X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sanayi İstanbul'dan çıkmasın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sanayi İstanbul'dan çıkmasın

  • Giriş Tarihi: 25.7.2013 12:36

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul'un tasarlanan gelecek vizyonunda sanayinin önemli ölçüde dışlanarak finans, lojistik ve moda merkezi olmasının hedeflendiğini belirterek, "İstanbul'da ekonominin denkleminden sanayiyi çıkarmak yerine bilakis, finans merkezi olunması hedefiyle uyumlu, sanayinin finansmanını güçlendirecek yenilikçi uygulamalar hayata geçirilmelidir" dedi.

Erdal Bahçıvan, İSO Meclisi'nin temmuz ayı toplantısında, üretimin dünya ölçeğinde uzun süren bir zaman diliminde dışlanmış olmasının küresel ölçekte yaygın bir işsizliğe, toplumsal huzursuzluğa ve patlamalara neden olduğunu belirterek, sanayinin ve sanayicinin yeryüzü ölçeğinde yeniden önem kazanacağı bir dönemin eşiğinde olduğuna inandıklarını söyledi.

Türkiye'de geçen 10 yılın ekonomik açıdan önemli bir restorasyon dönemi olduğuna, 10 yıl önce çok ciddi bir ekonomik kriz yaşamış olan ülkenin, şimdi 10 yıl sonrasını planlayan bir konumda bulunduğuna işaret eden Bahçıvan, mevcut sanayi yapısı ve temposu düşen büyüme hızıyla 2023 hedeflerine ulaşılamayacağına dikkati çekti.

Bahçıvan, sanayideki dönüşümü tetikleyici somut adımları, her türlü kayıt dışı ekonomiyle mücadele, tasarrufların artırılması, enerji ve ulaştırma altyapısı ile Ar-Ge ve inovasyonun geliştirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması, yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin sağlanması ve bu konuda özel havzaların kurulması, aktif işgücü politikasının geliştirilmesi ve eğitimin işgücü talebine duyarlılığının artırılması olarak sıraladı.


"SEÇİM DÖNEMİNDE POPÜLİST POLİTİKALARA VE VAATLERE YÖNELİLMEMELİ"

2013-2015 arası dönemin Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirten Bahçıvan, şöyle devam etti:

"Küresel ekonomi kabuk değiştirirken Türkiye'nin gündeminde ise seçimler olacak. Bu süreçte ekonomik kazanımların kaybedilmemesi, dengelerin korunması çok önemli. Daha önceki seçim dönemlerinde olduğu gibi bu seçim döneminde de popülist politikalara ve vaatlere yönelilmemeli. Şu küresel kriz ortamında finansal istikrarı korumalıyız. Çünkü bu, sadece biz sanayiciler için değil ekonominin bütünü için hayati bir öneme sahiptir.

Finansal istikrarsızlık korkusunu kalıcı bir şekilde üzerimizden atacak yeni bir ekonomi politikasına ihtiyaç duyuyoruz. Gelirinin üzerinde borçlanmaya dayalı, tüketime odaklı bir ekonomi anlayışında, finansal istikrarsızlık varlığını kaçınılmaz bir şekilde her zaman, herkese hissettirir. Parasal değer olarak hesaplandığında imalat sanayinin milli gelir içindeki payı 1998 yılında yüzde 23,9 iken 2012 yılında yüzde 15,6'ya kadar gerilemiştir. Bu durumu dikkate alarak, arzumuz yeni ekonomi politikasının üretime odaklı olmasıdır."

İSO olarak her şeyi devletten bekleyen, sorunlar karşısında hep yakınan bir yaklaşıma sahip olmadıklarını dile getiren Bahçıvan, sanayicilerin yaşadığı sorunlar ve çözüm beklentilerine ilişkin şunları kaydetti:

"Finans dünyasından kaynaklanan ciddi sorunlarımız var. Senelerce süren yüksek faiz uygulamaları sanayimize ve sanayicilerimize çok ciddi zararlar verdi. Faizlerin makul bir düzeye inmiş olması, tabii ki son derece sevindirici. Bu konuda yerel ve küresel piyasa dinamiklerinin dikkate alınmasından yanayız. 2001 krizi sonrasında bankacılık sektöründe alınan tedbirler, herkesin hayrına olacak bir şekilde bankacılık sistemini güçlü hale getirdi. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve güçlü bankacılık sisteminin faydalarını, 5 yıldır yaşanmakta olan küresel ekonomik krizde ziyadesiyle gördük. Merkez Bankası'nın bugüne kadar attığı adımlar, sergilediği öngörüler, bizlere güven verdi. Bu güveni sergilerken Merkez Bankası'nın bağımsızlığının bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korunmasından yanayız.

İstanbul'un finans merkezi olması hedefiyle uyumlu, sanayinin finansmanını güçlendirecek yenilikçi uygulamalar hayata geçirilmelidir. İstanbul'un finans merkezi olmasını hedeflerken, sanayinin ve üretimin ihracata, büyümeye, katma değer ve iş imkanı yaratmaya dayalı gücünü asla unutmamalıyız. Türkiye'de ekonominin lokomotifi reel sektördür. Bunu söylerken, reel sektörün büyümesi ve gelişmesi için mevcut sermaye olanaklarına ulaşmanın son derece önemli olduğunu ifade etmek isterim. İstanbul'un, tasarlanan gelecek vizyonunda sanayinin önemli ölçüde dışlanarak finans, lojistik ve moda merkezi olması hedeflenmektedir. İstanbul'da ekonominin denkleminden sanayiyi çıkarmak yerine bilakis, finans merkezi olunması hedefiyle uyumlu sanayinin finansmanını güçlendirecek yenilikçi uygulamalar hayata geçirilmelidir."


"PROJE FİNANSMAN KREDİSİ REKLAMLARINI GÖRMEK İÇİN DAHA NE KADAR SÜRE BEKLEYECEĞİZ"

Finans sektörü ile reel sektör arasındaki kredi ilişkilerinde bazı düzenlemelere ve iyileştirmeye ihtiyaç duyulduğunu belirten Bahçıvan, "İhtiyaç kredisi, düğün kredisi, tatil kredisi reklamları yapılıyor. Allah aşkına, proje finansman kredisi reklamlarını görmek için daha ne kadar süre bekleyeceğiz" dedi.

Bankacılık sisteminde, teminat konusuna yeni bir bakış açısı getirilmesi gerektiğine inandıklarını kaydeden Bahçıvan, "Sektörel risk algısı nedeni ile kredilerin geri çağrılmasının önüne geçecek mevzuat düzenlemeleri hayata geçirilmelidir. Yatırım bankacılığı ve proje finansmanının geliştirilmesi, biz sanayiciler açısından çok önemli. Bankacılık sektöründe sanayi kuruluşlarına yönelik uzun vadeli yatırımları destekleyen, proje bazlı kredi uygulamaları mutlaka hayata geçirilmeli. Bankacılık sektöründe yerli sermayeyi ve kamu bankalarının varlığını önemsiyoruz. Finans sektöründe yabancı özel sektör payının, olumsuz sonuçlar doğurmayacak şekilde oluşması sağlanmalıdır" ifadelerini kullandı.

Eximbank kredilerinin daha uzun vade ile verilmesinin sanayicilerin gücüne güç katacağını ifade eden Bahçıvan, finans sektörü enstrümanlarının mümkün olduğunca alternatifli hale getirilmesi ve sanayicinin hizmetine sunulması önem arz ettiğini, finans imkanları arasına Sukuk alternatifinin eklenmesinin sanayi firmalarının uzun vadeli finansman seçeneklerini çoğaltacağını söyledi.

Sanayicilerin finansal kiralamadan yararlanmalarında en büyük engelin uygulanan KDV oranı olduğuna işaret eden Bahçıvan, "Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatlarda Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu'na (KKDF) kesinti yapılmaktır. KKDF tamamen kaldırılmalı, sanayicilere, KKDF ödemeden ithalat yapabilme imkanı tanınmalıdır" dedi.

Bahçıvan, son dönemde, sigorta yaptırmak isteyen sanayi kuruluşlarının yeni teklif alamadıklarını veya çok yüksek primli teklifler ile karşılaştıklarını da dile getirdi.


"DEVLET, REEL SEKTÖRÜ SERMAYE KAYNAĞI OLARAK GÖRMEMELİ"

Devletin KDV iadesi uygulamasında sanayicilerin zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşadığını ifade eden Bahçıvan, "Devlet, reel sektörü sermaye kaynağı olarak görmemeli. KDV iadesinde gecikme yaşanınca, işletmeler, açığını banka kredisiyle gidermek zorunda kalıyor. Bazı sektörlerde, yüksek orandaki ÖTV'den kaynaklanan sıkıntılar var. Bir başka önemli sorun da dolaylı vergilerdir. Mal ve hizmet tüketirken, devletin tüketiciden aldığı dolaylı vergi oranı yüzde 71 gibi olağanüstü bir orana ulaştı. Dolaylı vergiler, dayanma ve tahammül sınırlarını artık daha fazla zorlamamalı. Bu konuda, kayıt dışı ekonomiyle daha fazla mücadele başta olmak üzere gerekli düzenlemelerin yapılmasını arzu ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Kamu alımlarında yerli ürünlere daha fazla ağırlık verilmesinin imalat sanayisi açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Bahçıvan, özel sektörün Ar-Ge ve inovasyon konusundaki harcamalarını yeterli bulmadığını da sözlerine ekledi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.