X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Rusya'dan şok saldırı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Rusya'dan şok saldırı

  • Giriş Tarihi: 20.11.2015 14:21 Güncelleme Tarihi: 20.11.2015 14:32
Rusya'dan şok saldırı
Rusya'dan şok saldırı

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Ortadoğu Araştırmaları Uzmanı Ali Semin, Suriye'de Türkmen köylerine yönelik başlatılan kara harekatının, Türkiye'nin güvenli bölge projesini aksatmak ya da sekteye uğratmak için yapılan bir hamle olduğunu belirterek, "Türkiye her güvenli bölge konusunu gündeme getirdiğinde Türkmenler, bu bölgeler bombalanıyor" dedi.

Semin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkmen Dağı'nın stratejik bir bölge ve önemli bir konumda yer aldığını vurgulayarak, Esed rejiminin ve Rusya'nın saldırıları sonucunda binlerce Türkmenin göç etmek zorunda kaldığını söyledi.

Türkmen Dağı'nın, 3 yıl önce Suriye ordusunun elinden muhalifler tarafından alındığını aktaran Semin, Türkmenlerin olduğu bölgelerin, stratejik olduğu için hedef haline geldiğini vurguladı.

Semin, Esed'in amacının o bölgeyi Türkmenlerden ve muhalif güçlerden temizlemek olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

"Bundan sonraki süreçte, Esed rejimi tarafından Türkmen Dağı temizlenmesinin ardından İdlib için bir kara harekatı beklenebilir. Biz, 'DAEŞ'ten arındırılmış bölge kurulsun' diye uğraşırken, maalesef bu bölgeler Türkmenlerden arındırılıyor. Türkmen Dağı aynı zamanda Türkiye sınırına yakın. Yayladağı sınır kapısına çok yakın bir bölge. Türkiye'nin güvenli bir bölge oluşturma planına karşı bir hamle olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer bu bölge oluşursa, Türkmenler de söz sahibi olacaklar. Niye 4 gün önce başladı. Biliyorsunuz ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin 'Biz Türkiye ile birlikte güvenli bölge oluşturacağız' şeklinde bir açıklama yaptı. Bunun ardından saldırılar başladı. Türkiye'nin güvenli bölge projesini aksatmak ya da sekteye uğratmak için yapılan bir hamledir, bir harekattır. Türkiye her güvenli bölge konusunu gündeme getirdiğinde Türkmenler, bu bölgeler bombalanıyor."

-"Türkmenler yalnız bırakılmamalı"-

Türkiye'nin üzerine önemli görevler düştüğünü anlatan Semin, "Rusya'nın da Türkmen Dağı'nda Esed'e destek vermesi şunu gösteriyor: Rusya'nın amacı DAEŞ'i etkisiz hale getirmek ya da DAEŞ'in genişlemesini engellemekten ziyade, oradaki muhalif güçleri kontrol ettiği bölgelere Esed güçlerini yerleştirmektir. Türkmen Dağı bunun en önemli örneklerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu.

Semin, bu saldırıların başlamasının ardından Türk Kızılayı'nın o bölgeye insani yardım ulaştırdığını anımsatarak, "Türkiye, oraya insani yardım yapıyor. Türkmenlerin güçlü kalması için farklı siyasi, askeri yardım da yapması gerekiyor. Türkmenler yalnız bırakılmamalı" ifadesini kullandı.

Suriye'de demografik bir değişimin de söz konusu olduğuna dikkat çeken Semin, "Bayırbucak Türkmenlerini göçe zorluyorlar, köylerini boşaltıyorlar. Bunların yerine rejim, kendine yakın gördüğü Alevileri ya da diğer grupları yerleştirmek gibi bir amacı var" şeklinde konuştu.

TÜRKMEN KOMUTAN: RUSYA BÖLGEYİ İSTİYOR

Suriye Türkmen Kitlesi Başkanı Samir Hafez, Suriye rejim güçlerinin Rusya destekli Türkmen köylerine yönelik başlattığı kara harekatına ilişkin, "Buralarda katliam yaşanmasından korkuyoruz. Bu köyleri boşaltmazsak, yalnız Ruslar değil, Suriye rejimi güçleri, İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah güçleri buraya girdiği zaman, halk evlerinde kaldıysa muhakkak burada büyük bir katliam seyredeceğiz" dedi.

Hafez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Esed rejimine bağlı askerlerce Bayırbucak bölgesine yönelik hem karadan hem de havadan yoğun saldırı başlatıldığını söyledi. Rusya'nın da bu operasyonlara destek verdiğini ifada eden Hafez, "Rusya aslında Suriye rejimi için değil, bu bölgeye kendisi yerleşmek için saldırıları yapıyor. Rusya yarım yelpaze gibi Suriye'nin batısını elde etmek istiyor. Rusya, Suriye askerleri, İran Devrim Muhafızları, Hizbullah askerlerini karada kullanırken, operasyonların sonunda onlara hiçbir şey bırakmayarak, Türkmen ve Kürt dağları bölgesinden itibaren, içinde Lazkiye, Hama ve Humus'un bulunduğu bölgeyi elde etmek istiyor" diye konuştu.

Bayırbucak bölgesinde hiçbir zaman DAEŞ gibi örgütlerin yer bulamadığına dikkati çeken Hafez, şunları kaydetti:

"Türkmen tugaylarının tek amaçları evlerini, köylerini ve namuslarını korumak. Hiçbir zaman saldırı amaçları olmadı. Kendilerini korumaya çalışıyorlar. Bayırbucak'ın bayırı gitti, bucağı kaldı. Yayladağ'dan hemen sonrası Bayır, bundan 20 kilometre sonra iç kısımlarda da Bucak başlar. Bayır kısmını daha önce kaybetmiştik. Resmi olmayan rakamlara göre buralarda yaklaşık 270 bin Türkmen nüfus var. Lazkiye'deki mahalleler hariç. Burada asıl hedef bu bölgeyi elde etmek. Ruslar, Türkiye'nin sınırına kadar olan bölgeyi istiyor. Buraya alarak, Türkiye ile masaya oturarak bir şeyler koparmaya çalışıyorlar. Kıyı bölgelerin tamamı Rusların elinde. Lazkiye'deki ve Hama'daki havaalanları onların elinde. Buraya çok modern uçak ve silahlar getirdiler. Köylerimize varil bombası atan Esed helikopterleri 4-4.5 kilometre yükseklikten uçuyorlardı. Bunları vurmak daha kolaydı. Bugün köylerimizi bombalayan 100-150 kilometreden vuruyor. Vurduğumuzda dahi düşürme ihtimalimiz yok. Zaten hafif silahlarımız var."

Hafez, Bayırbucak'ta Esed güçlerinin katliam yapmasından korktuklarını dile getirerek, "Buralarda katliam yaşanmasından korkuyoruz. Bu köyleri boşaltmazsak, yalnız Ruslar değil, Suriye rejimi güçleri, İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah güçleri buraya girdiği zaman, halk evlerinde kaldıysa muhakkak burada büyük bir katliam seyredeceğiz. Zaten daha önce de yüzlerce gencimiz boğazı kesilerek öldürüldü. O köylerde şimdi kalanlar çocuklarımız, kadınlarımız ve yaşlılarımız" ifadelerini kullandı.

Türkiye ve dünya kamuoyuna çağrıda bulunan Hafez, Suriye'de çözümün "Esed rejiminin gitmesiyle geleceği" görüşünü ifade etti.

Kurdukları dernek aracılığıyla hem Türkiye hem de Suriye'de Türkmelere yardım ulaştırdıklarını anlatan Hafez, büyük bir maddi sıkıntı içinde olduklarını vurgulayarak, vatandaşlardan ve yetkililerden destek istedi.