X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İstanbul caz’ır caz’ır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

’ır caz’ır

  • Giriş Tarihi: 13.8.2016
İstanbul caz’ır caz’ır
İstanbul caz’ır caz’ır

Mekanlar yapmaya başladı. Popüler restoranlar, barlar, kafeler artık bir akşamlarını caza ayırıyor. Sahne alan gruplardan kimi smooth caz yapıyor kimi Latin cazla birleştiriyor. Pop sanatçıları da artık sahnede caz yapıyor...

yapma ama şüphesiz dinle... önümüzdeki günlerde caza doyuyor. Popüler mekanlar haftada bir akşamını caza ayırırken, Boğaz'da Caz gibi alternatif etkinlikler de dikkat çekiyor. 23. İstanbul Caz Festivali'ni geride bıraktık, maalesef iptal edilen bazı konserler oldu. Ama üzülmeyin, çünkü önümüzde caz dolu geceler var. Üstelik pop sanatçıları da müziğin caz halini pek sevdi. Arka arkaya albümler yaptı, repertuvarlar hazırladı. Örneğin Sabancı Müzesi'nin sıra dışı ve lezzetli yemekleriyle dikkat çeken restoranı müzedechanga'da gerçekleşen Nükhet Duru ile Caz Geceleri'nin tadı damağımızda kaldı. Kafesi, balıkçısı, beş yıldızlı oteli... Her yerden cazır cazır sesler geliyorken bu konuya değinmemek olmazdı. Bebop, avangart, Latin, soul, füzyon, smooth... Müziğin alt türlerini de bilmeye gerek yok. Saksafon, klarnet, trompet, tuba, kontrabas gibi müzik enstrümanlarının ritmine kendinizi bırakın yeter. Hem çok klas hem eğlenceli. O halde cazlı gecelere bir gitmeli. Üstelik her keseye, her zevke göre alternatif programlar var. İstanbul Boğazı'nda caz dinlemeye ne dersiniz? in kenarında değil, üzerinde... Tekneyle açılacak ve ikramlar eşliğinde Boğaz'da turlarken muhteşem müziklerle coşacaksınız. Kulağa hiç fena gelmiyor değil mi? Kış boyunca Mikrofon Senin ve Caz Ağacı gibi konseptlere imza atan Nu-Dc organizasyon bu kez 'İstanbul Boğazı caz dinliyor' sloganıyla karşımıza çıkıyor. The Primetime isimli tekne eylül sonuna kadar mehtapta caz dinlememize imkan sağlayacak. Programda neler mi var? 22 Ağustos'taki Ayşe Gencer Quartet ve İmer Demirer performansı kaçmaz. 5 Eylül'de Randy Esen Quartet ve Şenova Ülker ve 19 Eylül'de de Sibel Köse Trio ve Neşet Ruacan sahne alacak. Bu arada tekne saat 21.00'de limandan ayrılıyor ve 00.00'da geri dönüyor. İstanbul Boğazı'na da caz pek bir yakışıyor, benden söylemesi.

BALIKÇIDA BİLE VAR
"Teknede caz istemem, deniz kenarı yeterli" diyorsanız da buyrun Boğaz'ın en güzel manzaralı mekanlarından biri olan Lacivert'e. Yılların balık restoranı da çarşamba geceleri ve pazar brunch'larında caz konsepti hazırlamış. Üstelik New York'ta sahne almış ve rüştünü ispatlamış, deneyimli bir isim, Allen Hulsey sahne alıyor. Bu arada menüsünde balık dışında iddialı lezzetler de var. Ama birçoğumuzun aklında Lacivert demek Boğaz'da lezzetli balık yemek demektir.

HEM ALIŞVERİŞ HEM CAZ
Alışveriş merkezleri de bu trendden geri kalmıyor... Üstelik Zorlu Center'daki Zanzibar epey iddialı bir programla müdavimlerini şaşırtmayı başarıyor. Her çarşamba Kürşat Başar ve orkestrası mekanın terasındaki barda sahne alıyor. Repertuvarda Türkçe pop ve farklı tarzlar da var ama caz notaları her daim hissediliyor. Çarşamba akşamları Zanzibar gerçekten keyifli oluyor. Çarşamba akşamlarını caza ayıran bir diğer mekan da Conrad İstanbul Bosphorus'un Summit Bar'ı. Wednesday Vibes adı altında her çarşamba Deniz Özçelik'in vokalde olduğu The Deep Trio sahne alıyor. Grand Tarabya da Diba Bar'ını caza açıyor. 18 Ağustos'tan itibaren Diba Bar'da elektrik caz yapan genç bir grup; Purple Hand Band sahne alacak. Biraz swing, biraz reggae karışımı tarzı olan grubun sahnesi oldukça başarılı.

AKBANK CAZ FESTİVALİ EKİMDE
Türkiye'nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali ise bu yıl 25. yaşını kutluyor. İlk yılından itibaren kreatif direktörlüğü Pozitif Live tarafından gerçekleştirilen ve caz dünyasının saygın isimlerini Türk izleyicisi ile buluşturan festivalin programında David Sanborn, Manu Katche, John Scofield, Joe Lovano, David Murray gibi usta müzisyenlerin yanı sıra Squarepusher, Belle&Sebastian, Sinkane gibi genç yıldızların da yer aldığı zengin programıyla müzikseverleri cazın farklı notalarıyla bir araya getirecek ve pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festival 12 Ekim'de

BLUE MARLİN EFSANESİ...
Blue Marlin'in Bodrum'da açılması çok konuşuldu, çok yazıldı. Sonunda geçtiğimiz hafta gitmek kısmet oldu. Hemen söyleyeyim giriş ücreti Bodrum'daki birçok beach club'a göre daha uygun, 150 TL. Üstelik bunu içeride harcayabiliyorsunuz. Yemekler zaten benim favori şefim Deniz Ahmet Köse'ye emanet. Yine salata soslarına ballı dokunuşlar yapmış ve sonuç muhteşem olmuş. Deniz, pizzalarını çok önerdi ama rejim dolayısıyla biz avokadolu salata tercih ettik. Buzlu wasabi ile servis edilen somon tartar ise mekanın imza yemeği olmuş. "Plaja gidip de bu kadar yemek mi anlatılır?" demeyin. Yemeklerin tadı damağında kalırsa anlatılır. Zira müzikler, sahne, servis de son derece başarılıydı. Bir dahaki sefere beach partiye kalıp oradan havadisleri de bildireceğim.

REJİM Mİ, O DA NE!
Cihan Kıpcak ve Üryan Doğmuş Türkiye'nin en başarılı şeflerinden. Akaretler'de açtıkları Gile isimli mekanın şahsen müdavimi olmuştum. Bu ikili şimdi de Etiler, Akatlar'da açılan Dirty Hands isimli mekanın menüsüne imza atmışlar. O halde denememek olmazdı. Bir çarşamba akşamı mekanın yolunu tuttuk. Masalarda yer yok. Doğum günü kutlaması var zannettik ama sonra her akşam böyle olduğunu öğrendik. Etiler sonunda kendi mahalle barını bulmuş... Biraları ve zengin şarap ve kokteyl menüsü de var. Ama kokteylleri bir kenara bırakın ve menüdeki tüm bölümlerden bir şeyler ısmarlayın derim. Dünyanın farklı ülkelerinde servis edilen sokak yemekleri burada yeniden yorumlanmış. Örneğin muhlama, falafel, midye dolma ve kokoreç 'ejder topları' başlığı altında köfte formunda servis ediliyor. Özellikle kokoreç ve midye çok lezzetli. Dana kaburga bao, kokoreçli nachos, hamburger, tavuk kanatları, dana etli taco... Hepsi birbirinden lezzetli. Ama profiterole de mutlaka yer ayırın derim. Bu arada mekanda uzun masalarda yabancılarla bir arada oturuyorsunuz. Minik tabureler göründüğünden çok daha rahat. Servisler genelde ortaya geliyor ve size çukur servis tabakları veriliyor. Dekorasyonuyla kendinizi İstanbul'da değil de Avrupa'da hissediyorsunuz.