5 günlük hava durumu
23 Mayıs 2009, Cumartesi

Ah kardeşim, vah kardeşim

Ah kardeşim, vah kardeşim
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Bir kez anne olduktan sonra aklınızı kurcalayan en büyük soru nedir biliyor musunuz? "İkinci bir çocuğu yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım?" Çevreme baktığımda işin başında kararlı görünmelerine rağmen çoğu arkadaşımın ikinci kez gebe kalmaya gayet meyilli olduğunu görüyorum. Hatta kimisi çoktan hamile kaldı bile... Doğrusu bu duygu ara sıra bana da gelmiyor değil. Çünkü kızım büyüdükçe onu bir süre sonra kucağıma alamayacak, koynumda uyutamayacak olmak beni korkutuyor. Öyle alışmışım ki o bebek kokusuna, hiç büyümesin istiyorum. Tabii bu bencilce bir düşünce. Bir kardeş, asıl çocuğunuz için gerekli. Ben hayatta bir kardeş sahibi olmanın güzelliğine ve önemine inananlardanım. Çok uç vakalar haricinde 'olmaz olsun' dedirtecek bir kardeşe de rastlamadım hayatımda. Dikkat edin birbiriyle ne kadar ters düşerlerse düşsünler, en dar günlerinde insanlar yanlarında hep kardeşlerini bulur. Çünkü size anne babanız gibi, bir tek onlar kıyamazlar... Ben ikinci çocuk derken, aslında benimki sadece bir fantezi... Ayşekiraz'ın bir ablası var zaten. Üstelik aralarındaki 16 yaş farka ve haftada iki gün görüşmelerine rağmen aralarındaki ilişkiyi görseniz, aklınız gider. Size sadece şu kadar ipucu vereyim: Ayşekiraz, ablasının sesini telefonda duyduğunda bile sevinçten çığlık atıyor. Onu gördüğünde neler yaptığını, artık siz düşünün! Yani "Kardeştir kan çeker," sözü öylesine doğruymuş ki "İnanmayan taş kesilir," diyorum. Madalyonun bir de öbür yüzü var tabii. Eve ikinci bir bebek geldiğinde kıskançlık krizine girip hayatı alt üst olan çocuklardan söz ediyorum. Yaş farkı burada çok önemli bir faktör elbette. Ne kadar yakın, o kadar kâbus! Geçenlerde Ayşekiraz'ı parka götürdüğümde sekiz yaşında bir kız çocuğuyla tanıştım. Bana Ayşekiraz'ın kaç aylık olduğunu sordu. "12 aylık," deyince "Benim kardeşim daha dört aylık; büyümesine çok var," dedi içli içli. Bu durumdan hoşnut olmadığı öylesine açıktı ki, neler hissettiğini bilmek istedim. O da dertleşecek birini arıyormuş, başladı anlatmaya... "Annem sürekli onunla ilgileniyor. Neymiş kendi kendine mama yiyemezmiş, altını değiştirmek gerekmiş. Babam da eve gelince ona yardım ediyor, benimle ilgilenen yok yani. Bazen ders soracak oluyorum, annem ya da babam yanıma gelince kardeşim başlıyor ağlamaya. Hadii bu sefer yine tek başıma kalıyorum! Bizimkiler 'Az kaldı, kardeşin büyüdü bile,' diyor, ama ben biliyorum daha büyümesine çok var." Ben küçük kızı teskin etmeye, aklımın yettiğince ona doğru şeyler söylemeye çalıştım çalışmasına, ama onun içine 'sıkıntı' düşmüştü bir kere. Anne ve babasının bir daha kendisini eskisi kadar sevmeyeceği sıkıntısı... O gün iyice anladım ki çocuk ilgi isteyen bir varlık, hem de kayıtsız şartsız. İkinci bebeğiniz doğduğunda ilkini zorunluluktan da olsa ihmal ederseniz, bilin ki ona çok yazık oluyor. "E, bu durumda kardeşten vaz mı geçeceğiz?" derseniz, tabii ki hayır. Ama evinize, işinize kısaca hayatınıza ona göre bir düzen getirmeniz gerekiyor. Ve büyük çocuğunuza bulduğunuz her fırsatta onu ne kadar çok sevdiğinizi söylemeniz... Hatta bir profesyonel yardım bile alsanız, hiç fena olmaz derim ben!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.