X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 1915’e masal reçetesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

1915’e masal reçetesi

  • Giriş Tarihi: 2.4.2016
1915’e masal reçetesi
1915’e masal reçetesi

Ermeni Tehciri ile ilgili ilk Türk yapımı Yitik Kuşlar, yaşanan acılara çocuk masumiyetiyle bakıyor. Masal anlatısını kullanan filmin handikapları olsa da cesaretiyle alkışı hak ediyor

Bu coğrafyanın acılı tarihinde kalın bir defterdir 1915 Ermeni Tehciri. 101 yıl önce yaşananlarla ilgili o defterin kapağını toplum olarak son yıllarda açmış olsak da henüz birkaç sayfasını okumuşuzdur herhalde. Ama önemli olan o defterin açılmasıydı. Sinema dünyası da filmlerle bu defterin sayfalarını okumamıza yardımcı olmaya çalışıyor. Hatırlanırsa ilk hamle Kesik'le Fatih 'dan gelmişti. Bir Türk yönetmenin bu konuyla ilgili film çekebilme cesareti ve bu çekilen filmin Türkiye'de gösterilmesi başlı başına bir olaydı. Belirli yargıların yıkıldığının da göstergesiydi aynı zamanda. Evet film anlatımıyla tartışıldı, iyi bulanlar olduğu gibi kötü bulanlar da çıktı. Ama nihayetinde o sessizliğe gömülen acılar film vesilesiyle tekrardan konuşulur olmuştu. Türkiyeli iki yönetmen Ela Alyamaç ve Aren Perdeci'nin birlikte çektiği Yitik Kuşlar ise Ermeni Tehciri ile ilgili ilk Türk yapımı film olarak Kesik'in açtığı yoldan gidiyor. Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle çekilen film ormanda oynadıkları için tehcirden kurtulan sonra da ailelerinin ama özellikle de annelerinin izini sürmek için yola çıkan biri kız biri erkek iki kardeşin hikayesini anlatıyor.

ACIYA EMPATİ
Yitik Kuşlar'ın derdi bildik kısır tartışmalara düşmeden, yaşananlarla ilgili bir empati duygusu yaratmak, anladığımız kadarıyla. Belki bunun için hikayesini çocuklar üzerinden anlatıyor. Filmde, bırakın katliamı bir şiddet sahnesi bile yok. Esasında kötü bir karakter yok. Yönetmenler çocukların yaşananların farkına varamamalarını bir anahtar olarak kullanıp onların gözünden meseleye bakıyor. Film de bu yüzden masumane arzuları olan annelerine kavuşma isteğiyle ilerliyor. Anadolu alt üst olurken iki çocuğun olayları kavramaması mümkün mü denilebilir. Yönetmenler bunu savuşturmak için büyük bir acıya bir masal anlatısıyla yaklaşıyor. Masal atmosferinde, yaşanan gerçeklerle en az derece ilişki kurup, daha çok o acının duygusunu aktarmaya çalışıyor. Bunu da kimseyi tahtasına koymadan yapmaya uğraşıyor. Yani tüm hassasiyetleri koruyarak farklı bir bakış açısı sunmanın peşinde yönetmenler. Malum Ermeni Tehciri yükü ağır bir konu olduğu için bu bakış açısı istenilen düzeyde etkili olabilir mi, bunu zaman gösterecek. Ama şöyle bir şey söylemek mümkün. Eşkıya filminde Keje, yıllarca suskun kaldıktan sonra ilk kez konuşmaya başladığı anda çok zorlanır. Sesi çatallanır, cümleleri zar zor anlaşılır. Yitik Kuşlar'ın durumu da biraz böyle. Sinemamız büyük bir sessizlikten sonra bir cümle kurmaya çalışıyor, doğal olarak bu cümle çatallı çıkıyor! Ama film ve yönetmenler cesaretiyle alkışı hak ediyor.