Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İçimizdeki yabancılar: büyülü bir şehir

Giriş Tarihi: 9.7.2016
İçimizdeki yabancılar: İstanbul büyülü bir şehir

’de yaşayan yabancı kadınları bir çatı altında toplayan International Women of ’un dört üyesiyle bir araya geldik. Hem İstanbul’a taşınma hikayelerini dinledik hem de bu şehri neden bu kadar sevdiklerini konuştuk... Kimi “Korna sesini bile özlüyorum” diyor, kimi teraslardan şehri izlemeyi seviyor...

Başka bir ülkede sıfırdan hayat kurmak kolay değil. Binlerce kilometre uzaklıktaki bir şehre yerleşmek ve yepyeni arkadaşlıklara başlamak...
Söz konusu yer gibi büyük ve kozmopolit bir şehirse işiniz kuşkusuz daha da zorlaşacaktır.
International Women of İstanbul (Uluslararası Kadınlar Derneği İstanbul) şehre çeşitli nedenlerle yerleşen farklı ülkelerden kadınların bir çatı altında toplandığı bir dernek. Dernekte üyelerin yeni arkadaşlar edinmelerinden yemek yapmalarına kadar birçok konuda çalışmalar yürütülüyor.
Ama derneğin esas amacı kız çocukların eğitimi, mültecilere yardım gibi sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlamak.
Organizasyonun kurul başkanı Anna İlhan ve üç üyesi Lean Saket, Katherina Mayer ve Kristina Karakoyun ile Polat Renaissance Bosphorus Oteli'nin terasında bir araya geldik. Muhteşem Boğaz manzarasına karşı Türk kahvelerimizi söyledik ve İstanbul'a geliş maceralarını, organizasyonun çalışmalarını ve elbette şehre olan aşklarını dinledik...

Boğaz'ı teraslardan seyrediyorum
KATHERINE MEYER (ALMANYA)
- Türkiye maceranız nasıl başladı?
- Eşimin işi dolayısıyla 2007 yılında taşındık.
- Çalışıyor musunuz?
- Yabancı biri olarak ve bir expat'ın eşi olarak doğru işi bulmak çok da kolay olmuyor. Burada çok uzun süre yaşadıktan sonra İstanbul'a gelen yabancı ailelere yardımcı olmak istedim. Psikoloji alanında yüksek lisans yaptım ve GLC Office Expatriate Services isminde kendi şirketimi kurdum. 'deki yabancılara iş bulmaları, yerleşmeleri ve ülkeye alışmaları konusunda yardımcı oluyoruz.
- Nerelisiniz?
- Almanya'nın Hannover kasabasındanım. İstanbul'un bir semtine benziyor doğduğum yer. Ama bu şehirde mahalle hayatını seviyorum. Herkes sıcakkanlı ve yardımsever oluyor.
- Türkiye'deki hayatınız nasıl geçiyor?
- Herkes bana karşı son derece kibar. Yaptığım her şeyi mükemmel yapmak isterim. Bu nedenle Türkçe öğrenmenin çok kolay olmadığını söylemek isterim. Ama kurduğum tüm yanlış cümlelere rağmen kimse beni düzeltmedi ve yardımcı oldu. Bakkala "10 tane yatak alabilir miyim?" dediğimde gülümseyip 10 yumurta verdi.
- 10 senedir buradasınız, şehirde görmediğiniz yer kalmamıştır.
- Kültürden mutfağa, tarihten günümüze keşfedecek çok şey var. Favorim muhteşem manzaraya sahip yerler. Sadece otellerin terasından bahsetmiyorum, Beyoğlu'ndaki eski yapılar, Sarıyer'deki eski evlerin terasları gibi... Boğaz'ın değişen mavi rengini seyretmek gibisi yok. Ve şehirdeki milyonlarca kuaförü de unutmamak lazım. Gün sonunda rahatlamak ve mahalledeki dedikoduları öğrenmek için en iyi duraklar...
- Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Cihangir'de kahve içerek, Beşiktaş Çarşı'da alışverişe çıkarak, Emirgan Parkı'nda kahvaltı ederek, Kilyos taraflarında yüzerek ve Bostancı sahilinde yürüyerek değerlendiriyorum.

Burası için 'evim' diyebilirim
LEAN SAKET (ÜRDÜN )
- İstanbul'a gelme nedeniniz nedir?
- Eşimle Ürdün'de tanışıp evlendik. Düğünümüzden sonra da bir yıl önce buraya taşındık.
- Çalışıyor musunuz?
- İnsan kaynakları uzmanıyım. Online işe alım portalım var, adı HR Jordan. International Women of Istanbul'da (IWI) muhasebeden sorumluyum. Buradaki rutinim IWI için çalışarak, egzersiz yaparak, kitap okuyarak ve yeni keşifler yaparak geçiyor. Fotoğraf çekmeyi de seviyorum.
- Amman'dan sonra İstanbul'daki hayata alışmanız kolay oldu mu?
- Amman İstanbul'la kıyaslandığında çok ufak bir şehir. Toplam nüfusu 4 milyon. Kısacası aradaki farkı hayal edebilirsiniz. Amman'da her şey yavaş ve sakindir. Buradaysa tam tersi. İstanbul'da insanlar yürümüyor, koşuyor. Ve kimi zaman durup bu büyülü şehrin keyfini çıkarmayı unutuyor.
- İlk taşındığınızda neler hissettiniz?
- İlk taşındığımızda arkadaşım yoktu. IWI hayatımı değiştirdi. Bir yılın sonunda bu büyülü, muhteşem şehri keşfettim, uluslararası topluluğun, yerli halkın bir parçası oldum. Şimdi İstanbul'a 'evim' diyebilirim.
- Şehirdeki beş favori adresinizi sorsam.
- Boğaz'ın yakınındaki herhangi bir yer, Yerebatan Sarnıcı, Balat, cumartesi pazarı, parklar ve lale mevsiminde tüm İstanbul...
- Türk yemeklerini güzel pişirebiliyor musunuz?
- Fırında köfte ve dolma pişiriyorum.

