Türkiye'nin en iyi haber sitesi

New York’ta Türk işi sohbet var

New York’ta Türk işi sohbet var

28 yaşındaki Uluç Ülgen, New York’ta yaşıyor ve evinde radyo yayınları yapıyor. Konuklarını sokaklara astığı afişlerle tanımadığı insanlar arasından seçen Ülgen’in en büyük özelliği evine gelenleri Türk misafirperverliği ile tanıştırması. Genç adam bu vesileyle aşkı bulup evliliğin kapısını bile aralamış

Uluç Ülgen, 1989 yılında İstanbul'da doğup hayatının ilk dokuz yılını Kadıköy, Acıbadem civarında geçiriyor. Doktor olan annesine ABD'den gelen iş teklifi üzerine anne oğul Minnesota'ya gidiyor. İlk başta akıllarında bir sene kalıp Türkiye'ye dönme düşüncesi varken o dönüş hiç gerçekleşmiyor.
Dokuz yaşında Amerika'da yaşamaya başlayan bir çocuk olarak Uluç o günlerde yaşadıklarını şöyle aktarıyor: "Kültürel farklılığı çok şiddetli bir biçimde hissettim. Hiç İngilizce bilmiyordum, Türkiye'de sınıfın popüler çocuğuyken orada hiç arkadaşım olmamıştı". Gel zaman git zaman Uluç, İngilizceyi de öğreniyor eğitimini de tamamlıyor. Ancak bir türlü yaşadıkları yer olan Minnesota'ya ısınamıyor. Tesadüfen karşılaştığı bir caz sanatçısının "Benim asistanım olur musun?" teklifi üzerine ise Minnesota'dan New York'a 'kaçış biletini' bulmuş oluyor.
Heyhat, Uluç'un asistanlık kariyeri de umduğu kadar uzun sürmeyip iki ayda sonlanıyor. Fakat Minnesota'ya dönmeye hiç de niyetli olmayan genç adam, hayatını New York'ta sürdürmeye karar veriyor.

VAN'DA KENDİNİ BULAN ADAM
New York'ta hayata tutunmanın zorluğunu ilk günlerden tadan Uluç, garsonluk, barmenlik gibi çeşitli işlerde çalıştıktan sonra kendine yine bir kaçış rotası çiziyor. Hem olabildiğine uzaklara gitmek hem de keşfetmediği yerleri görmek amacıyla kendini Türkiye'ye, Van'a ışınlıyor. Uluç'a niye özellikle Van'a gittiğini sorduğumda, "Van'a gitmeden önce oraya dair hiçbir şey bilmiyordum, tek bildiğim Van Gölü Canavarı'ydı, ona da rastlayamadım zaten. O zamanlar bir kriz dönemindeydim. 'Kaç yaşıma geldim niye hiç arkadaşım, sevgilim yok?' diye sorup duruyordum kendime. Kimseye söylemeden, işimden ayrılıp Van'a gitmeye karar verdim, fazlasıyla depresif bir ruh halindeydim".
"Hayatımız yaptığımız tercihlere göre şekillenir" derler ya, nitekim Uluç'ta da böyle oluyor. 'Kayıp adam', Doğu Anadolu insanında ve coğrafyasında kendini ve bazı değerlerin anlamını buluyor. İnsanların ona gösterdiği yoğun ilgi ve samimi konukseverlik kafasında belirsiz kimi noktaların berraklaşmasını sağlıyor. Van sokaklarında boş boş yürürken çevrede nasıl bir görüntü yaratmışsa artık herkes yanına gelip "Neyin var kardeşim iyi misin?" diye soruyor Uluç'a. Kimi evinde kalacak yer veriyor kimi ise yemeğe çağırıyor. Bu sıcakkanlı yaklaşım, bunalımlı hülyaların esiri olmuş delikanlıya bir fikir veriyor.

MÜRMUR DOĞUYOR
Uluç, New York'a döndüğü zaman "mürmur" projesini yapmaya karar verdiğini söylüyor. O esnada sohbetin başından beri sormak istediğim en kritik soruyu soruyorum: "Abi, bu mürmur ne demek Allah aşkına?". Uluç ufak bir gülümseyip yanıtlıyor: "İngilizce 'murmur' sakin bir ses tonunda konuşma, mırıldanma anlamına geliyor. U'lardan birini 'ü' yapmamın sebebi kendi ismime ufak bir gönderme yapmaktı." En başından beri almak istediğim cevabı duymuş olmamın rahatlığıyla muhabbet son sürat ilerliyor. Uluç sık sık podcastler dinlediğinden ve kendisinin de bir yayın yapmak istediğinden bahsediyor. Türkiye'de geçirdiği zaman ve yakından şahit olduğu misafirperverlik üzerine kendi programını da bu çerçeve üzerine inşa etmeye karar verdiğini belirtiyor.
Çiçeği burnunda radyocu ilk başta sokaktaki evsizlerin arasına karışıp onlardan bir ikisini evine davet ediyor. Daha sonraları ise sokaklara afişler bastırmak geliyor aklına. Afişe ne yazdığını ve sonrasındaki sürecin nasıl ilerlediğini soruyorum merakla. "İlanda açıkça belirtiyorum, ister evsiz ol, ister sanatçı, ister profesör, ben böyle bir radyo programı yapıyorum ve sizleri ağırlamak istiyorum, diye. Gelecek kimsenin geçmişini araştırmıyorum, telefonda bir dakika konuşuyoruz ve ilgilsini çekerse geliyor " diye yanıtlıyor.
O günden bugüne 250'yi aşkın konuğuyla sohbetler yapan Uluç, Doğu'da kendisine gösterilen misafirperverliği direkt New York'taki dairesine taşımış durumda. Evdeki sıcak karşılamaya bazen bir bardak sıcak çay, bazen Türk lokumu eşlik ediyor. Gelenlerin etnik kimliği, cinsiyeti, yaşı değişiyor ama değişmeyen tek şey evden ayrılırken gördükleri muameleden duydukları memnuniyet oluyor.

Amerika'da muhabbet kültürü yok
Uluç, evine gelen tanımadığı misafirleriyle iki saati aşkın süre muhabbet ediyor, dertleşiyor bir anlamda onlarla terapi yapıyor. Gelen konuklar için Türk kültürüyle karşılaşmak yeterince ilginç olsa da Uluç'a göre aslında onlar muhabbet kültürüne de yabancılar. O bu durumu şöyle anlatıyor: "Bizim kültürümüzde sohbet etmek çok önemli. Amerika'da bu o kadar da önemli değil. Yani bir arkadaşıma gideyim de orada çay içeyim, muhabbet edelim diye bir kültür yok burada. Onlara yiyecek içecek bir şeyler sunmasan bile sırf o muhabbet ortamı için gelebilirler."

İspanya'ya kız istemeye gittik
Evinde 250'ye yakın tanımadığı konukla radyo yayını gerçekleştiren Uluç Ülgen'in başından hayli enteresan olay da geçmiş durumda. Bunlardan en ilginci ise Uluç'un bu sohbetler sayesinde aşkı bulması. 25. konuğu olan İspanyol Laura ile aralarında müthiş bir kimya oluştuğunu söyleyen Uluç, "Daha önce hiç birbirimizi tanımamıza karşın aramızda hoş bir elektrik oluştu ve ilişkimiz gittikçe ilerledi. Düşünsene, sokağa bir ilan asmak kapına aşkı getirebiliyor" deyip geçen hafta Barselona'ya kız istemeye gittiklerini söylüyor. Düğünleri ise iki ay sonraymış...

28 yaşındaki Uluç Ülgen'in radyo yayınlarındaki en büyük destekçisi iki yaşından beri yanında olan oyuncak ayısı Yumoş. Ülgen "Her süper kahramanın bir yancısı vardır, Batman'in Robin'i neyse Yumoş da benim için o. Eve gelen yabancı konukları Yumoş'la karşılayınca kendilerini güvende hissediyorlar" diyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
New York’ta Türk işi sohbet var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz