X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye anahtar ülke
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye anahtar ülke

  • Giriş Tarihi: 18.10.2015
Türkiye anahtar ülke
Türkiye anahtar ülke

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bugün Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel ve Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, mülteci kriziyle ilgili SABAH'a yazdı:

Savaş ve şiddet tehdidi altındaki insanlara ne borçluyuz? Neyi ne ölçüde kaldırabiliriz? Dayanma gücümüzün sınırları nerede? Bu üç sorunun da haklı gerekçeleri var. Ancak tartışma artık sadece, medyatik olarak da tırmandırılan "üstesinden gelebiliriz" ve "tekne doldu" söylemleri arasında gidip geliyorsa, o zaman sığınmacı meselesinin toplumumuzu parçalama tehlikesi var demektir. İhtiyacımız olan, gerçekçi olarak neyi nasıl yapacağımıza dair olanaklar üzerine dürüst bir tartışmadır. Dürüstlüğe ilişkin bazı saptamalar da gerekiyor: Evet, buraya gelen insanların büyük çoğunluğu gerçekten de savaşın ve iç savaşın hüküm sürdüğü yerlerden ya da bunlara doğrudan komşu olan bölgelerden kaçıyor. Evet, Balkanlar'ın batısından yüksek oranda sığınmacı almıştık. Ancak bunlara mülteci statüsünün verilme şansı yok. Tez zamanda ülkelerine dönmeleri gerekiyor. Evet, Almanların emsalsiz yardımseverliğine ve belediyelerin verdiği olağanüstü hizmete rağmen, Almanya'ya gelen sığınmacı sayılarının yeniden düşmesi için elden geleni yapmak zorundayız; çünkü, her yıl devamlı bir milyonu aşkın sığınmacıyı alıp entegre edemeyiz. Dürüstlük aynı zamanda, göçün dinamiklerini sadece Alman iç siyasetinin araçlarıyla ve hele de Avrupa'sız hiçbir şekilde etkileyemeyeceğimizi de itiraf etmektir. Öyle olsa bile, gidişatı bir gecede değiştiremeyiz. Almanya harekete geçmiştir. Eyaletler ve belediyelerin üzerindeki yük hafifletilmektedir. Özellikle gerçekten korunmaya muhtaç olanlara yardım edilebilmesi için, iltica paketiyle ulusal koşullar oluşturulmuştur. Bunları yaparken, anayasal güvence altına alınmış temel haklar dahil, hukuk devleti kültürümüzü gözardı etmiyoruz. Ancak bariz olan bir şey de şudur: Almanya üzerindeki baskının yeniden azalabilmesi için, sebat ve kararlılıkla uluslararası ve özellikle de Avupalı çözümler üzerinde çalışmalıyız. Bunun içinse, ulusal bencilliğin bir çıkış yolu olmadığına ama ortak hareket etmenin herkesin yararına olduğuna yeniden daha fazla güvenmeye ihtiyacımız var.

Avrupa Varış Merkezleri

AB'nin 120.000 sığınmacının üye ülkelere dağıtılmasına ilişkin kararı olumlu, fakat yeterli değildir. Gereksindiğimiz şey, Avrupa için daimi bir dağıtım anahtarıdır. İşler durumda Avrupalı kurumlarımız mevcut olsa da, bunlar halihazırdaki sığınmacı akınına hazırlıklı değil. FRONTEX, AB'nin dış sınırlarını koruyabilmek için daha fazla personele ihtiyaç duymakta olup, bir Avrupa sınır koruma kurumuna dönüştürülmelidir. Doğu Akdeniz'de sınırların Türkiye ile birlikte korunmasının çoktandır vakti gelmişti. Avrupa İltica Destek Ofisi EASO artık bir Avrupa iltica kurumunun cenini olarak görülebilir. Bu alanda da entegrasyon açısından cesur adımlar atmalıyız. Yunanistan ve İtalya'ya "Avrupa Varış Merkezleri" kurulmasında destek olmalıyız. Bu merkezlerde, gelen tüm sığınmacılar istisnasız kayıt altına alınmalı ve AB bölgesi içinde adil bir şekilde dağıtılmalıdırlar. Ne var ki, özellikle Türkiye ile olmak üzere, Avrupa'nın komşuluğundaki anahtar ülkelerle anlaşmalar sağlanabilirse, ancak o zaman Avrupa çerçevesinde alınacak çözümler etkin olabilecektir. Bu konuda Avrupa Komisyonu'nun, bizim de bir İkili Göç Diyaloğu ile destek verdiğimiz bir eylem planı önerisi olmuştur. Halihazırda sığınmacıların büyük çoğunluğunu alan ülkeleri desteklememiz gerekir. Türkiye'nin yanı sıra bunların başında Ürdün ve Lübnan gelmektedir. New York'ta, uluslararası insani yardım kuruluşlarına yapılan yardımlarımızı 1.8 milyar dolar artırabilmeyi başardık. Halen dış politikamızın en önemli ve kalıcı görevi, sığınmacı krizlerine meydana geldikleri yerde çare bulmaktır. Bu nedenledir ki, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki büyük krizlere ve kriz odaklarına siyasi çözüm bulunabilmesi için tüm gücümüzle çaba gösteriyoruz. Bu çabalara, İran ile nükleer anlaşmanın sağlanmasında yapıcı bir rol üstlenen Rusya ile görüşmeler de dahildir. Daha fazla insanın yollara düşüp bize gelmemesi için, Suriye'deki devlet yapılarının tamamen çöküşü ya da dağılması engellenmelidir. Her şeyin ötesinde; ancak gerçekçi olarak neyi nasıl yapacağımıza dair olanakları konuştuğumuzda, anlayış ve güven bekleyebiliriz. Bu nedenle her ikisine de ihtiyacımız var, hem umutlu hem gerçekçi olmaya. Ancak geleceğe umutla bakarsak, o zaman bu insanların entegrasyonunun getireceği büyük fırsattan yararlanabilmek üzere siyasi ve toplumsal gücü harekete geçirebiliriz. Ve ancak gerçekçi olursak, insani hedeflerimizin uygulamaya konulmasını sağlayabiliriz.

Karar aşamasındayız

Ancak ülkemizdeki insanların yardımseverliğinin sınırlarını zorlamadığımız zaman, politikamızın kalıcılığı mümkün olur. Ve kabul görmesini de ancak, ülkemizdeki insanların ihmal edilmemesiyle ve tamamen gerçek olan ihtiyaç ve sorunlarının ciddiye alınmasıyla sağlayabiliriz. Bir karar aşamasındayız: ya yine bariyerlerin, tel örgülerin ve ulusal bencilliklerin bizleri ayırdığı bir kıta olacağız ya da, Avrupalı bir iltica politikası ortaya koyarak ve birlikte insanların kaçış sebepleriyle mücadele ederek, ortak bir yanıt bulmayı başarabilen; dürüstlük gösterip, bu büyük meydan okumayı hayallere kapılmadan, net bir bakışla göğüsleyen bir kıta olacağız.

kalan karakter 1000

Almanyali Almanyali

Her ikiside ve Özellikle Stein-Meier Nazidirler Stei-Meier tam bir Türk düsmanidir. Söylediklerinin hicbirine güvenilmez.

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 18.10.2015 11:00

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.