X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Büyüyemeyen erkekler çok korkak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Büyüyemeyen erkekler çok korkak

  • Giriş Tarihi: 19.11.2016
Büyüyemeyen erkekler çok korkak
Büyüyemeyen erkekler çok korkak

Nurgül Yeşilçay konuştu mu dobra dobra konuşur. Özcan Deniz ile yıllar sonra bir araya geldikleri İkinci Şans’ı vesile ettik buluştuk. Yeşilçay, erkekler ama özellikle de büyümemiş erkekler hakkında içini döktü: “Pek çok erkek ergenlikten direkt andropoza geçiyor. Arası boş. Büyümüyorlar... Bundan dolayı da açgözlü oluyorlar ve korkaklar aynı zamanda. Ama aslında ortada yazık bir durum var.”

Nurgül Yeşilçay ve Özcan Deniz... Asmalı Konak bir dönemin fenomeniydi.
İkisi de o zamanlar hayatlarının baharındaydı. Ve feodal bir ilişkiler ağının ortasından tutkulu bir aşkı anlatıyorlardı.
Yeşilçay ile Deniz'in ondan sonra yolları hiç kesişmedi. Ama sinema ortak noktalarıydı. Deniz sonrasında yönetmen olarak yol alırken, Yeşilçay da farklı yönetmenlerle her türden film çekti.
Bu yılın başlarında Özcan Deniz, Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi'ndeki söyleşisinde yıllar sonra Nurgül Yeşilçay ile bir filmde bir araya geleceklerini söyleyince salondakiler heyecanlanmıştı.
O film İkinci Şans bu hafta vizyona girdi. Özcan Deniz'in yazıp yönettiği film, beklentilerin üzerinde bir yapım.
Aralarındaki kimyadan hiçbir şey eksilmemiş. O Asmalı Konak günlerindeki gibi birbirlerine hâlâ çok yakışıyorlar. Filmde bir matematik öğretmenini canlandıran Nurgül Yeşilçay da sinemada son yıllardaki en iyi performansını sergiliyor. Filmi izleyince telefon açıp kutlamak istedim. "Eee gel konuşalım o zaman" dedi. Galaya hazırlanırken yanında bitiverdim.
İkinci Şans'ı, yıllar sonra Özcan Deniz ile bir araya gelme serüvenlerini, anneliği, kadın ve erkeklik hallerini konuştuk...

- Özcan Deniz ile yıllar sonra bir araya geldiniz. Yoksa bu fikir hep aklınızda var mıydı?
- Vardı aslında. Biz Özcan (Deniz) ile illa ki bir şeyler yapacaktık. Çok senaryo getirdi bana. Ama olmadı. Seyircide bizim ikili olarak bir kredimiz var. O krediyi doğru kullanmak gerekiyordu. Daha önce birlikte bir film çekseydik muhtemel bu krediyi kötü kullanmış olacaktık.

- Neden, araya zaman girmesi mi gerekiyordu?
- Hayır ondan değil. Bu tamamen hikaye ve senaryo ile ilgiliydi. Bu hikayeyi bana ilk anlattığı zaman İkinci Şans'ın bu krediyi doğru kullanacağımız bir film olduğunu sezdim. Bir gün beni yemeğe çağırdı, karnıyarık, pilav ve cacık yaptı. Oturdu hikayeyi anlattı. Çok beğendim. Ama genelde yönetmenlerin size anlattıkları hikaye ile yazdıkları senaryo birbirini pek tutmaz. Sonra senaryoyu okudum. Okuyunca baktım anlattığı hikayeyi yazmış. "Tamam" dedim ve başladık. Ama senaryoyu okuyunca çok beğenmiştim ve şaşırmıştım da...

- Neden?
- Bir erkek olarak bir kadını bu kadar iyi anlayıp yazmasına çok şaşırmıştım. Bunu da Özcan'a söyledim. Fakat filmi çekerken şunu da gördüm. Yaptığı işe son derece hakim bir yönetmen vardı karşımda...

- Peki sizin dahliniz de var mı senaryoya?
- Biliyorsun karışan daha doğrusu fikirleri olan bunu da söyleyen bir oyuncuyum. Ama açık söylüyorum: Bu filmde çok çok az fikirlerimi söyledim. Çünkü Özcan zaten çok da boşluk bırakmayacak bir şekilde yazmıştı senaryoyu.

- Özcan Deniz oluşturduğu o sert, maço erkek personasıyla da dalgasını geçiyor...Bu olgun yaklaşım sizi şaşırttı mı?
- Ya senaryo ikimizle de dalgasını geçiyor. Onun karakteri bana "Çirkin" diyor benim karakterim de ona "Boyalı saçlarına bak" diyor. Bu aslında doğru ve normal bir hamle... Hayatta da böyle ufak dalga geçmeleri severim zaten.

- Aranızdaki o kimyada çok fazla bir şey değişmemiş.
- Aslında sinemada âşıkları oynarken karşındaki oyuncunun gözüne güvenle bakmak çok önemlidir. Eğer çok vakit geçermediysen birlikte o soğukluk filme de yansıyor.



OTURUP ROL BEKLEYEN BİRİSİ DEĞİLİM
- Bizde starlar genelde rol bekler. Ama siz sinemamızda pek yapılmayan bir şey yapıyorsunuz. Yönetmenlere proje götürüyorsunuz. Kimi zaman yapımcı oluyorsunuz. Bu tavrınız devam eder mi?
- Eder tabii... Şimdi mesela bir hikaye var. Doğru senaristi, doğru yönetmeni bulup onu da filmleştirmeyi istiyorum. - Bunun size ne faydası oluyor? - Canın hangi rolü isterse onu oynuyorsun. Hani denir ya bana hep tek tip rol geliyor diye. Mesela bu sayede rol çeşitliliğini artırabiliyorsun.

