X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gelin-kaynana olmaz yan yana
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gelin-kaynana olmaz yan yana

  • Giriş Tarihi: 7.5.2016
Gelin-kaynana olmaz yan yana
Gelin-kaynana olmaz yan yana

Toplumda her şey değişiyor ama görünmez fay hatlarından gelin-kaynana gerginliği devam ediyor. Bu kadim gergin ilişkide son noktayı Yargıtay koydu. Aynı evde yaşamaları artık boşanma nedeni. Evler en ayrılmak zorunda!

Gerilimi de hikayeleri de bitmez kaynana gelin ilişkisinin. Çok çok eski lardan günümüze kadar gelen bir gerilim hattı. Filmlere, dizilere, romanlara konu olmuşluğunu bir kenara bırakın, üç-beş kadın bir araya gelince liste başı konudur gelin kaynana meselesi. Yıllar yıllar süren bu kolektif gerginliğin galibi çıkmadı. Ama artık gelinden yana ağırlığını koyar oldu. 2005'te Yargıtay kaynana baskısını boşanma gerekçesi olarak kabul etmişti. Bu hukukun kaynana cephesine attığı ilk goldü. 11 yıl sonra ikinci gol geldi. Yine Yargıtay gelin ile kaynananın aynı evde yaşamasını boşanma gerekçesi olarak kabul etti. Böylece bu kadim sorunda hukuk gelin haklı dedi. Aslında her gelin ile kaynananın arasındaki sorun kendine özgü. Kimi vakalarda kaynana, kimindeyse gelin haklı. Yani bir genelleme yapmak pek mümkün değil. Yıl olmuş 2016... Dünya değişiyor ve gelinlerle kaynanalar arasındaki ilişkide ne durumdayız diye merak ettik. İşte örnekler:

GELİNLER

Şirin gelini oynuyorum ve mutsuzum
U. L. (İletişimçi, 24): "Yaklaşık bir yıllık evliyim. Kayınvalidem tam bir hanım sultan. Hâlâ 'Ailede tek söz sahibi ben olayım' istiyor. Eşimin de onu kırmak istemediğini keşfedince şöyle bir strateji geliştirdim. Kayınvalideme karşı şirin gelin rolü oynuyorum. Yapacağım her işte onun fikrini soruyorum. Eşim, bana bir konu da düşüncemi sorduğunda 'Aaa annene de bir soralım' diyorum. Bu yaklaşımım herkesi mest ediyor. Bu sayede ikili bir denge kurdum. Ama benim dışımda herkes mutlu. Bir tek ben mutsuzum."

Yavrumun yavrusu yarısı yılan yavrusu
Z. Ü. (Şirket yöneticisi, 48): "Nişanlıyken bile hoşlanmadığını gösterdi. Eşim askerdeydi nişanlıyken, onun ziyaretine eşimin eski sevgilisini alıp gitti. Ama buna rağmen biz evlendik. Bir çocuğum oldu. Torununu 'Yavrumun yavrusu yarısı yılan yavrusu' diye seviyordu. Kocam olup biten karşısında sessiz kalıyordu. Ben de mesafeli davranıyordum. Sonradan eşimle boşandık ve boşanmamda kayınvalidemin de etkisi vardır."

İltifat etmeyince hayırsız gelin oldum
N. B. (Reklamcı, 42): "Eşimin başından bir evlilik geçmiş. Kayınvalidem eşimin ilk eşinde takılı kalmış. Ne zaman bize gelse ilk gelinini kastederek eşime 'Karına sahip çıkamadın' diyor. Beni fazla modern buluyor. Aslında bunun sebebi ona biat etmemem ve onu iltifatlara boğmamam. İlgi odağı olmak istiyor. Şimdilerde bana 'Hayırsız gelin beni niye aramıyorsun?' diyor. Evet, aramıyorum ama eskiden ne zaman arasam nasılsın bile demeden siteme başlıyordu. Mecburen mesafe koydum."

Dünyanın en şanslı geliniyim galiba
L. B. (Akademisyen, 35): "Kayınvalidem kadın olma halinden çok iyi anlıyor, bunun için herhangi bir durum karşısında hemcinsiyle dayanışma içine giriyor. Eşimle yaşadığımız bir sorundan haberdar olursa her zaman benim yanımda saf tutar. Yılda bir kere biz çağırırsak gelir. Ama biz, haftada birkaç gün onun evine gideriz. Gittiğimiz zaman bir misafir gibi ağırlar bizi. Müsait olduğu zamanlarda da torununa bakar. Çok olgun bir insan. Mesela annemin 'Kızım sizin aileye çıkmış büyük bir ikramiye' sözüne 'Evet haklısınız onun başımızın üzerinde yeri var' diyecek kadar olgun. Dünyanın en şanslı gelinlerinden biriyim. Bazen annemle konuşamadıklarımı onunla konuşabiliyorum."

Mesele çocuğunu paylaşamaması
K. B (Dış ticaret uzmanı, 34): "Evlendik, bir ay sonra kayınvalidem geldi ve üç ay gitmedi. Sonra bir ay gitti, tekrar geldi, iki ay daha bizimle kaldı. Antalya'da yaşıyordu ama bu gelmeler bir türlü bitmedi. Yeni evlenmişsiniz ama kendi evinizi sahiplenmenize izin vermiyor. Evi o sahipleniyor. Sonra da kontrolü ele geçiriyor. O zaman, farkında olmadan siz de onunla bir rekabete giriyorsunuz ve yarışır hale geliyorsunuz. Bu tabii eşinizle olan ilişkiyi çok fazla etkiliyor. Çünkü temel olarak çocuğunu paylaşamıyor. Eşimin babası vefat etmişti. Kayınvalidem de 'Ben şu hayatta tekim' duygusal baskısını iyi kullandı. Eşim de bu duygusal baskıya 'Aman annemin kalbini kırmayalım' diye refleks gösterince olan ilişkimize oldu. Ben şu manzarayı yaşadım: Üç kişilik bir kanepede eşim ortada oturuyor, annesi yanında ve başını oğlunun omzuna koymuş, ben de diğer yanındayım birlikte TV izliyoruz."


KAYNANALAR

K. İ. (Ev hanımı, 56): "İki gelinim var. Biraz varlıklı bir aileyiz. İkisine de ev açtık, çocuklarımıza iş kurduk. Çocuklarım, gelimlerim ve kızım aynı apartmanda oturuyoruz. Büyük gelin aileye karşı saygılıydı ama ailenin mal mülk meselesi konusunda aile adına karar almak istedi. Bu konuda küçük gelinin de aklına girdi. İlişkilerimiz bozuldu. Oysa iki gelinimi de serbest bırakmıştım. Kocam baktı ilişkiler kötüye gidiyor iki oğlumun evini de boşaltıp başka yerden ev tutmalarını sağladı. Sorun da çözüldü. Mal mülk insanı da gelini de bozabiliyormuş bunu öğrendik."

Olması gereken saygıyı bile göremiyorum
C. Z. (Ev hanımı, 57): "Oğlumla gelinim birbirini severek evlendi. İkisi de memur. Gelin ilk başlarda soğuktu sonra ilişkimiz gelişti. Zaten ben kaynana çilesi çektiğim için gelinime de hiç karışmadım. Ama gelinim bunu fırsat bildi. Mesela kendi gelecekleriyle ilgili kritik kararlarda bize danışmıyorlar. Bu çok da dert değil. Ama kendi ailesine danışıyor gelin. Kendi ailesine daha çok değer veriyor ve bunu da bize hissettiriyor. Mesela iki defa ameliyat oldum, bir kere bile ziyaretime gelmedi. Bize karşı bir cephe aldığını düşündürüyor. Oğlum da olayların farkında ama pasif davranıyor. Açıkçası aramızda sert bir duvar var. Oysa ben zaten onların hiçbir şeyine karışmıyorum ama olması gereken saygıyı da görmek istiyorum. Evlerine davet etmedikçe gitmiyoruz zaten."

Torun da mücadele alanı
A.C. (Emekli bankacı, 75): "Gelinime hep saygılı davrandım. Allah var o da bana saygıda kusur etmedi. Bizim derdimiz oğlumu paylaşmak değil, torunumla ilgili. Uzun yıllar torunuma ben baktım. Çok derin bir ilişkimiz var. Gelinim torunumun bana beslediği sevgiyi kıskanıyor. Torunum da bunun farkında. Arada kalıyor yavrucak."

30 yıl kaynana çilesi çektim gelinlerime hiç karışmam
N. Ö. (Ev hanımı, 55): "17 yaşımda evlendim. Bir kaynanam olsa neyse, görümcem de vardı. Kaynana çilem 30 yıl sürdü. 12 yıl da görümcemle birlikte oturdum. Beni hep boşatmakla tehdit ettiler. İkisi, her şeyime karıştıkları gibi çeşmeden akan suyu içmeme bile karışıyorlardı. Mesela kocamla akşam çay içmemi bile istemiyorlardı. Eşim de ailesine manevi yönden bağımlı olduğu için, yaşananlar karşısında sessiz kalıyordu, 'Çekersen böyle çekmezsen kapı orada' diyordu. Ben de çocuklarım için çektim. Evlendikten 25 yıl sonra ancak haklarımı savunabildim. Ah ettim gelinlerime iyi davranacağım diye. Gelinlerime de hiç karışmıyorum. Sevgiyle yaklaşıyorum onlara. Oğullarımı da kıskanmıyorum. Eşleriyle iyi olduklarını görmekten mutluyum. Zaten ev üzerinde ev olmaz. Gelin isterse gidilir istemezse çocuğunuzun huzuru için gidilmez. Geline de kızılmaz. Sonuç da o da bir ana kuzusu!"

İdeal kaynana!
C. H. (İşletmeci, 57): "Eşimi yıllar önce kaybettim. Büyük oğlumla birlikte yaşıyordum. Evlenirken gelinimle birlikte, aynı evde yaşamayı teklif ettiler. Kabul etmedim. Herkesin ayrı hayatı olmalı dedim. Gençlerin başka türlü bir hayatı var, bunu biliyorum. Oğluma 'Seninle ömür boyu aynı evde oturamam' dedim. Ayrı eve çıktılar. Evet, ilk başlarda bir boşluğa düştüm, yalnız yaşamaya alışmak zordu. Ama böyle olması hepimiz için en iyisiydi. Gelinlerime karşı bir kıskançlık yaşamıyorum. Çocuklarımla aynı hanede yaşayabileceğim kadar yaşadım. Evlilik müessesini yürütmek hiç kolay değil. Çocuklarımın da bunu deneyimlemesi ve bir şeyler öğrenmesi gerekiyor. Birlikte yaşayarak onların bu deneyimi yaşama şanslarını ellerinden almış olurum diye düşündüm."