Kocamı ağrı çekerken gördükçe benim de içim acıyor

Giriş Tarihi: 2.7.2016
Kocamı ağrı çekerken gördükçe benim de içim acıyor

İki yıl önce Serdar Ortaç ile evlenen İrlandalı model Chloe Loughnan artık rahatça Türkçe konuşabiliyor. nedeniyle sık sık seyahat eden Chloe, birbirlerine güvendiklerini ve ayrılığın sorun yaratmadığını söylüyor. En büyük üzüntüsü ise Ortaç’ın rahatsızlığı nedeniyle yaşadıkları sıkıntılar

Chloe Loughnan Ortaç'la ilk kez 2013 yılında röportaj yapmıştık. O zaman Türkçesi çok iyi olmadığı için röportajı İngilizce gerçekleştirmtik. Henüz Serdar Ortaç'la evli değildi. Romantik bir teklif istediğini söylemişti... Aradan geçen üç yılda güzel modelin hayatında epey değişiklik oldu. "Çok zor ve karmaşık" dediği dilimizi çözmeyi başarmış. Şimdi hedefinin, Türkçesini biraz daha geliştirmek ve ardından da oyunculuk yapmak olduğunu söylüyor. Ama şu sıralar ayrı bir heyecan yaşıyor. Miami'de For Models ajansıyla bir anlaşma imzaladı. Yılda üç-dört kez ABD'nin yolunu tutuyor ve defilelerde boy gösteriyor hatta reklam filmlerinde oynuyor. Tabii bu durumda da işi için eşinden uzak kalmış oluyor. Her fırsatta çocukları çok sevdiğini ve anne olmak istediğini dile getiren Chloe'yi Çeşme'de yakaladık. Bayram tatilinde İrlanda'ya gidecek olan modelle fırsat bu fırsat evlilik hayatını, eşinin hastalığını ve ayrı geçen günlerini konuşuyoruz.

- Sizinle daha önce röportaj yaptığımızda henüz evlenmemiştiniz ve Serdar Ortaç'tan romantik bir evlenme teklifi bekliyordunuz. İstediğiniz o çok romantik teklif geldi mi? Çok özel değilse paylaşır mısınız. Serdar Ortaç nerede, nasıl bir evlenme teklifinde bulundu?
- Aslında daha önce sahneden evlenme teklifi etmişti. Fakat bu sayılmazdı. Ve o çok beklediğim romantik teklif geldi. Noel'de Serdar ilk defa İrlanda'ya geldi ve bütün ailemle tanıştı. Sonrasında beraber çocukken oyun oynamak için gittiğim plaja gittik. Orada yürüyüşe çıktık. Serdar bir anda diz çöktü ve cebinden yüzük çıkartıp bana evlenme teklif etti. Bugüne kadar aldığım en güzel yılbaşı hediyesi oldu. Sürekli ağladığımızı hatırlıyorum. Mutluluktan gözyaşlarımı tutamadım. Ardından da ailece kutlama yaptık.

- Siz küçük bir yaz düğünü hayal ediyordunuz, eşiniz büyük bir düğün istiyordu. O gece çok güzeldiniz. Neler hissettiniz?
- Çok teşekkürler. O gün gerçekten rüya gibiydi. Birkaç ay boyunca gece gündüz düğünü organize etmek için çalıştım. Bütün ailem ve en yakın arkadaşlarım 'ye geldi. Çok heyecanlıydım o yüzden o gün çok hızlı geçti. Hiç bitmesini istemedim. Evlilik yemini ederken çok duygusaldı. Keşke bir daha öyle bir düğün yapsak. Unutulmaz bir geceydi.

EVLENDİKTEN SONRA OLGUNLAŞTIM

- Gelelim klasik sorulara... Evlendikten sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu? Ya da oldu mu?
- Evlendikten sonra çok şey değişmiyor. En azından bizim ilişkimizde durum böyle oldu. Sadece daha olgunlaştım. Bir de evlenince birbirinize daha çok saygı duymaya başlıyorsunuz. Elbette bu benim fikrim. Herkes aynı düşünmeyebilir.

- Şu Miami ve mankenlik mevzusu epey gündemi meşgul etti. Tam olarak neler yapıyorsunuz orada ve ne kadar zamanınızı Miami'de geçiriyorsunuz?
- Ben Miami'de çok iyi bir ajansla çalışıyorum. Orada çekimler, defileler, şovlar falan falan yapıyorum. En son gittiğimde bir reklam filmi çektim.Bir daha ki sefere oyunculuk dersi almak istiyorum. Mankenliğin de zaten bir tür oyunculuk olduğunu düşünüyorum. Asla satın almayacağınız ya da özel hayatınızda giyemeyeceğiniz bir kıyafeti taşıyorsunuz. Ve o kıyafet için zaman zaman farklı bir karaktere bürünüyorsunuz. Oyunculuğu denemek istiyorum mutlaka. Bu da senede en az üç-dört kez Miami'ye gideceğim anlamına geliyor.

- Eşiniz size her defasında eşlik edemiyor ama. Bu kadar çok ayrı kalmak zor olmuyor mu? Özlemiyor musunuz birbirinizi?
- Tabii ki zor oluyor, kocamı çok özlüyorum ama bu benim işim ve çalışmayı çok seviyorum. Onun da işi var. O da beni bırakıp konsere gidiyor. Bizim hayatımız böyle Miami'de iş olunca oraya gidiyorum. Sonuçta işimin peşindeyim. Bazen iki haftalığına bazen de bir aylığına ABD'de kaldığım oluyor.

KOCAMIN İÇİNDE KISKANÇLIK OLABİLİR

- Çok güzel bir kadınsınız. Eşiniz bu durumu kıskanmıyor mu?
- Çok teşekkür ederim. Kocamın içinde bir kıskançlık olabilir. Tüm erkeklerde olduğu gibi... Ama Serdar bu kıskançlık durumunu çok belli etmiyor. Bir de bana çok güvendiğini biliyorum. O yüzden aramızda bu anlamda bir problem yaşanmıyor. Kıskançlık kavgası olmuyor anlayacağınız.

- Peki siz eşinizi hiç kıskanmıyor musunuz?
- Kocama çok güveniyorum. O bana kıskanmam için bir sebep vermez zaten.

- Çocukları çok sevdiğinizi ve en büyük hayalinizin çocuk yapmak olduğunu söylemiştiniz. Evli çiftlere bu soruyu sormak adettendir... Çocuk düşünmüyor musunuz? Hiç bu mevzuyu konuşuyor musunuz?
- Tabii ki çocuk düşünüyorum. Bu konuları konuşuyoruz zaten herkes bunları soruyor. Aynı zamanda kocam da çocuk istiyor. Ama daha çok erken, zamanımız var. Bir süre daha işlere konsantre olmak istiyorum. Zamanı gelince çocuk sahibi oluruz. İkimiz de çocukları çok seviyoruz.


CANI YANINCA BENİM DE YANIYOR

- Serdar Ortaç'ın hastalığı da zaman zaman gündeme geliyor. Bu hastalık onu ve yaşamınızı nasıl etkiliyor? Yaşam kalitenizi düşürdüğü oluyor mu? Siz ona nasıl yardımcı oluyorsunuz?
- Tabii ki kocamı ağrı çekerken gördükçe içim acıyor. Onun canı yanınca benim de yanıyor. Hayat onun için zor oldukça benim için de zor oluyor. Ama ona hastalığını hatırlatmamaya çalışıyorum. Hayatımızda hastalık yokmuş gibi davranıyoruz. Hayat kalitemizi etkilemesine izin vermiyoruz.

- Türkçeniz epey ilerlemiş. Daha önce "Türkçe dünyanın en karmaşık dili" açıklamasında bulunmuştunuz. Şimdiyse sunuculuk yapıyorsunuz ve TV programlarında yer alıyorsunuz.
- Türkçe benim için gerçekten de çok zor. Hâlâ öğrenmeye devam ediyorum. 'de de oyunculuk yapmak istiyorum. Ama bunun için mükemmel Türkçe konuşana kadar bekleyeceğim.

HER ŞEY AŞKLA BAŞLADI

- Serdar Ortaç sizden önce 'çapkın' olarak bilinirdi. Nasıl dizginlediniz?
- Bence bu konu doğru kişiye rastlamakla ilgili. Ona baskı yapmadım. Aşk başlayınca her şey kendi halinde gelişti zaten.

- Atatürk Havalimanı'nda yaşanan üzücü olaylarda aileniz merak etmiş olmalı. Nasıl tepki verdiler?
- Duyunca çok üzüldüm. Ailem de hemen aradı. Sürekli seyahat ettiğimi bildikleri için çok korkmuşlardı. Burada yaşayan herkesin ailesi gibi. Onların ve benim de tek bir dileğimiz var bu olayların tekrarlanmaması ve kimsenin üzülmemesi. Olayları kınıyoruz, vefat edenlere Tanrı'dan rahmet ve ailelere de başsağlığı diliyoruz..

- Yazları sizi genellikle tatil beldelerinde görüyoruz. Favori tatilinizi sorsam... Nerede ve nasıl bir tatilden hoşlanıyorsunuz?
- Eşimle beraber olduğum her yer bana keyifli geliyor. Türkiye'de o kadar çok güzel yer var ki seçim yapmam çok zor. Tatil olarak en önemli şey sonuçta deniz, kum, güneş, huzur ve eşim.

- Sormadan olmaz... Formunuzu nasıl koruyorsunuz, sırlarınız var mı?
- Ben sağlıklı yemeye özen gösteriyorum. Ama yemeklerin tadını çok sevdiğim için sürekli spor yapıyorum. Pilates, kickboks ve yogayı çok seviyorum. Üstelik kicboks yaparken stres atmış oluyorum. Cildimin doğalını ve tazeliğini bol bol su ve taze sebze suyu içerek koruyorum. Ve gerçekten de bunları tüketmek ciltte büyük fark yaratıyor. Herkese tavsiye ediyorum.

- Hırslı mısınız?
- Çok. Özellikle iş konusunda hırslıyım. Sevdiğim işi sonuna kadar yaparım.

- Evde dengeler nasıl? Örneğin son sözü kim söyler?
- Bu konuda çok dengeliyiz. Birbirimize karşı çok saygılı olduğumuz için evde kararları beraber alıyoruz.

HER GÜN MİLYONLARCA İŞ HAYAL EDİYORUM

- Butik ve restoran açma hayaliniz vardı. Bunlar ne durumda?
- Kafamda her gün milyonlarca yeni iş hayal ediyorum. Her şey yavaş yavaş olacak. Modayı çok seviyorum her gün evde okurduğum yerde kafamda bir sürü tasarım yapıyorum. Bu yüzden mutlaka butik açmak istiyorum. Aynı zamanda bütün dünyayı geziyorum ve hep yeni yerler görüyorum, farklı mekanlar keşfediyorum. Birçok restoran ve kafe geziyorum. O yüzden işletmecilikle de ilgileniyorum. Bakalım ne olacak... Her şeyin bir sebebi bir zamanı vardır diye inanıyorum.

- Bayram tatilinde ne yapacaksınız. Eşinizle birlikte mi geçireceksiniz?
- Hayır maalesef kocamın yanında olamayacağım. İrlanda'ya ailemin yanına gitmek zorundayım ayrıca 4 Temmuz benim yaş günüm. Ailem bir senedir beni görmedi onlarla olacağım. Zaten kocam bayram boyunca her gün çalışacak. O işteyken ailemle vakit geçirmek istedim.

- Türkiye'deki günleriniz nasıl geçiyor. Hâlâ alışamadığınız şeyler var mı?
- Ben bunu artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Türkiye hayatına yüzde 100 adapte oldum artık. Günlerim sakin geçiyor. Gün içerisinde spora gidiyorum, yemek yapıyorum, Arkadaşlarımla geziyorum ve kocamla zamanı paylaşıyorum. İş yoksa tabii...
ARKADAŞINA GÖNDER
Kocamı ağrı çekerken gördükçe benim de içim acıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz