X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Almanya'da bir davadan daha fazlası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Almanya'da bir davadan daha fazlası

8'i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan ırkçı NSU davası yarın başlıyor. Almanya bu davayla, devleti de töhmet altında bırakan derin ilişkileri sorgulayacak

Almanya'da 2000- 2007 yılları arasında 8'i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı "Nasyonalsosyalist Yeraltı" (NSU) hücresinin davası yarın başlıyor. Alman kamuoyu, ülkenin en fazla ses getiren davalarından NSU yargılamasında, iç istihbaratın kuşkuya neden olan tutumu nedeniyle "derin devlet" iddialarına da yanıt arayacak. Şimdilik üç kişilik bir hücreden ibaret bir oluşum olarak görülen NSU, Alman siyaseti, güvenlik bürokrasisi ve toplumunda deprem etkisi yaptı. NSU'nun arka planı, bağlantıları ve eylemleri hakkında her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkarken, Alman kamuoyunda, devleti de töhmet altında bırakan birçok kuşkunun dava sürecinde giderilmesi beklentisi hakim.

SORU İŞARETLERİ
NSU'nun seri cinayetleri Alman devletinin istihbarat ve polis teşkilatının çalışma yöntemlerinin sorgulanmasına yol açtı. Aşırı sağa bakış kastedilerek, devletin sağ gözünün kör olduğu yorumları yapıldı. Endişelerin ve suçlamaların artması üzerine Alman Meclisi'nde NSU cinayetleri için bir soruşturma komisyonu kuruldu. Komisyon NSU cinayetlerinin gizli kalmasının nedenlerini, güvenlik birimlerinin ellerindeki bilgileri nasıl değerlendirdiğini saptamayı amaçlıyordu. İşte tam da bu çalışmalar sırasında, Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın elinde bulunan, NSU soruşturması ile bağlantılı bazı arşiv bilgilerinin şüpheli bir şekilde imha edildiği ortaya çıktı. Birden eleştirilerin odağı haline gelen Teşkilat Başkanı Heinz Fromm, geçen yıl temmuz başında istifa etti. Teşkilat'ın, aşırı sağ içinden kullandığı muhbir ve haber elemanlarına ait bilgileri 2011'in kasım ayında, Neonazi cinayetlerinin ortaya çıkmasının hemen ardından "yanlışlıkla" imha ettiği haberi, büyük bir skandala dönüştü. Peşi sıra, 4 eyaletteki iç istihbarat başkanları istifa etti. Almanya kamuoyu halen, 14 soygun ve 10 cinayetle suçlanan NSU'nun nasıl olup da iç istihbarat servisinin gözünden kaçabildiği sorusuna yanıt arıyor. Tatminkar bir yanıtın verilememesi ise, gizli servis ile NSU arasında "derin ilişkiler" olduğu iddialarını güçlendiriyor. Bu nedenle, NSU hücresindeki Uwe Mundlos ve Uwe Bönhardt'ın intihar mı ettikleri yoksa birileri tarafından mı öldürüldükleri sorusu da yoğun biçimde tartışılıyor. Üstelik, NSU'nun ilk eyleminin ardından istihbarat elemanlarının bir garajda hücreye ait mühimmatı bulmaları, buna karşın NSU mensuplarının izin kaybedilmesi soru işaretlerinin başında geliyor.

HÜCREDEN FAZLASI MI?
NSU soruşturması süresince, 3 kişilik hücreden ibaret olduğu iddia edilen oluşumun aslında daha geniş bir çevreyle ilişkili olduğu yönünde bazı haberler gündeme geldi. "Bild am Sonntag" gazetesinin geçtiğimiz 23 Mart'taki haberinde, NSU üyeleri Böhnhardt, Mundlos ve Zchaepe'ye 129 kişinin dolaylı ya da doğrudan yardımda bulunduğu ve bu yardımların sahte evrak düzenleme, para temin etme ve silah tedarik etmeyi kapsadığı belirtilmişti. Ayrıca, Almanya'daki cezaevinde bir Neonazi'nin hücresinde, NSU üyesi Zschaepe'nin bilgilerinin bulunması, hücreyle daha geniş bir çevrenin ilişkili olduğu şüphelerini beraberinde getirmişti. NSU davasında 2'si tutuklu 5 kişi sanık sandalyesinde oturacak. Hücreye destek oldukları gerekçesiyle 8 kişi hakkındaki soruşturma ise sürüyor. Davanın iki yıl sürmesi öngörülüyor.

KİMLER HESAP VERECEK?
10 kişiyi öldüren ırkçı katillerin yargılanacağı dava öncesinde SABAH, ırkçıların çevresini mercek altına aldı.
Beate Zschaepe (38): Davanın başsanığı. İsmail Yaşar'ın öldürüldüğü gün olay yerindeydi. Tüm planlamalarda yer aldı. 13 yıl katillerle birlikte yaşadı. Önce birinin sevgilisi oldu, sonra diğerinin. Delilleri yok etmek için 4 Kasım 2011 tarihinde yaşadıkları binayı havaya uçurdu.
Ralf Wohlleben (38): Aşırı sağcı NPD'nin eski yöneticisi. Cinayet silahının parasını vermiş. Cinayetlerden haberdar olduğu belirtiliyor.
Carsten S. (33): Görevi, izini kaybettiren üçlü ile telefonlaşıp her şeyin yolunda olup olmadığını sormaktı. 9 olayda cinayete yardımcı olmaktan yargılanacak. Suçun işlendiği tarihte 19 yaşında olduğu için Gençlik Ceza Yasası'ndan faydalanacak. Tanık koruma programı kapsamı altında bulunan Carsten S., gizli bir yerde yaşıyor.
Andre E. (34): Katillerin en yakınındaki isimlerden. Cinayete teşebbüse yardım, bombalı eylem, iki soygun ve terör örgütüne destekten yargılanacak.
Holger G. (39): Cinayeti işlemek için kiralanan karavanları kiraladı, para bağışında bulundu. "Terör örgütünü desteklemek" ve "cinayetlere yardımcı olmak" suçundan yargılanacak.

IRKÇI KURBANLARI: 8 TÜRK, 1 YUNAN VE 1 ALMAN POLİS
Enver Şimşek: NSU örgütünün ilk kurbanı. 9 Eylül 2000'de Nürnberg'de öldürüldü. Ispartalı çiçekçi Şimşek 38 yaşındaydı. Evli, iki çocuğu vardı.
Abdurrahim Özüdoğru: 13 Haziran 2001'de Nürnberg'de katledilen ikinci kurban oldu. Bursalı terzi evliydi ve bir kızı vardı.
Süleyman Taşköprü: Hamburg'taki manavında 27 Haziran 2001'de öldürdü. 3 yaşında bir kızı vardı.
Habil Kılıç: 29 Ağustos 2001'de hedef oldu. Artvinli manavın geride bir eş ve kızı kaldı.
Mehmet Turgut: Rostock'ta 25 Şubat 2004 tarihinde döner büfesinde öldürüldü. Elazığlı Turgut, ülkeye kardeşinin kimliğiyle kaçak olarak gelmişti.
İsmail Yaşar: NSU Nürnberg'de katlettiği üçüncü kurban. 9 Haziran 2005 tarihinde öldürülen Şanlıurfalı dönerci Yaşar'ın Kerim adlı bir oğlu vardı.
Mehmet Kubaşık: 4 Nisan 2006'da Dortmund'da öldürüldü. İşlettiği büfesinde öldürülen Kahramanmaraşlı Kubaşık, üç çocuk babasıydı.
Halit Yozgat: Son Türk kurban 21 yaşındaki Halit Yozgat, Kassel'de babasına ait internet kafede 6 Nisan 2006 tarihinde öldürüldü.
Theodoros Boulgarides: Yunan vatandaşı Boulgarides, 15 Haziran 2005'te katledildi. Dönerci olan Boulgarides'in Türk'e benzediği için öldürüldüğü belirtiliyor.
Michele Kiesewetter: Alman polis 25 Nisan 2007 tarihinde mesai arkadaşı ile devriye gezerken öldürüldü. Öldürülme nedeni üstündeki giz perdesi kalkmadı.

HİTLER'İN DE YATTIĞI CEZAEVİ
Davanın baş zanlısı Beate Zschaepe ve onunla birlikte yargılanacak aşırı sağcı Milliyetçi Demokratik Partisi'nin eski yöneticisi Ralf Wohlleben de Münih'in Stadelheim cezaevinde yatıyor. Zschaepe, cezaevinde kadın tutukluların kaldığı 10 metrekarelik hücre tipi odalarda kalıyor. Odada bir yatak, elbise dolabı, televizyon, çalışma masası, özel eşyaların konabileceği raflar, lavabo ve bir tuvalet bulunuyor. Çekim yapılırken iç avludan görüntü alınmasına izin verilmedi. Bu arada baş zanlı voleybol oynuyordu. 1894'te inşa edilen cezaevinde Nazi lideri Hitler de yatmış. Hitler, 1922 yılında asayişi bozmak suçundan 1 ay tutuklu kalmış.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.