Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu Avrupa’yı yakar!

Giriş Tarihi: 9.7.2016
Bu ateş Avrupa’yı yakar!

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı alan mülteci meselesine karşı Avrupalıların ruh halini anlatan Denizdeki , insanlığı yakan in el birliği ile söndürülmesi üzerine nefis bir belgesel

Bu çağda denizde insanların ölmesine inanamıyorum" demişti, İstanbul Film Festivali için Türkiye'ye gelen Denizdeki 'in İtalyan yönetmeni Gianfranco Rosi. Belki de bu motivasyonla çekti belgeseli. Ama iyi ki de çekmiş. Çünkü günümüzün en can yakıcı sorunlarından olan mülteci meselesine karşı özellikle de Avrupalıların, haleti ruhiyesini duru ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor filminde. Ve kanıksanan bir gerçek karşısında insanın, yönetmenin kendi cümlesindeki gibi bir şaşkınlığı yaşamasını sağlıyor. Rosi'nin filmde odaklandığı İtalya'daki Lampedusa sı, mültecilerin Avrupa'ya açılan ilk kapıları arasında. Bir balıkçı kasabasının bulunduğu bu ada, mültecilerin akınına uğrayınca İtalyan hükümeti de mültecilere denizde müdahale ederek onların ada halkıyla yüz yüze gelmesini engellemiş. Bu da ada sakinleriyle mülteciler arasında görünmez bir duvarın oluşmasına neden olmuş. Avrupa'nın mülteci siyasetinde hiçbir dahli olmayan bu ada sakinleri, mülteci gerçeğini biliyor, duyumsuyor ama bu gerçekle yüz yüze gelmediği için de günlük yaşantılarına devam ediyor. Kimi mültecilerin dramına üzülüyor, kiminin içi yanıyor ama mülteciler için hiçbir şey de yapılmıyor. Zamanla da o görünmez duvarın arkasındaki trajedi insanların hayatında olağan, alışılmış hatta unutulmak istenen bir durum haline geliyor. Mültecilerle ada sakinleri belki gerçekte yüz yüze gelmiyor (bir istisnası var o da adanın tek doktoru olan ve mültecilere ilk müdahaleyi yapan doktor) ama filmde Rosi, kamerasını denizdeki trajediyi de çeviriyor. Ajitasyona girmeden ölüm yolculuğunda yaşananlara bakıyor. Böylece büyük ve acı bir trajedi ve bu trajediye bilse de görmezden gelerek yaşamaya çalışan insanların ruh halini izliyoruz filmde. Rosi tam da bunu yaptıktan sonra bitirmiyor filmini, bu görmezden gelme meselesini, 12 yaşındaki ada sakini Samuele'in bir göz tembelliği hastalığı ile ilişkilendirerek Avrupa'nın bu mesele karşı bir görme tembelliği yaşadığını anlatmaya çalışıyor. Sonra bilip de es geçilen gerçeklerin ada sakinlerinde kimi fiziksel rahatsızlara neden olduğunu da gösteriyor.

BU YANGIN KARAYA DA SIÇRAR
Yani Rosi, Avrupalıların ruh halinin sürdürülebilir olmadığını, devam etmesi halinde Avrupa bünyesinde çok ciddi rahatsızların olacağını ve denizdeki in karaya da sıçrayacağını öngörüyor. Ki yaşanan son zamanlardaki gelişmeler de (Avrupa'da ırkçılığın yükselmesi, yaşanan 'merhamet yorgunluğu', İngiltere'nin AB'den ayrılması) bu öngörünün doğru olduğu gösteriyor bize. Daha önce Çevreyolu/Sacro Gra belgeseli ile Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan alan, Denizdeki Ateş ile de Meryl Streep başkanlığındaki jüriden Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülü kazanan Rosi, Avrupa'nın son dönemdeki önemli belgesel yönetmenleri arasında. Michael Moore'un başını çektiği provakatif belgesel anlatımından haz etmiyor ve daha dingin bir belgesel sinema anlayışının peşinden gidiyor. Denizdeki Ateş de sinematografik olarak bu arayışındaki şimdilik zirve noktalardan biri. Ölümlerin sürekli sayılara indirgendiği her tarafta dramların ve trajedilerin yaşandığı, utanç duygusunun gittikçe unutulduğu bir zamandan geçerken Denizdeki Ateş, insanlığı yakan ateşin el birliği ile söndürülmesi üzerine nefis bir yüzleşme belgeseli. Kaçırmayın!
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bu ateş Avrupa’yı yakar!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz