Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kendisiyle geçilen ‘dalga’da sörf yapıyor!

Giriş Tarihi: 15.7.2017
Kendisiyle geçilen ‘dalga’da sörf yapıyor!

Vaktiyle şöhret basamağından aşağı yuvarlanan pek çok zeki benzeri gibi, Banu Alkan da oyunculuktan pop ikonluğuna terfi etti. Kendini istediği yaşta, istediği boyutta ve olmak istediğiyle ‘olduğu’ arasında güvenli bir koridorda sabitlemeyi başardı

Bazı insanlar vardır... Genel kabul görmüş zaman, mekan ve 'gerçek' algısından bağımsız; kendi kurguladıkları bir boyutun baş rolündedirler.
Bu, bir tür yara almamak için, hayata tutunma biçimi de olabilir bazen: Kendi kurguladığın gerçeğe inanmak!
Hele ki, hayat maceralarının bir döneminde şöhret denen iksiri kana kana içmiş fakat talihin ya da değişen dönem şartlarının ani bir çelmesiyle basamakları ikişer üçer geri inmek zorunda kalmış bazı figürler; olmak istedikleriyle 'oldukları'nın kesiştiği bir noktada sabitleyebilirler duruş ve tavırlarını.
İşte Türk sinemasının 80'lere damgasını vuran fakat sonrasında da şöhret aleminde kendi yöntemleriyle bir şekilde hep adından söz ettiren Banu Alkan, nam-ı diğer Afrodit de kendi kurguladığı gerçek algısını yaşayan ve yaşatan ender isimlerinden. O hep Türk sinemasının devi, hep olmak istediği yaşta ve ruhen de bedenen de hep 90-60-90!
Şimdilerde Dünya Güzellerim adlı şovuyla ekranlarda arz-ı endam ediyor Alkan. Diva Bülent Ersoy'la -tatlı değil- şiddetli kapışmaları, umursamaz 'kız çocuğu' şaşkınlığı ve karikatüristik megalomanlığıyla yine 'yıkılmadım ayaktayım' diyor.

KOMÜNİST REJİMDE DOĞDU
Bugüne kadar basına verdiği mülakatlarda, belki de planlı bir saflıkla sorulandan çok anlatmak istediğini anlatmış Alkan. En sıkı mülakatçıya bile bildiğini okumuş. Onunla konuşanlar, yer yer mizah cambazlığıyla dalga geçmeye çalışmış ama Alkan o dalganın üzerinde sörf yapmış!
Kendi mitolojisinin dışına çıkmamış. İtinayla kaçmaya çalıştığı 'gerçek hayat' denen meşakkatli âleme ilişkin ser verip sır vermemiş.

KİMDİR, KİMLERDENDİR!
Aman dikkat, diyelim bu bölümde! Çünkü bugünlerde yaşını açığa çıkaran eski bir dostuna dava açmaya hazırlanıyor. Dedik ya, Afrodit'in kurguladığı gerçeğin dışına çıkmak yasak! Ama kısıtlı sayıdaki güvenilir biyografilerine göre 1 Nisan 1958'de, komünist rejimle yönetilen Yugoslavya'nın, Dubrovnik (şimdi Hırvatistan'a bağlı) kentinde adım atıyor dünya sahnesine. Bu yüzden genlerinde yoksulluk ve yoksunluk var. Bu önemli. İleriki yıllarda yaşamının başrolüne yerleşecek 'hırs'ın kodları burada gizli belki de. Gerçek adı Liz Remka Rebronja. Annesi Cana ve babası Müsliya'nın üçüncü çocuğu. Baba marangoz.
Ailesiyle birlikte 1966'da Türkiye'ye yerleşip Türk vatandaşlığına geçiyorlar. Hırvatça 'yaban gülü' anlamına gelen Remka önce Yaprak, sonra Banu oluyor. Önce Balıkesir- Edremit, sonra İstanbul... Genç kızlığı İstanbul- Kartal'da geçiyor. Kartal Maltepe Lisesi'nde okuyor. Dönemin şöhret olmak isteyen pek çok genç kızı gibi o da 16 yaşındayken bir derginin yarışmasına katılıp ünlü olma yolunda ilk adımını atmış oluyor.

DÖRT VAMPTAN BİRİ
Hayalini kurduğu meslek olan mankenliğe ise yine aynı yaşta Aydan Adan-Füsun Özben Mankenlik Ajansı'nın kadrosuna girerek başlıyor. Bir sabun reklamında rol almasıyla yönetmen Memduh Ün tarafından keşfedilip sinemaya adım atıyor. 17 yaşında, babasından iki yaş büyük varlıklı iş adamı Gürbüz Hanif'le ilişkileri başlıyor. Hanif'in ölümüne kadar, 20 yıl boyunca güvenli, konforlu bir hayat yaşıyor.
Türk sinemasının nasıl Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Türkan Şoray Filiz Akın'dan müteşekkil naif starları 'Dört Yapraklı Yonca' olarak anılıyorsa, 80'lerin dört vamp starı da Banu Alkan, Oya Aydoğan, Ahu Tuğba ve Serpil Çakmaklı'ydı. Alkan da 1974-1989 arasında rol aldığı filmlerde vamplığından taviz vermedi! 80'lerin 'asker kartpostalı' yıldızlarındandı. O, filmlerinde bile zengin ve güzel sarışındı!

HAYAT O'NUN MASAL O'NUN
1989'da çektiği son filmden sonra uzun yıllar ortalarda görünmedi Alkan... Ta ki 90'ların sonunda çıkardığı, bütün şöhret ve belki de müzik kurallarını yerle bir ettiği Neremi albümüne kadar. Artık başka bir kulvarı keşfetmişti Alkan: Kendisini ti'ye alanları, kendi masalını satarak ti'ye almak. Hakaretler, müstehzi ifadeler, oyunculuktan pop ikonluğuna terfi etmiş Alkan için bir şöhret yakıtıydı artık. O bir 'leydi'ydi, hatta Hollywood starıydı. Bir şeyi kırk kere söylersen olur düsturunun baş aktristiydi.
'Leydi'liğine halel getirmeden Ünlüler Çifliği'nde inek, nişanlısı Murat Taşdemir'le şiddetli geçimsizliğinden ün de sağdı!
Ezcümle, Afrodit; 80'lerde sinemada yakaladığı ünü, popülerliği şöhret aynasında dondurdu. Kendini istediği zamanda, istediği mekanda, istediği yaşta ve istediği boyutta sabitledi! Hayat O'nun, masal O'nun... Kendisiyle geçilen dalgada sörf yapmaya devam ediyor.

Göksan GÖKTAŞ
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Kendisiyle geçilen ‘dalga’da sörf yapıyor!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz