X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER NATO 18 yıl önce bugün Bosna'ya müdahale etmişti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

NATO 18 yıl önce bugün Bosna'ya müdahale etmişti

  • Giriş Tarihi: 30.8.2013 11:17 Güncelleme Tarihi: 30.8.2013 11:18

Bosna Hersek'te, 1992 yılında başlayan 1995 yılına kadar devam eden, binlerce sivil Boşnağın katledildiği, onbinlerce kadına sistematik tecavüzlerin yapıldığı Bosna savaşına, 18 yıl önce bugün, ABD kuvvetleri öncülüğündeki NATO, askeri müdahale gerçekleştirmişti.

Bosna'da 1992 yılında başlayan, çoğunluğu Müslüman sivil Boşnak olmak üzere 200 bin kişinin öldüğü, 50 bin kadının tecavüze uğradığı, birçok tarihi eserin yerle bir edildiği, 2 milyon insanın mülteci durumuna düştüğü savaşa, uluslararası toplum 30 Ağustos 1995 yılına kadar tıpkı bugün Suriye'de yaşanan dramda olduğu gibi sessiz kaldı.

Avrupa'nın ortasındaki bu insanlık dramı karşısında uluslararası toplumun sessizliği, 11 Temmuz 1995 yılında BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa'da 8 binin üzerinde Boşnak erkeğin katledilmesi, ardından 28 Ağustos'ta Saraybosna'nın merkezinde Markale'deki pazar yerine yapılan havan topu saldırısı sonucu 43 kişinin yaşamını yitirmesi karşısında bozuldu.

Markale'deki pazar yeri katliamından 2 gün sonra NATO tarafından 30 Ağustos 1995 tarihinde gece saat 02.00 sularında Bosna'daki Sırp hedeflere yönelik ''Kararlı Güç Harekatı'' (Operation Deliberate Force) başlatıldı. Operasyon, 21 Eylül 1995'te sona erdi. Yaklaşık 400 savaş uçağı ve 15 ülkeden 5000 askerin katıldığı müdahalede binin üzerinde roketle Sırp hedefleri vuruldu.

''Kararlı Güç Harekatı'' kapsamında 338 hedefe 3 bin 515 uçuş gerçekleştirilirken, toplam 750 saldırı düzenlendi. İtalya'daki askeri üslerden ve ''Theodore Roorsevelt'' uçak gemisinden kalkan savaş uçaklarının saldırılarında özellikle Bosnalı Sırplar'ın cephanelikleri, uçaksavar bataryaları, radar ve iletişim tesisleri, topçu birlikleri depoları hedef alınmıştı.

NATO'nun Bosna Hersek'teki müdahalesine ABD askerlerinin yanı sıra, Türkiye, Almanya, Almanya, Fransa, Büyük Britanya, Hollanda, İtalya ve İspanya'dan askerler de katıldı.

Askeri ve siyasi açıdan Bosna Sırp Cumhuriyeti yönetiminin Saraybosna'daki kuşatmasını kaldırma ve ağır silahları geri çekme kararı almasını sağlamak olan NATO müdahalesi, hızlı bir şekilde amacına ulaştı. NATO'nun bu operasyonu sonucu Sırplar, 1992 yılında başlayan savaştan 3 yıl 4 ay sonra başkent Saraybosna'yı bombalamayı durdurmuş ve şehirdeki kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştı.

NATO MÜDAHALESİYLE SAVAŞTAKİ DENGELER DEĞİŞTİ

NATO'nun havadan ve kısmen karadan yaptığı bu müdahaleye paralel olarak, Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu, Hırvatistan Ordusu ile Bosna'daki Hırvat Savunma Konseyi birlikleri, Bosna Hersek'in kuzeybatı, batı ve orta kesimlerinde Sırp Ordusu'na karşı harekete geçti. Bu operasyonlarda Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu, Bosna'nın orta ve kuzeybatı kesimlerinde büyük toprak kaybı yaşadı.

NATO'nun Sırp kuvvetleri üzerine yaptığı saldırılarla savaştaki dengelerin bozulması üzerine Sırplar barış masasına oturmaya ikna oldu. Bunun üzerine 21 Kasım 1995 tarihinde, ABD'nin doğusundaki Ohio eyaletine bağlı Dayton şehrindeki ''Wright-Patterson Hava Üssü'nde Bosna'daki silahları susturan Dayton Barış Antlaşması savaşın tarafları Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan tarafından paraf edildi.

GEÇ MÜDAHALE SREBRENİTSA'DA SOYKIRIMA NEDEN OLDU

Bosna'daki savaşa uluslararası müdahalenin konuşulduğu Haziran 1995 yılında, Sırp kuvvetlerinin komutanlığını yapan Ratko Mladiç, bu tarihte Bosna Hersek'te görev yapan BM Koruma Gücü (UNPROFOR) askerlerini esir alarak, sütun ve askeri tesisatlara bağlayarak, NATO müdahalesini engelledi. Mladiç'in bu hareketi, dünya kamuoyunda uluslararası toplumu küçük düşürdüğü algısına yol açtı.

NATO'nun o tarihte askeri müdahale yapmaması ise Boşnaklara pahalıya mal oldu. Yaşanan bu olaydan sadece bir ay gibi kısa bir süre sonra, Sırp kuvvetleri ülkenin doğusunda bulunan BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa'yı işgal ederek 8 binin üzerinde Boşnak erkeği katletti.

MÜDAHALENİN ARDINDAN YAPILAN AÇIKLAMA

Savaş döneminde Bosna Hersek Başbakanı Haris Silayçiç, NATO müdahalesinin başlamasının ardından medyaya yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

''Ellerinde hiçbir şey olmayan insanları öldüren, hastaneleri, sokakta oyun oynayan çocukları hedef alanlar, sonunda hedef olmanın, çaresiz olmanın nasıl bir duygu olduğunu hissedecekler.''

RAKAMLARLA BOSNA SAVAŞI

Bosna savaşında yaklaşık olarak 200 bin kişi hayatını kaybederken, ülkede, savaş boyunca, günde ortalama 140 kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Kurulan toplama kamplarında binlerce insan işkenceden geçirilirken, yaklaşık 50 bin kadın ise sistematik tecavüzlerin kurbanı oldu. Yaklaşık 3.5 yıl kuşatma altında kalan Saraybosna'da ise bin 600'ü çocuk toplam 11 bin 451 kişi katledildi.

Savaşın en büyük dramlarından birisi ise mülteciler oldu. Yaklaşık 3.5 yıl süren savaşta ülkede yaşayan her iki kişiden biri Bosna'yı terk etmek zorunda kaldı. Savaşın başında 4 milyon 300 bin olan ülke nüfusu, savaşın sonunda 2 milyon 200 bine düştü. Bugün hala, savaşta evlerini terk etmek zorunda kalan 400 bine yakın insan, yaşadıkları acı savaş nedeniyle ülkelerine dönmedi.

SIRPLAR'A BİR NATO MÜDAHALESİ DE KOSOVA'DA

NATO'nun Bosna Hersek'te yaptığı askeri müdahale, uluslararası toplumun 1990'lı yıllarda Balkanlar'da yaptığı son askeri müdahale olmadı.
Uluslararası toplum, Bosna'da dersini aldı, bu nedenle Kosova'da Arnavutlar'a karşı katliamlara başlayan Sırp kuvvetlerine NATO erken müdahale etti. Erken müdahale sonucu Kosova'da katliamların büyümesi ve ikinci bir Bosna'nın yaşanmasının önüne geçildi.

Bosna'daki Pazar yeri katliamı gibi Kosova'da da bardağı taşıran son damla ise Sırplar'ın 15 Ocak 1999'da Kosova'nın Raçak köyünde aralarında 12 yaşında bir çocuk ile 99 yaşında bir erkeğin bulunduğu 45 sivil Arnavut'un öldürüldüğü katliam oldu.

Bu katliamın ardından Kosova üzerinde yoğunlaşan uluslararası toplum ve NATO, Sırplar'ın saldırılarına 24 Mart 1999'da hava harekatı başlattı. 10 Haziran 1999'a kadar süren bu harekatta, Sırp hedefleri vuruldu.

BM Güvenlik Konseyi'nde alınan 1244 No'lu karar ile sona eren bombardımandan bir gün önce ise NATO ve ve Yugoslavya Ordusu temsilcileri anlaşma imzaladı. İmzalanan anlaşma ile Sırp birliklerinin Kosova'dan çekilmesine ve bölgeye uluslarası askeri güçlerin girmesine karar verildi.
Türkiye'nin de aralarında bulunduğu uluslarası askeri birliklerin Kosova'da konuşlanmasının ardından, daha önce topraklarından kaçan 750 bin Arnavut geri döndü. Uzun süre uluslararası toplumun koruması altında kalan Kosova, 17 Şubat 2008 tarihinde ise Sırbistan'dan tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan etti.

''BOSNALILAR'IN SEVİNCİNİ DÜN GİBİ HATIRLIYORUM''

Savaş döneminde Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı'nda görev yapan ve merhum Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in çalışma arkadaşlarından biri olan Mufid Memiya, AA'ya yaptığı açıklamada, NATO'nun müdahalesinin ardından Bosna Hersek vatandaşlarının yaşadığı sevinci dün gibi hatırladığını söyledi.

NATO'nun müdahalesinin, yaşanan onca zorluğun ardından halkı rahatlattığını ve kolaylık getirdiğini söyleyen Memiya, şunları söyledi:
''Bosna Hersekliler, Sırp Ordusu'na yönelik gerçekleştirilen NATO müdahalesini adaletin bir sonucu olarak görüyordu. Geç kalınmıştı, ancak adaletti. Modern politik kültürde, kötünün kazanmasına izin verilemezdi. Onlar, cezalandırılmalıydı. Bu müdahalenin ardından, bizler, çekmiş olduğumuz tüm acılara rağmen, sonunda Sırp kuvvetlerinin kaybettiğini göz önünde bulundurarak, uluslararası topluma hakkımızı helal ettik.''
NATO müdahalesinin daha erken bir tarihte yapılmasının daha çok kurban verilmesinin önüne geçebileceğini kaydeden Memiya, ''Eğer askeri müdahale daha erken yapılsaydı, eminim, Bosna Hersek için daha kaliteli bir barıştan söz edebilirdik. Ayrıca bu kadar insan katledilmemiş olurdu'' dedi.

Memiya, Suriye'de bugün yaşanan savaşın acısının Bosna ve Kosova'yı hatırlattığını belirterek, uluslarası toplumun hızlı ve kararlı müdahalesinin, kriz dönemlerinde yaşanan kayıpları azalttığını kaydetti.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.