir hevesle kendini setlere atan o gençler yıllar geçince ne olacak?

- Çok küçük yaşlar onlar değil mi? - 18-22 herkesin üniversiteye gittiği çağ. Orada yaşıtlarınla sosyal aktivitelerde olursun, bir şekilde kendini ifade edeceğin projeler içinde olursun. Üniversiteler buna izin veren ortamlardır. Ben o yaşta konservatuvarda, okul binasında yer temizliyordum. Markette dondurma satıyordum. Paramı biriktirip arabamı kendim aldım. O yaşta o sorumluluğu edinmesem, baba parası yesem, mesleğimin kıymetini bilemezdim. Doktorluk, avukatlık kadar önemli bir meslek oyunculuk. 18-22 yaş arasında para kazanmak değil kendine yatırım yapmak önemli!

GİTME EVLENELİM!

- Liseyi Amerika'da ailenizden uzakta okumuşsunuz. Zor olmadı mı?
- Bir ailenin yanındaydım orada. Hiç zor olmadı. Bu kararı da annemle birlikte verdik, çok istedim. Türkiye bana yetmedi. Hentbolda lisanslı oyuncuydum, jaz grubum vardı, tiyatro kulübündeydim. Aktiviteden aktiviteye koşuyordum ama Türkiye yetmiyordu. Çok istedim Amerika'ya gitmeyi.

- 11 Eylül saldırıları sonrası Türkiye'ye dönmüşsünüz. Neden? - O olaydan sonra çalışma izni verilmedi. Ben de göçmenlik bürosuna dava açtım. İllegal yollarla orada kalmak istemiyordum, çalışma vizem yoktu... Bir okul arkadaşım evlenme teklif etti vatandaş olabilmem için. Bir parti yaptılar bana "Gitme evlenelim" dedi bir arkadaşım... İstemedim bu yöntemi. Niye yalanlar söyleyeyim diye düşündüm. Bir taraftan da, "Bu benim için bir çağrı mı?" diye geçti içimden. Oysa çok mutluydum, ajansım vardı, menajerim vardı, teklifler geliyordu. Ama çalışma vizem olmadığı için sıkıntı yaşıyordum. Evlenmekten başka çarem yoktu ama bir seçim yaptım, dönmeyi tercih ettim. O dönüşüm noktalarında fırsatlar sunuluyor insana... Orada kalsaydım da durumum yine iyi olurdu. Nasılsa geri dönerim diye geldim, bugün 10

HAYATA SANATLA BAĞLANIYORUZ

- Müzik de hayatınızın öznelerinden biri. Kendinizi hangisinde daha iyi hissediyorsunuz?
- Hepsinde. Bunu ayıramam. Yemek yediğinizde sadece pilav yiyemezsiniz. Benim durumum bu. Dönemsel durağanlıklar oluyor. Şu ara çok konser teklifi geliyor ama kabul edemiyorum. Çünkü bir tercih yaptım, müzikalim, oyun ve dizi var. Mayıstan sonre konserlere de başlayacağım. Elif albümünden sonra konserler çoğalmıştı zaten.

- Disiplinli biri misiniz?
- Bazen o kadar yorgun oluyorum ki evden dışarı çıkmak istemiyorum. Telefonumu kapatıp, kapandığım zamanlar oluyor. Disiplinliyim tabii, öyle olmasam bu işi bu noktalara getiremezdim. Listelerim var, onları tamamlamam gerekir.

- Aileniz de sanatla ilgili...
- Annem balerin. Babam gitar çalar, ruhen müzisyen. Ablam konservatuvar mezunu, onun eşi müzisyen... Sonuçta bu şekilde motive olan bir aileyiz. Hayata sanat anlamında üreterek bağlıyız.

- Bir de derneğiniz var havvan haklarıyla ilgili... Ondan da biraz söz eder misiniz?
- Özge Özder kurdu derneği. Ablamın da Barınak Gönülleri Derneği var. Yıllardır ona destek oluyordum ve aktiftim bu anlamda. Özge'nin bu hayalinin yanında olduk. Özge önderimiz, biz onun arkasından gidiyoruz. En son "Satın alma, sahiplen" kampanyası yaptık. Şu anda tüm dünyada farkındalık uyandıran bir proje. Ticari hayvan alımına karşıyız. Çocuklarına karne ya da doğum günü hediyesi diye hayvan alıp, bakamayıp sokağa terk eden birçok insan var. O hayvanlar barınaklarda. Hayvan bakmak bir sorumluluk. Çocuk gibi... Bu sorumlulukları alabilecek kişiler sahiplenmeli.

LEYLA KABUKLARLA ÖRÜLÜ BİR KADIN

Kehribar maskülen bir mafya dizisi mi?
- İçinde mafya öğeleri olan, hikayesinde eril ve dişil enerjiler eşit oranda dağıtılmış bir dizi. Bir hesaplaşma ve intikam duygusu var. İçinde bir çok kulvar var. İlk kez böyle bir işin içindeyim. Rol aldığım Behzat Ç. ve Kurtlar Vadisi tamamen maskülen dizilerdi. 10 senedir bu işteyim, kadın ve erkek hikayesinin bu kadar harmanlandığı ve farklı dille anlatıldığı ilk işim. Yazarlarımız erkek, yönetmenimiz kadın. Tüm dengeyi onlar sağlıyor.

- Karakteriniz nasıl biri?
- Leyla Gemlik'te zeytin arazileri sahibi zengin bir ailenin kızı. Genç yaşta düşman aileden birine aşık oluyor. Aileler bu aşka izin vermediği için kaçmaya karar veriyorlar fakat kaçarken bir olay oluyor ve Leyla'nın sevgilisi Orhan (Gürkan Uygun), Leyla'nın kardeşini sakat bırakıyor. Ve Orhan 20 yıl boyunca ortadan kayboluyor. Leyla geride bekleyen, umut eden rolünde... Bu arada istemediği biriyle evleniyor. 20 yıl bekliyor ve bazı sırlar var. Leyla kabuklarla örülü bir kadın... Orhan dönüyor ve neler olacak göreceğiz.

- Gürkan Uygun'la uyumunuz nasıl?
- Daha önce Kurtlar Vadisi'nde onun oynadığı karakterin psikiyatrıydım. İkimiz de tiyatro kökenliyiz. Bakış açımız çok benzer olduğu için gayet iyi gidiyor her şey.

ARKADAŞINA GÖNDER
Aileler sırf para var diye çocukları oyuncu olsun istiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz