Tat ve notalar birleşirse...

Giriş Tarihi: 30.4.2016
Tat ve notalar birleşirse...

Kimi kendisi i yapılan keke adını vermiş, kimi de domatesi süs bitkisi olmaktan çıkarıp sofralarımıza taşımış. Klasik müziğin büyük isimleri mutfak sanatına olan katkılarıyla da tarihte yerini almış

Ünlü besteci Gioacchino Rossini ömrü boyunca üç kez ağladığını söyleyip o anları şöyle anlatır: "İlk operam beğenilmeyip ıslıklandığında, Paganini'yi ilk kez dinlediğimde ve bir sandal gezisi sırasında elimdeki trüf mantarı ile doldurulmuş hindi suya düşünce..." Üçüncü sınıf bir piyanist ama dünyanın bir numaralı aşçısı olarak anılmak isteyen Rossini, teki yaratıcılığını mutfağa da yansıtan bir sanatçıydı. "İştah mide i, aşk kalp idir. Homurtulu sesler çıkartan bir fagot veya cıvıldayan bir flüt bana açlığı anımsatırken dolu bir mide keyifle çınlayan bir üçgeni ya da bir klavsenden çıkan neşeli sesleri anımsatır. Mide, seslendirdiği şarkılarla kulakların pasını silen ve yüreği ısıtan bir primadonnaya benzer..." diyordu. Klasik müzik tarihinde onun gibi mutfak sanatı ile ilgilenen hatta gurme unvanını hak eden başka müzisyenler de var. Kendisi de mutfak tutkunu olan piyanist Gülfam Göknar, bu önemli sanatçıların efsanevi sofralarını merak edip, ayrıntılı bir araştırmaya girişmiş. Ve araştırmasının sonunda 16 bestecinin kendi tariflerine ulaşmış. Sonra tek tek hepsini deneyip kendi lezzetlerini de ekleyerek Müzik ve Yemek adlı kitabı yazmış. Kitapta tariflerin yanı sıra müzisyenlerin kısaca yaşam hikayeleri de anlatılmış. Sanatçıların yemekle ilişkisine ilişkin anekdotlar da ilgi çekici. Ünlü kemancı Paganini, yaşadığı dönemde süs bitkisi olarak yetiştirilen domatesin yemeklerde kullanımına öncülük ederek gastronomi tarihine büyük katkıda bulunmuş, örneğin. Gurmeliği ile ünlü Rossini bir gün arkadaşı, besteci Donizetti'yi evine davet etmiş. Aşçısından da misafirinin karakterine uygun, sade, hızlı ama lezzetli bir kek hazırlamasını istemiş. Böylece ortaya çıkan kek Hızlı Donizetti keki olarak anılmaya başlanmış. Verdi'nin evinin bahçesinde bir kar kuyusu bulunuyormuş. Kuyu, yemek yapmakta kullanılan malzemeleri yaz sıcağından korumak için kışın donan gölden getirilen buzlarla doldurulurmuş.

İYİ YEMEK İLHAM VERİR
Kitabı okuduğumda benim de aklıma günümüzden bir isim geldi. Dahi piyanist Lang Lang. "İyi yemek bana ilham verir. Sanırım bazı tatlar piyanoyu daha iyi, daha keyif verici şekilde çalmanızı sağlıyor" diyen piyanistin yeni bir şehre gittiğinde ilk yaptığı oradaki en iyi Çin restoranını bulmak oluyormuş. Piyanistin yemeğe yaklaşımı Çin kültüründeki yin ve yang felsefi öğretisinin prensiplerini taşıyor. Öğreti yemeğe uyarlandığında yiyecekler arasında renk, tat ve doku konusunda denge sağlanmaya çalışılıyor. Lang, "Müzikteki gibi yemek yerken de dengeyi sağlamak çok önemli. Et insanı sinirli yapar, sebze ise gevşetir. Bu yüzden çeşitlilik en doğrusu. Yemek yerken farklı karşımları severim. Her şeyden bir parça. Tıpkı çalarken yaptığım gibi..." diyor. İyi yemekten ilham alıyor, yaptıkları müzikle ruhumuzu doyuruyorlar. Göknar'ın kitabındaki tarifleri denerken söz konusu bestecilerin ünlü eserlerini dinleyebilirsiniz.
ARKADAŞINA GÖNDER
Tat ve notalar birleşirse...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz