Balkanlar hem hüzündür hem de coşku

Giriş Tarihi: 24.9.2016
Balkanlar hem hüzündür hem de coşku

Gözyaşı akıtırken oro (halay) çekmesini bilen insanların yaşadığı bir bölge Balkanlar. Müziğinde hüzün de var mutluluk da. Müzisyen Matracı ilk solo albümü Balkantoloji’de bizi bu özel coğrafyada yolculuğa çıkarıyor

Balkan müziği belirli bir coğrafyanın etnik müziği olmasına rağmen çok renkli ve zengin olmasıyla sınırları aşmış, tüm dünyaya yayılmış. Ülkemizde de Balkan türkülerini, şarkılarını severek dinliyor, hüznümüze, mutluluğumuza ortak ediyoruz. Aşk, hasret, savaş, kahramanlık, göç, ölüm, ... Hayatta ne varsa Balkan şarkılarında da aynıları var... Matracı bu müziğe gönül vermiş bir isim. Babası klarnet ustası Aytunç Nevzat Matracı'nın izinden gidiyor, bu müziği yaşatmak ve doğru şekilde yorumlamak için çalışıyor. İlk solo albümü Balkantoloji'de Bulgaristan'dan Yunanistan'a, Kosova'dan Arnavutluk'a bu coğrafyaya ait şarkıları şöylüyor. Albümde kendisine aralarında kardeşinin, çocukluk arkadaşının da bulunduğu değerli müzisyenler eşlik ediyor. Matracı ile Balkan müziğini konuştuk.

- Nasıl bir coğrafyadır Balkanlar? Hüznü mü ağır basar, coşkusu mu?
- Bizim kültürümüzde düğün ve cenazedir Balkanlar... Gözyaşı akıtırken oro (halay) çekmesini bilen insanlarla doludur. Düğün günü ölen oğlunun arkasından "Bugün düğünde yiyin, için, eğlenin misafirlerim. Ama yarın da gelin oğlumu gömelim" diye ağıt yakan annedir. "İster Müslüman olsun, ister Hıristiyan ben onun için ölürüm anneciğim" diyen genç kızdır ve işte bu sebeple hem hüzündür hem de coşku...

- Aileniz 1957'de Makedonya'dan Türkiye'ye göç etmiş. Atalarınızın doğduğu topraklara ilk kez ayak bastığınızda neler hissetmiştiniz?
- Makedonya'ya ilk gidişim karayoluyla 2009'da oldu. Sınır kapısını geçer geçmez Vardar Nehri'nin kıyısında aracımızdan türküler, şarkılar söyleyip orolar çekerek indik. Durduğumuz yerde insanların oturduğu küçük bir kafeterya vardı. İçimden "Herhalde bize deli diyorlardır" diye geçirirken ayağa kalkıp "Hoş geldiniz" diyerek bizimle şarkılar söylemeye ve oromuza tempo tutmaya başladılar.

ORO ÇEKİP GÜNE BAŞLAMAK

- Türkiye'de dünyaya geldiniz ama Balkan müziğinin içine doğduğunuzu söylemek yanlış olmaz herhalde... Babanız Aytunç Nevzat Matracı da değerli bir müzisyen.
- Bu anlamda çok şanslıyım. Ailemde öncelik her zaman , gelenek ve göreneklerimizdi. Çocukken, sabah uyandığımızda babamla ilk olarak oro çeker şarkılar söylerdik sonra da kahvaltı yapardık. Şimdilerde de müzik sesi her daim gelir bizim evden. Kardeşim çalar-söyler, ben söylerim.

- Müziğe ilginizi fark eden ilk kişi babanız olmalı. Hatırlıyor musunuz o zamanı?
- Altı yaşlarındaydım. Evimizin altında küçük bir dükkanımız vardı. Babam ve arkadaşları orada sık sık prova yapardı. Bir gün yine böyle bir ortamda kasetten şarkı çalışıyorlarmış. Ama bir türlü aynısını yapamıyor, bir yerinde takılıp kalıyorlarmış. Geri alıyorlar, dinliyorlar, deniyorlar... Bir kere, iki kere derken, yok olmuyor. Ben tüm sabırsızlığımla "Hayır, öyle değil (ağzımla doğru ezgiyi mırıldanarak) böyle olacak" diye fırlamışım. Herkes susmuş, babam klarnetiyle söylediğim ezgiyi çalmış, sonra da kasedi dinleyip kontrol etmiş. "Evet, Gamze'nin söylediği doğru arkadaşlar" demiş. O günün akşamı babam beni bir dizi yetenek testinden geçirdi. Yeteneğimden emin olunca çok keyif aldı.

GÖÇ EDEN ŞARKILAR

- Babanız değerli bir müzisyen. Düğünlerde, asker uğurlamalarında çaldığını, hayatlara dokunduğunu biliyoruz... Siz nasıl anlatırsınız babanızı?
- Çok yetenekli, çalışkan, kalbi tamamen bu müzik ve kültürle dolu biriydi. Yeni bir şarkı öğrenip notasını yazınca sayısız kopya çıkarıp herkese dağıtırdı. Bir mecliste babam varsa etrafında çember olunur, o anlatırdı herkes keyifle dinlerdi. Sünnet düğününde çaldığı birinin düğününü de yapmış, hatta onun oğlunun sünnet düğününü de yapmışlığı çok vardır.

- Balkantoloji o topraklardaki duygu yoğunluğunu yansıtan çok güzel bir albüm olmuş. Şarkı seçimlerinde nelere dikkat ettiniz?
- Balkanlardan göç eden büyüklerimizden hasretle söylenen şarkıları dinleyerek büyüdüm. Yani göç eden halk şarkıları repertuvarımızı oluşturdu diyebilirim. Bu yolculuğa ilk olarak Makedonya'da başladım. Dokuz şarkımın kayıtlarını orada gerçekleştirdik. Makedonyalı sanatçılar bana eşlik etti. Sonrasında yedi şarkıyı da Kalan Müzik stüdyolarında kaydettik. Yani Balkantoloji'ye çok kalabalık bir ekibin nefesi ve parmakları değdi. Yaşanmış hikayeleri olan, derin anlamlar içeren, türleri bakımından olmazsa olmaz olan, beni etkileyen, söylemeyi sevdiğim şarkıları seçtim.

ANAYURTTA HUZURLU YAŞAMA ARZUSU
Balkan müziğini temsil eden birçok müzisyen bulunuyor. Hepsi birikimini, yorumunu müziğine katıyor. Bu isimler arasında öne çıkanlar şöyle Shantel: DJ performans ile Balkan müziğini birleştirdi. Ülkemizde de çok seviliyor. Goran Bregovic: Goran Bregovic harika işler çıkarttı. Sayesinde Balkan müziği tüm dünyanın ilgisini çekti. Muammer Ketencoğlu: Muammer Ketencoğlu geleneksel tavrıyla dinleyenlere büyük keyif veriyor.

BALKAN ŞARKILARI HİKAYELERİ
Balkantoloji albümündeki şarkıların hepsi Gamze Matracı'yı ayrı ayrı etkilemiş. Albümün kitapçığında her şarkının hikayesini de anlatıyor.
Farklı dillerde söylenen şarkıların hikayeleri şöyle:

Arnavutça olan Cou Rexho, düğün günü atının tekmesiyle ölen damat Reco'nun arkasından annesinin yaktığı ağıt. "Kalk oğlum, kalk annesinin bitanesi, büyük düğün yapıyor annen sana" der, oğlunu öldüren ata lanetler okur ve düğün sonu misafirlerine "Bugün eğlenin yarın da gelin oğlumu gömelim" der.
Makedonca Zajdi Zajdi gençliğini yitirmiş birinin doğayla dertleşmesi adeta. 'Bat artık parlayan güneş, karanlığa karış, sen de ay ışığı; kaybol. Keder ormanı benim üzgün kız kardeşim, birlikte üzülelim. Sen kendi yapraklarına üzül, bense gençliğime. Senin yaprakların kız kardeşim geri gelecektir yine. Fakat benim gençliğim kardeşim bir daha geri gelmeyecek" der.
Boşnakça sevdalinka olan Crven Fesic, Osmanlı hakimiyeti etkisiyle 'Kırmızı Fesli' oğlana olan aşkı anlatan bir halk şarkısı. Sevdiğini överken, onu ne çok sevdiğini, ona kalbini vermek, onu öpmek istediğini annesine anlatır.
İbrahim Hoca çocukluğumdan beri bildiğim, çok sevdiğim, hikaye bakımından tarihi yansıtan ve bana göre çok özel bir halk şarkısı. İbrahim Hoca, Balkan Savaşları dönemindeki iç karışıklıklarda türeyen komitacılarla çarpışmış yörenin ileri gelenlerinden. Hıristiyan halk İbrahim Hoca'yı sevmez, harami ilan edip ona lanetler okurken Müslümanlar ise "Ömrün uzun olsun İbrahim Hoca" diye onu över. Ben, Makedonya'da söylenen orijinal halini oradaki müzisyen arkadaşlarımdan öğrenerek bu yorumu tercih ettim.
ARKADAŞINA GÖNDER
Balkanlar hem hüzündür hem de coşku
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz