X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çin malına döndü her şey duygularımız bile...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çin malına döndü her şey duygularımız bile...

  • Giriş Tarihi: 26.11.2016
Çin malına döndü her şey duygularımız bile...
Çin malına döndü her şey duygularımız bile...

Anı yaşıyor, elindekinin değerini biliyor. Mutluluğun formülünü çözmüş görünüyor. Aşk şarkılarının güler yüzlü müzisyeni Buray, yeni albümü Sahiden’de aşkın her halini ama en çok içinden ayrılık geçenini anlatıyor

Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı? Tartışılır! Allah'tan karşımızda hem çok gezen hem de çok okuyan biri var. Buray, 2015'te Bir Şişe Aşk albümü ile hayatımıza girdi ama biz filmi biraz daha geri saralım, onu üniversite döneminden itibaren anlatmaya başlayalım. Kıbrıs'ta dört yıl müzik kompozisyon okuyan genç müzisyen ardından İngiltere'ye geçip ses mühendisliği üzerine master yapmış. Sonra Ibiza'da bir otelde müzisyen olarak çalışmış. Keyifli geçen bir yaz sezonunun ardından havalar soğuduğunda acaba nereye gitsem diye düşünürken bir arkadaşı "Avustralya'da şimdi mevsim yaz, keşke oraya gitsen" demiş. İşte tam o sırada telefon çalmış. Arayan babası: "Buray, bir hanım aradı. Sidney'de Kıbrıslıların bir derneği varmış. Her yıl bir Kıbrıslı sanatçı çağırıyorlarmış. Beni davet ettiler. Ben de 'Ben gelemem ama size oğlumu göndereyim' dedim." Buray bavulunu topladığı gibi kendini Sidney'de bulmuş. Gidiş o gidiş. Sidney'den Melbourne'e geçen müzisyenin yedi yılı İstanbul'dan 14 bin 620 km uzaklıktaki bu şehirde geçmiş. Bu arada bu süre içinde grafik tasarım, matbaacılık, bilgisayar ve işletme bölümlerinde eğitimine devam etmiş. Ve hayatının gidişatını değiştiren yer de Melbourne'deki bir kafe olmuş.

- Şarkılarınızın sözlerini yazan, müziklerinde de imzası olan Gözde Ançel'le nasıl tanıştınız?
- Avustralya'da tanıştık. Eşiyle gelmişti. Benim gitar müziği yaptığım, onun da çalıştığı bir kafede tanıştık. İkimiz de yeni bir yere adapte olmaya, bir yandan da kira parasını çıkarmaya çalışıyorduk. Onun besteleri vardı, benim de stüdyom. İlk bestemizi böyle yaptık. Unutmuş Çoktan'ı Ferhat Göçer okudu. Bayağı ses getirdi şarkı, bize de devam etmemiz için motivasyon oldu.

- Albüm yapmaya nasıl karar verdiniz?
- Türkiye'den talepler geliyordu. İlk başta sıcak bakmadım. Avustralya'da kendime bir hayat kurmuştum, rahattım. İstanbul'a gelip sıfırdan başlamak istemedim. Sonra altı ay orada, altı ay burada olacağım bir formül gündeme geldi. Muhteşem olduğunu düşündüm. İnsan 30'lu yaşlara gelince kalıcı bir şeyler yapmak da istiyor. Bir Şişe Aşk albümü yayınlandıktan sonra apar topar İstanbul'a geldim. Bir baktım İstersen şarkısı listelerde bir numara. Kendimi İstanbul'a yerleşmiş buldum.

SİHİR SERPTİ
- İkinci albümü nerede kaydettiniz?
- İstanbul ve Kıbrıs'ta üç ayrı stüdyoda kaydettik. Aralarında Sezen Aksu'nun stüdyosu Studio Lonca da var.

- Sezen Aksu ile karşılaştınız mı?
- 15 Haziran'da ilk kez tanıştık. Benim doğum günümdü. Güzel bir hediye oldu, çünkü kendisiyle tanışmak hayalimdi. Birbirimize şarkılarımızı dinlettik. Sihir serpti şarkılarıma.

- Bu kez ayrılık şarkıları daha ağırlıklı gibi geldi bize?
- Bunlar dönemlik şarkılar değil. Gözde de ben de 30'lu yaşlarımızdayız. Bu yaşa gelene kadar yaşadıklarımız var. Hikayeleri bir şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Dürüst şarkılar olmasına dikkat ediyoruz.

- Sahiden öyle bir şarkı gerçekten de. Hayatınızdan geçmiş birinin sizi sevmediğini itiraf etmek kolay olmasa gerek...
- İşte Gözde'nin böyle korkmayan, cesaretli bir edebiyatı var. Bazı insanlara ağır gelebiliyor.

- Çıkış şarkısı Aşk Mı Lazım. Klipte şarkının nakaratını işaret diliyle de anlatıyorsunuz. İşaret dilinde aşk kelimesi anlatmak için kalbi göstermek gerekir. Günümüzde sizce ilişkiler kalple mi yaşanıyor?
- Kişiye göre değişiyor. Herkesin yaşadıkları, hikayeleri farklı.

- Bir müzisyen olarak gözlemliyorsunuzdur çevrenizi ama...
- Hızlı bir tüketim var artık. Bu yemekte de böyle, müzikte de. Beyaz eşya da bile böyle. Eskiden bir şey kırıldığında tamir edilirdi. Şimdi ise alayım, üç ay kullanayım, kırılınca atayım deniyor. Çin malına döndü her şey. Duygusallığımız da bu yöne gidiyor. Kırılan kalpleri tamir etmek yerine başka bir kalp bulmayı tercih ediyoruz. Çok üzücü...

RUH İKİZİNE İNANMIYORUM
- İnsanın ruh eşini bulma oranı 285 binde birmiş. Aşkı dile getiren bir müzisyen olarak aşka inandığınızı düşünüyorum. Oran endişe verici değil mi?
- Ben ruh ikizi olayına inanmıyorum. İki insanın farklı karakterleri olmalı. Lego gibi birbirini tamamlamalı. Aynı niteliklere sahip olanlar çakışır. O zaman da hem ilişki sıkıcı olur hem de karşındakine ne bir şey alır ne de ona bir şey verirsin. Kimse kimseye bir şey öğretemez. Alışveriş ve enerji uyumu olmaz.

İNSAN AÇGÖZLÜ BİR IRK
- Küçükken size ne olmak istediğiniz sorulduğunda "Mutlu olmak istiyorum" diye yanıt veriyormuşsunuz. Nedir sizin için mutluluğun anlamı?

- Happiness is a mindset (Mutluluk zihniyette başlar) diye bir tabir vardır. Mutluluk insanın kafasında karar verdiği bir şeydir. Önemli olan şükretmektir bence. Anı yaşayıp elinde olanın değerini bilirsen, o sana mutluluğun kapılarını açacaktır. İnsan ırkı biliyorsunuz, birazcık açgözlüdür. O da olsun bu da olsun ister. İşte mutsuzluğu getiren o tatmin olmama duygusu. Elindekinin değerini kaybedince anlıyor insanlar. Eğer kaybetmeden değerini bilmişsen zaten mutluluğun formülünü çözmüşsündür.

- Hiç büyük bir kayıp yaşadınız mı?
- Hayır, ama gitmişse de bir sebebi olduğuna inanırım. Hayat bize bir şeyler öğretmesi için bu olayları karşımıza çıkarıyor. Yaşamamız gereken duygular var. Bu yüzden bir şekilde hiçbir şeyin beni üzmesine izin vermiyorum. Çevremdekiler beni hiçbir zaman üzgün, depresyonda ya da sinirli görmemiştir.

- İstanbul'da bir süre daha yaşamaya devam edin sonra tekrar konuşalım...
- İstanbul'da trafik sinir sistemini gerçekten yıpratıyor. Ama bu şehri yabana atmayın. Boğaz manzarasını görebileceğiniz dünyada kaç yer var? Önemli olan kötü taraflarını ayıklayıp güzelliklere odaklanmak. Mutluluğun anahtarı bu.

- Müzikten uzak yaşayabilir misiniz?
- Nefes almadan yaşayabilir mi insan? Bedenin hayatta kalması için nefes lazım, ruhun yaşayabilmesi için de sanat.

- Sanat derken müzik ağır basıyor herhalde..
- Duyusal algı olarak müzik beni daha çok rahatlatır. Gözümü kapatınca o sesler görsel olarak zihnimde canlanır. Hikayeyi düşünebilirim. Kafamda müzik hiç susmaz.

Dalga sesiyle ömrümü geçirebilirim
- Avustralya'da gününüz nasıl geçiyordu?

- Doğal yaşamı seviyordum. Okyanus çok güzeldir. Great Ocean Road diye bir bölge var, yol boyunca turistik köyler sıralanıyor. Papağanlar, kangurular, koalalar... Kamp yapmak ve balık tutmak keyifliydi. Arkadaşlarla jiplere atlayıp dağ bayır geziyor sonra denizden tuttuğumuz balıkları yiyorduk. Denizin bana verdiği bir ilham var. Hiçbir şey olmasa dalga sesiyle ömrümü geçirebilirim.

Bir kedim var, adı Fazıl
- Çıkış şarkısı Aşk Mı Lazım. Video klibinde kediler de var. Siz kedici misiniz köpekçi mi?

- İkisini de çok severim ama köpeğim hiç olmadı. Yaşam tempom uygun olmadı. Avustralya'da bir kedim var. Adı Tomris.

- Getirecek misiniz buraya?
- Maalesef getiremeyeceğim, akrabamlarım bakıyor artık. Ama buraya geldiğimde ilk oturduğum yer olan Osmanbey'de bir sürü sokak kedisi vardı. Aralarında da bir tane yavru kedi vardı. Hiç korkmazdı benden. Sürekli eve girip çıkardı. Âşık olduk birbirimize. Duygusal bir paylaşımımız oldu. Şimdi Göksu Evleri'ne geçtim. Orada da Fazıl diye bir kedim var. O da sokaktan geliyor.

- Anlaşılan siz onları değil, kediler sizi buluyor?
- Evet, kediler beni buluyor. Sokakta belki 20 tane kedi var, bir tanesi ile kimyanız uyuyor. Fazıl bir de insan gibi konuşuyor. Sanki insanmış hayvana dönüşmüş. Bir muhabbet edişi, bir konuşması var... Resmen telepatik bir anlaşma var aramızda. Kafalarımız uyuşuyor. Instagram'da fotoğraflarını paylaşıyorum. Benden daha çok hayranı var.

En sevdiğim ses babamınki
- Gül Goncalar albümdeki bir başka şarkı. Beste babanıza ait. Babanızın bestelerini okumayı seviyor musunuz?

- Babam Turgay Salim Hoşsöz'ün müziğiyle, sesiyle, çaldığı bağlamanın sesiyle büyüdüm. Baba dediğinde tüylerim hemen diken diken olur. Kıbrıs'ta çok saygıdeğer bir araştırmacı müzisyendir. Kıbrıs'ta kaybolmaya yüz tutmuş halk ezgilerini derler, Kültür Bakanlığı'na sunar. Bana "En sevdiğiniz ses kimindir?" diye sorarlar. "Michael Jackson mı vs?".. Yanıtı babamın sesidir benim için. Duyduğumda hissettiğim anlatılmaz bir his.

- İleride bir halk müziği albümü yapma projesi gündeme gelebilir mi?
- Türkülerle büyüdüm. Akustik, sade bir türkü albümü yapmak isterim. Bir gitar, bir vokal...

Annem evi basanlarla uğraşıyor
- Enstrümanınıza nasıl karar verdiniz?

- Bağlama ile başladım. Hatta babamla bir yıl sonu müsameresinde birlikte sahneye çıktık. İki bağlama, şovumuzu yaptık. Liseye gelince bir baktım kızlar gitarcılarla ilgileniyor. Gençlik ateşi de var, gitara yöneldim. Biraz piyano eğitimim de var. O dönem liseler arası orkestra yarışması bizim için çok önemliydi. Yatıp kalkıp o yarışmaya hazırlanıyorduk.

- Birinciliğiniz var mı?
- Olmaz mı! Var tabii ki.

- Baba anlaşılan çok mutlu. Anne ne yapıyor peki?
- Anne evi basan hayranlarla uğraşıyor. Kıbrıs'ta annemin babamın oturduğu evi öğrenmişler. Sürekli kapıyı çalıp "Buray evde mi?" diye soruyorlarmış. İlk başta anneme güzel gelmiş ama artık biraz bunalmış.