X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Yürümeyi bu balıktan öğrendik'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Yürümeyi bu balıktan öğrendik'

  • Giriş Tarihi: 11.4.2013 09:33 Güncelleme Tarihi: 11.4.2013 09:39

Antik balık, sudan karaya çıkan canlıların yürüme yeteneğini nasıl kazandığına dairi ipuçları sundu.

Bilim insanları, 370 milyon yıl önce yaşamış bir balığın olağandışı fosilini inceleyerek, insanlar dahil birçok canlının neden iki kol veya bacağa sahip olduğuna dair önemli bilgiler elde etti. Antik balık, sudan karaya çıkan canlıların yürüme yeteneğini nasıl kazandığına dairi ipuçları sundu.

Almanya'da bir zırhlı balık ile uçan kertenkele kavgasını gösteren 120 milyon yıllık fosil bulundu.

Yüz milyonlarca yıl önce yaşamış, modern balıklardan çok farklı olan bir balık türü, neden iki kol ve bacağa sahip olduğumuz konusunda bilim dünyasına yeni bilgiler kazandırabilir.

Biology Letters dergisinde yayımlanan araştırmada, Euphanerops adıyla bilinen antik balık, dünyanın 'çift uzuv' geliştirmiş olan ilk canlısı olarak tanımlandı. 10 cm boyundaki antik balığın fosilinde, kuyruğuna çok yakın bölgede çift uzantılar tespit edildi.

Araştırma ekibinde yer alan, İngiltere'nin Manchester ve Leicester Üniversiteleri'nde akademisyen olan Robert Sansom, "Euphanerops, ilk yüzgeç benzeri çift uzuvlara sahip olan canlı... Çift uzantılar, balıklar sudan karaya geçiş yaparken gelişmiş olmalı. Ancak ilk çift uzantıların evrimi, omurgalıların gelişim süreci adına çok önemli bir yer tutuyor" ifadesini kullandı.

Discovery News sitesinin haberine göre, Sansom, meslektaşları Sarah Gabbott ve M.A. Purnell ile Kanada'da gün ışığına çıkarılan 36 Euphanerops türünü inceledi. Euphanerops, 370 milyon yıl önce, Dünya'da daha dinozorlar var olmamışken yaşamış, alt çenesi olmayan bir balıktı.


BALIKLARIN EVRİM DÖNEMİNE RASTLADI


Modern balıkların birçoğu, kuyruk bitimlerinin çok yakınında, alt kısımlarında bir yüzgece sahip. Balıkların konumlarını korumasını sağladığı düşünülen bu yüzgecin aksine, Euphanerops aynı bölgede iki yüzgece sahipti.

Sansom, "Bu araştırmada elde ettiğimiz bulgular, bize evrim sürecinin erken dönemlerinde omurgalıların birçok vücut planı geliştirdiği. Bazıları birbirine benzeyen, diğerleri farklı evrimler geçirdiler ve hepsi hayatta kalamadı" dedi. Sansom, yüz milyonlarca yıl önce her balığın çif yüzgeç geliştirmediğini ancak çift ve tek yüzgeçli balıkların aynı dönemlerde yaşamış olabileceğini belirtti.

Yüzgeç sayısındaki değişim, balıkların aynı zamanda alt çene ve diş geliştirdikleri dönemlere rastladı. Bu özellikler, balıkların avlanma ihtiyaçları ve avcılardan kaçma yeteneklerine bağlı olarak değişim gösterdi. Sansom, 'çift yüzgeçlerin daha iyi bir hareket kabiliyetine işaret ettiğini ve av-avcı ilişkisini etkilediğini' ifade etti.

SUDAN KARAYA ÇIKTILAR


Çift yüzgeçli balıklar suda daha üstün hareket kabiliyetine sahipken, bazı türlerin sudan karaya geçmelerine de yardımcı oldu.

ABD'nin Chicago Üniversitesi'nden Heather King ve meslektaşları, söz konusu değişimin nasıl olduğunu araştırmak için akciğerli balıkları inceledi. King, Discovery News'e yaptığı açıklamada, "Akciğerli balıklar evrim geçirmeye ve sudan karaya çıkmaya eğilimli canlıların yakın akrabasıydı. Ancak bu değişimler o kadar eski zamanlarda oldu ki, bugün akciğerli balık dışında bu değişimi yaşamış olan canlıların nesli tükenmiş durumda" dedi.

King, akciğerli balığın bir balon gibi şiştiğini ve sıska yüzgeçleriyle sıçrama, hatta yürüme benzeri hareket yapabildiğini gördü. Araştırmacılar, buradan yola çıkarak, 'sudaki canlıların yürümeye benzeyen ilk hareketlerini gördüklerini' belirtti.

Sudaki canlıların akciğerli balıkta olduğu gibi yürüme yeteneğini zamanla karada başarılı bir şekilde uygulaması, bugüne dek birçok canlının çif kol veya bacak geliştirmesinin de temellerini atmış olabilir. Kısaca, insanlığın en büyük yeteneklerinden birini 370 milyon yıl yaşındaki bir balıktan almış olma ihtimali hiç de düşük değil. (Gazeteport)

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.