Deliliği, kaosu ve trafiği bile özlüyorum
ANNA İLHAN (ABD)
- Türkiye ile yolunuz nasıl kesişti?
- Eşim Han sayesinde. Eşim 25 yıldır ABD'de yaşıyordu ama aslen li. Buraya taşınma nedenimiz tamamen kariyer odaklı. Yakın zamanda eşim babasını kaybetti ve tek çocuk olduğu için bu kararı verdik. İkimiz için de zorlu bir geçiş süreci oldu. Benim için kişisel gelişim süreci oldu da diyebilirim.
- Önce Ankara'ya taşınıyorsunuz değil mi?
- 3.5 yıl Ankara'da yaşadık. Orada oldukça zor zamanlarım oldu. Aynı ilgi alanlarına sahip kadınlarla tanışmakta zorlandım. Kendilerini eşlerinin kariyerleriyle tanımlıyorlardı. Bir petrol mühendisi olarak "Eşiniz ne iş yapıyor?" ya da "Çocuğunuz var mı?" gibi sorularla karşılaşmak beni şaşırttı. İstanbul'a taşınmak ise hayatımı kurtardı, diyebilirim. Burası muhteşem, dinamik, heyecanlı bir şehir. İstanbul'u seviyorum.
- Kariyerinize devam ediyor musunuz?
- Kariyer odaklı biriyim. Buraya taşındığımızda kendimi baştan keşfetmem gerekiyordu. İlk önce enerji danışmanlık şirketi açtım. Petrol ve gaz endüstrisinde Kuzey Amerika, Avustralya ve Batı Avrupa'da birçok tanıdığım var. Ama zaman içinde gelişen ekonomilere yatırım azaldıkça ben de ilgimi kaybettim ve yeni arayışlara girdim. O sırada Hollanda'ya taşınan Marnie isimli bir arkadaşım yeni iş kolu fikri verdi. Yeni şehrinde aynı fikirleri paylaşan kadınlarla tanışmakta zorluk çekiyordu. Böylece The Friendship Drum internet sitesi kurma fikri ortaya çıktı.
- ABD'de en çok neleri özlüyorsunuz?
- Denver, Colorado'da yaşıyordum. Ailemi ve arkadaşlarımı çok özlüyorum. Bir de karlı bir akşamdan sonra cumartesi sabahı erkenden kalkıp dağları seyretmeyi ve kaymayı. Şimdiyse eşimle birlikte kaymaya İtalya'ya gidiyoruz. Hayat neye, nasıl baktığınız ve ne gördüğünüzle alakalı. Şimdi İstanbul'dan uzak kaldığımda bu deliliği, trafiği, kaosu ve korna sesini bile özlüyorum.
- İstanbul'da yaşamının sizin için en zor tarafı nedir?
- Eminim şu anda birçok yabancı adına konuşuyorum. Lisan en büyük sorun. Kelimeleri karıştıran biri olarak dil konusunda çok yetenekli olduğum söylenemez. Örneğin evimize bir şeyler onarmak için gelen çalışanlara "Köpekten korkuyor musun?" yerine "Köpek kokuyor musun?" demişim. Neyse ki Türkler bu konuda çok anlayışlı.
- Türk yemeklerini pişirebiliyor musunuz? Favori yemekleriniz neler?
- Kayınvalidem muhteşem bir aşçı. Ev yemeklerinin büyük hayranıyım. Ama eşim arada bir ailedeki favorisinin ben olduğumu söylüyor. Salataları, mezeleri, kuzu ve balık yemeklerini çok seviyorum. Kısacası her şeyi...
- International Women of Istanbul organizasyonundan biraz bahsedebilir misiniz? Tam olarak neler yapıyorsunuz?
- İstanbul'a ilk geldiğimde IWI organizasyonuna üye oldum. Burada yaşayan diğer yabancı kadınlarla tanışma fırsatım oldu. Hepimiz bir şekilde İstanbul'a gelmiş ve aynı zorlukları yaşamışız. Son iki yıldır organizasyonda daha yoğun çalıştım ve son dönemde kurul başkanı oldum. IWI kar amacı gütmeyen ve 50 ülkeden 600 üyesi olan bir organizasyon. Zaman zaman yemek dersleri, Boğaz'da tekne turu, gurme turu gibi etkinliklerimiz de oluyor. Ben kendi sosyal çevremden yeni insanlarla tanışabilmek için organizasyona katıldım. Arada Aile Eğlence Günü ya da Yılbaşı Festivali gibi etkinlikler de düzenliyoruz. Ve buralardan elde ettiğimiz geliri Türk yardım kuruluşlarına bağışlıyoruz.
- İstanbul'da yapmaktan en çok hoşlandığınız şeyi sorsam.
- En yakın arkadaşlarımdan biri Türk. Onunla saatlerce bir kahve dükkanında çay ya da kahve eşliğinde dedikodu yapıp kahkahalar atıyoruz. Yarı İngilizce, yarı Türkçe konuşuyor ve tıkandığımızda akıllı telefonlarımızdan yardım alıyoruz. Bu arkadaşlığımızın temelinde Türklerin yabancılara olan sıcaklığı yatıyor.