ÖZCAN MUHTEŞEM BİR YÖNETMEN
Son zamanlardaki en iyi filminiz diyebilirim İkinci Şans için. Siz ne dersiniz?
- Her filme iyi bir film olacak diye başlıyorum. Ama bazen oluyor, bazen olmuyor. Bu olmuş gibi duruyor. Seyirci karar verecek biraz da. Ama ne yalan söyleyeyim benim de içime sinen bir film. Açıkçası Özcan çok iyi, muhteşem bir yönetmen olmuş. Şunu söylemem gerek. İşin sahibi, bu filmin hayalini kuran Özcan. Ben onun hayaline hizmet ettim. Bizim romantik komedi filmlerimizde genelde boş bir aşk hikayesi anlatılır. Gerçi bizimki tam romantik komedi değil ama boş bir aşkı da anlatmıyor. Anne çocuk, baba çocuk ilişkisini de anlatıyor.

KADINI ANLAMA KONUSUNDA BİR PROBLEM VAR
Siz birçok yönetmenle çalıştınız. Bu filmin kadına yaklaşımı daha makul. Birçok filminizde, hatta dizilerde hep bir erkek gözünden kadını anlama durumu vardı. Yönetmenlerimiz kadınları neden anlayamıyor?
- Kadını erkeği yok bu işin, kadını anlama konusunda bir problemimiz var. Toplumsal algı herkesin üzerine sirayet etmiş durumda.
Oynadığımız dizilerde, filmlerde genelde erkek gözünden kadını anlama ve anlatma çabası var.
Bunun farkında bile değiller. Biz çok erkek bir toplumuz. Hayatımız da bu erkek bakışıyla şekilleniyor.
Bundan kaynaklanıyor galiba. Mesela kadın senarist kadınsı bir şey yazdığını düşünüyor ama aslında bir erkek bakışını anlatıyor bize... Çok başıma geldiği için biliyorum.

MERAK ETMEYİN HEMEN YARIN İNGİLTERE'YE GİTMİYORUM
- İngiltere'ye mi gidiyorsunuz?
- Vallahi nasıl ortalığa döküldü bu bilemiyorum.
Nejat ile geleceğe dair planlarımızdan biri bu. Dost sohbetinde bu plandan bahsettim. Nejat'ın liseyi İngiltere'de okuma ihtimali üzerine bir plan. Kesin ve net bir şey yok. Daha üç yılı var Nejat'ın liseye başlamasına. Ama haber patladı. Sanki yarın İngiltere'ye gidecekmişiz gibi bir algı oluştu...

- Var mı hani Türkiye'den bir süre uzaklaşayım diye yaklaşımınız?
- Yok. Ama Nejat giderse ben de giderim. Çocuğumu yalnız bırakmam yaban ellerde (Gülüyor).
Daha küçücük çocuk o.

- Böyle kalacak mı sizin gözünüzde?
- O benim gözümde hâlâ bebek. Ayrıca ne var canım gitsem iki üç yıl İngiltere'de yaşasam, oyunlar, müzikaller izlesem fena mı olur . (Gülüyor).
Neyse daha üç yılımız var, kim öle kim kala!



ORTADA YAZIK BİR DURUM VAR

Filmde Cemal açgözlü. Başarılı olmak ve hep başarılı kalmak için uğraşıyor. Biraz büyüyememiş çocuk gibi...
- Ergen gibi... Zaten pek çok erkek ergenlikten direkt andropoza geçiyor. Arası boş. Büyümüyorlar...Yani ergen gibi kalıyorlar. Kadınlar için de bu tür erkekler ikinci ya da üçüncü çocuğu gibi oluyor. Yani Türkiye'de durum böyle... Bundan dolayı da böyle bir açgözlü bir durum var. Ayrıca çok korkaklar...

- Nasıl yani...
- O ellerindeki güç, sahip oldukları her şey bir gün gidecek diye korkuyorlar. Bunun için çevrelerinde kendilerini beğenen insanları tutuyorlar. O giydiği ceketin, o taktığı maskenin güzel durduğunu söyleyen insanlar kalıyor çevrelerinde. Yani sürekli bir pohpoh istiyorlar. Ama aslında ortada yazık bir durum var.

SİNSİ BİR ANNEYİM
Filmde kaygılı bir anneyi oynuyorsunuz peki gerçek hayatta nasılsın?
- Sinsi bir anneyim. Nejat ile ilgili kaygılarım var tabii. Ama bunu ona çaktırmıyorum. Filmde ise kaygılarını dile getiren bir anneyi canlandırıyorum.

- Karışır mısınız onun kız arkadaşlarına?
- İçimden bir ses fena bir kaynana olacağımı söylüyor. Onu hissediyorum...

- Matematik öğretmeni olarak izliyoruz sizi. Okulda aranız nasıldı matematikle?
- İyi değildi açıkçası. Ama severim matematiği. Matematik bence her şey. İyi anlatılsaydı okulda da aram iyi olabilirdi. Mesela İngilizce dersine, beden öğretmeni giriyordu. Kim bilir matematik dersine kim giriyordu, bilemiyorum.