Martı sesleri, sokak satıcıları hem hayran bırakıyor hem de çileden çıkarıyor
KRISTINA KARAKOYUN (ABD)
- Türkiye maceranız bir aşk hikayesiyle başlıyor sanırım. Eşinizle yollarınız nasıl kesişiyor?
- Eşim Fikri ile ilk iş seyahatim için geldiğim İstanbul'da Sultanahmet'teki Akbıyık Sokak'ta yürürken tanıştık. Birkaç ay sonra hayalini kurduğum işimden istifa ettim ve ABD'deki eşyalarımı ve kedimi alıp Ukrayna'ya taşındım. Değişiklik ve macera arıyordum. Ukrayna'da uzun ve zor bir kış geçirdikten sonra ülke dışına çıkmak istedim. Ukrayna'daki bir sürü güzel şeye rağmen kışlar kasvetli geçer. Bu kasvet yemeklere bile yansır.
- Ve tatilinizde İstanbul'a geldiniz...
- New York için uyumayan şehir derler, İstanbul için de yemeyi bırakmayan şehir tanımı yapılabilir. Eşimle Sultahahmet'te tanışmamız da yemek üzerine oldu. Üç yıl içinde 16 kez İstanbul'a geldim. Ilık hava, nefis yemekler ve sıcak insanlar yüzünden burayı bu kadar sevdim diyebilirim. Ne de olsa evlenmek gibi bir planım yoktu ve aşk aramıyordum.
- Gide gele kültürümüz hakkında çok şey öğrenmiş olmalısınız?
- O zaman gelecekteki eşim bana tüm yeme-içme kültürünü anlattı. Ciğer nasıl pişirilir, ayran neden gümüş kapta servis edilir, kelle paça nasıl içilir... Hepsini öğrendim. Yemek yerken ve ülkeyi bir uçtan bir uca gezerken ailenin önemi ve Türk kültürü hakkında çok şey öğrendim diyebilirim.
- O zaman belki bize Türk erkekleri hakkında ipucu verebilirsiniz.
- Türk erkekleri için anneleri çok önemli rol oynuyor. Ve genellikle annelerinin favori yemeği onların kalbine giden yol oluyor. Ben de İstanbul'a gide gele, Türk kahvesini yanında lokumla yerken ya da sokakta büfede döner sırası beklerken dünyada yaşamak istediğim başka bir şehir olmadığını fark ettim. Bu kez de Ukrayna'dan eşyalarımı ve kedimi alıp İstanbul'a taşındım.
- İstanbul'da ne iş yapıyorsunuz?
- Eşimle birlikte, tanıştığımız yerin beş dakika uzaklığında Harem İstanbul Cafe and Restaurant isimli bir mekanımız var. Ben pazarlama müdürü olarak çalışıyorum. Restoranda çalışmadığım zamanlarda ise sosyal sorumluluk projelerinde çalışıyorum. International Women of Istanbul'da da koordinatörüm. Bu sayede Türkiye'deki sosyal yardım kuruluşlarıyla çalışıyor, çocuklarla, Suriyeli göçmenlerle ve kız öğrencilerle bir araya geliyorum. Bu da Türkiye'nin karşılaştığı güçlükleri daha iyi anlamamı sağlıyor.
- Aslen nerelisiniz? Doğdunuz yeri İstanbul'la kıyaslamanızı istesem?
- İstanbul'la hiç alakası olmayan bir yerde doğdum. Bol bol yeşil alanları, inekleri olan Kalispell, Montana'da... Dünyadaki en güzel yerlerden biri. Yaklaşık 50 bin kişi yaşıyor. ABD'nin kuzeybatısında yer alıyor. Türkiye ile benzeyen tek tarafı insanların sıcakkanlılığı.
- Günleriniz nasıl geçiyor?
- Dünyadaki en muhteşem şehirlerden biri. Aşık olabilirsiniz ama her şey biraz sallantılı başlıyor. Burayı özel yapan özellikleri enerjisi, insanları, vapurların sesi, kuzular, martılar, sokak satıcıları... Bunlar aynı zamanda size deli eden, çileden çıkaran da özellikler. Bu şehrin ritmini ve nabzını öğrenmek gerekiyor. Ayrıca dünyadaki en iyi sokak yemekleri de burada.
- Şehirde neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
- Aynı gün içinde kozmopolit ya da geleneksel yaşayabilirsiniz. Cami, kilise ya da sinagogu ziyaret edebilirsiniz. Ardından kokteyl içmek için Pera Palace Hotel'e uğrayabilirsiniz. Mısır Çarşısı'nda gezebilir ya da bir şarküteriye uğrayabilirsiniz. Burada tarih ve modernizm bir arada. Muhteşem bir denge!
ARKADAŞINA GÖNDER
İçimizdeki yabancılar: İstanbul büyülü bir şehir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz