Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'da muhalifler Sisi'ye karşı birleşiyor

Giriş Tarihi: 18.4.2016 16:36
Mısır'da muhalifler Sisi'ye karşı birleşiyor

'da darbe sonrası Abdülfettah Sisi yönetimi, kendisine muhalif tüm liderleri ya idama mahkum etti ya da sürgüne gönderdi. Mısırlı muhalif lider Eymen Nur da onlardan biri... 2005 yılında Hüsnü Mübarek'e rakip olarak seçimlere giren tek aday olan Eymen Nur, uzun yıllar hapis yattı. 2011'deki devrim sonrasında kurduğu parti ile yeniden siyaset sahnesinde yerini alan Eymen Nur, bugünlerde ise tüm muhalifleri tek çatı altında toplamayı hedefliyor..

3 Temmuz'da yaşanan darbenin ardından maalesef hukuksuzluklar yaşandı. Ben bunlara karşı sessiz kalamazdım. Benim muhalif bir duruşum var. Sisi yönetimi ise kendi dışındaki farklı düşüncelere tahammül edemiyor. Ben Mübarek döneminde kendisine muhalefet ettim. Onun döneminde üç kez hapse girdim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mübarek'e karşı aday oldum. Seçimlerden bir kaç gün sonra ise yargılanıp hapse atıldım. Bu dönemde aynı zamanda Cumhuriyet Gençliği Birliği'nin başkanlığını yapıyordum. Ben hapse atılmayı, bu uğurda sıkıntı çekmeyi göze aldım zaten. Fakat mevcut yönetim farklı düşüncelere çok tahammülsüz.

Eymen Nur darbe sonrası Mısır'dan kaçış sürecini ve İstanbul'a geliş hikayesini de A Haber'e anlattı.

Ben 'da kalabilirdim. Fakat bu hiçbir şeyi eleştirmeyeceğim anlamına gelirdi. Çünkü orada kendini yarı ilah ilan eden Sisi'nin dışında hiç kimsenin sesi duyurulmuyor. Benim ile onun arasında o gece bir telefon görüşmesi oldu. Benden onu darbe konusunda desteklememi istedi. Fakat ben sol elimdeki telefonla onunla konuşurken diğer elimle elbise dolabımdan eşyalarımı bavuluma yerleştiriyordum. Hemen nereye gideceğimi hiç düşünmeden havaalanına gittim. Ve Lübnan'a gittim. Burada belli bir süre kalmaya, durumun sakinleşmesini, bu dönemde kaybettiğimiz akli melekelerimizin tekrar yerine gelmesini bekledim. Fakat maalesef durum daha da kötüleşti, kötüleşti, kötüleşti... Lübnan'da yaklaşık 2 yıl kaldım. Bundan kısa bir süre önce beni Lübnan İstihbarat Başkanı Albay Jozeph Gantus ziyaret etti. Bu onunla ilk karşılaşmamızdı. Görüşmede, bana karşı bir suikast hazırlığı olduğunu söyledi. Benden aracımı zırhlı hale getirmemi istedi ve evimin çevresine güvenlik ekipleri yerleştirdi. İşin doğrusu bunu kabullenemedim ve hiç kimse benden talep etmediği halde oradan ayrılmaya karar verdim. Önümde iki seçenek vardı. Ya Kahire'ye ülkeme Mısır'a gidecektim ki bu konuda beni kanunen engelleyen hiçbir şey yoktu. Ya da İstanbul veya Avrupa'ya gidecektim.

İyi ilişkilerimin bulunduğu Sisi'ye yakın bazı isimleri aradım. Kendilerine bu isteğimi ilettim. İlk olarak bunu çok iyi karşıladılar. Dönmemden, muhalefetin başında olmamdan ve eğer olacaksa önümüzdeki seçimlerde aday olabileceğimi ve çok mutluluk duyacaklarını söylediler. Kısa süre sonra ise arayarak adını hiç zikretmediğim başbakan İbrahim Mihleb'in, şimdilik dönmem için uygun zaman olmadığını söylediğini ilettiler. Bunun üzerine eşyalarımı alarak havaalanına yöneldim. Lübnanlı yetkililer ise nereye gideceğimi hiçbir şekilde bilmiyorlardı. Havaalanından saat 5'te İstanbul'a, saat 5'e çeyrek kala da Kahire'ye bir uçak vardı. Onlar da merak içindeydiler. Hemen İstanbul'a bilet aldım.

Mısırlı muhalif lider Eymen Nur, Sisi'nin gittikçe bir bataklığa saplandığını vaatlerinin hiçbirine yerine getiremediğinin altını çizdi.

Bu yönetim üç şartla veya üç yalan, hayal ile geldi. Birincisi, Mısır'ın bölgesel bir birlik kurup, eski gücüne kavuşacağını söyledi. Hani nerede? Maalesef gerçekleşmedi. Oluşturulan tüm bölgesel birliktelikler yıkılmaya başladı. Bu adam ile ilgili ortaya çıkan gerçekler ile Katar'ın takındığı tavrın ne kadar doğru olduğunu tüm bölge ülkeleri kavramaya başladı. Sisi'nin elinde İsrail dışında hiçbir bölgesel ittifak kalmadı. Sisi'yi sadece İsrail hala desteklemeye devam ediyor. Bu duruma gelinmesinde etkili olan bazı ülkelerinde geri dönüş yaptıklarını ve bu durumdan memnun olduğumuzu söylemek isterim. Kendisinin çok büyük bir devlet adamı olduğunu iddia etti. Devleti idare edebileceğini, derin devlet ile ilişki kurabileceğini, asker kökenli olduğu için Mısır'ın tüm anahtarlarına sahip olduğunu, istikrar ve güveni sağlayabileceğini iddia etti. Bunlar gerçekleşmedi. Tam aksi oldu.

Nur, Sisi'nin ülkeyi çete mantığı ile yönettiğini devlet adamlığından çok uzak olduğunu söyledi.

Çete mantığı ile karar alan bir yönetimle karşı karşıyayız. Parlamento yok, muhalefet yok, partiler yok, siyasi yetkililer yok. Elimizde ismi sisi olan daha önce tecrübesi olmayan, kurtarıcı olarak lanse edilmiş bir kişi var. O da kurtarmayı vadettiği gemiyi batırıyor.

Ve Eymen Nur, Mısır'da devrimi tamamlamak üzere ilk adımın önümüzdeki günlerde atılacağını altını çizdi. Mısırlı tüm muhalif partilerin tek çatı altında toplanacağını söyledi...

Ben Mısır'da liberal bir partiyi temsil ediyorum. Fakat soldan sağa kadar tüm kesimlerin bu adamın muazzam ülkeyi büyük bir felakete sürüklediğini fark ettiklerini görüyorum. Ayrıca yardımlaşma düşüncesinin tüm tarafları ilgilendirdiği açık. Burada ilk defa açıklıyorum. Önümüzdeki günlerde atılacak bir adımın bu sorunuzun cevabını vereceğini söyleyebilirim. Mısır'da devrim gruplarını tekrar bir araya getirecek bir oluşumdan bahsediyorum. Bu oluşumun şemsiyesi altında tüm kesimler olacak. Bundan çok yakında haberdar olacaksınız. İçerisinde liberaller de, solcular da, İslamcılar da ve tabii ki Müslüman kardeşlere gönül verenler de olacak.

Geleceğin mısır cumhurbaşkanı adayları arasında gösterilen Eymen Nur, Kahire'ye her an dönebileceğinin de sinyallerini verdi.

Sadece 120 dakika sonra Kahire'de olabilirim. Öte yandan uzaklık önemli değil, biz dışarda çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İçeride bir değişim olması gerektiğinin farkındayız. İçeriden ve dışarıdan ortak hareket edilmesine inanıyoruz. Ve inşallah önümüzdeki görüşmeyi Kahire'de yaparız.

Eymen Nur, Mursi'nin idamının Sisi'nin intiharı olacağını söyledi.

İşin doğrusu bu adam sorumluluk üstlenmiyor. Onu hiçbir kaide bağlamıyor. Fakat kesin bir şey var ki bu adam Mursi'nin idamı ile intihar edecek. İçerde ve dışarda intihar ediyor. Açık ki doktor Muhammed Mursi bir cinayet işlemedi. Belli ki bu siyasi rakibini ortadan kaldırmaktır. Tıpkı Mübarek'in tutuklanması gibi. Bana göre orada da öyle bir durum vardı. Görünen o ki Mısır'da rakiplerin kaderi bu. Ya hapishane ya da öldürülmek. Fakat benim kanaatime göre durum o noktaya gelmeyecek. Sisi, olayı en üst zor noktaya taşıyarak terörü tırmandırmayı ve koltuğunu sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bu adamı bu cinayetten engellemek lazım. Çünkü bu cinayetten öyle bir koku yayılacak ki Mısır ve bölgeyi kasıp kavuracak. Temenni ederiz ki böyle bir şey yaşanmaz. Bu konuda uyarılarımıza devam edeceğiz.

Muhalif lider Eymen Nur, Sisi yönetiminin Mısır'daki kaos ortamından beslendiğini belirtti. Nur, saldırıların arkasında Kahire yönetiminin olabileceğini iddia etti.

Bu bir terör saldırısı. Sina'da, Kahire'de, Libya'da, 'de veya dünyanın her hangi bir yerinde hiç fark etmez şeri ve siyasi olarak bu haramdır. Siyasi analistler olarak bundan kimin kazançlı olduğunu da sorgulamalıyız. Neden bu zamanda ve neden bu şahıs? Düşündüğünüzde bu terör saldırısından yönetim kazançlı, başka hiç kimse değil. Evet, şüphesiz terör yapılanmaları var. Şüphesiz karşısında durduğumuz infial yaratacak terör saldırıları var. Mısır'da ortaya çıkan tekfirci hareketlere baktığımızda onların çoğunun da rejimin zulmü sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca bunlar küçük kesimler olarak kalmışlardır ve Müslüman toplumu tarafından dışlanmışlardır. Çok açık bir şekilde ifade ediyorum. Evet, elimizde bazı şüpheler var. Fakat elimizde kesin deliller yok. Hiçbir siyasi rengin bu olayın içinde olabileceğini ortaya koyan bir delilimiz yok. Sadece yönetimin yayınladığı ve daha sonra yalanladığı, ardından yine başka açıklamaları mevcut. Adalet Mısır'da kayıp.

Eymen Nur, Mısır'da iktidara gelmesi durumunda İsrail ile ilişkileri sınırlı seviyede tutacaklarını, Tel Aviv yönetimini hiçbir zaman dost olarak görmeyeceklerini söyledi.

İsrail işgalci bir ülke. Topraklarımızı işgal ediyor, çocuklarımıza eziyet ediyor. Bunu göz ardı edip İsrail'i dost bir ülke olarak göremeyiz. Fakat biz kanunen bir savaş durumunda da değiliz. İlişkilerimizi de bu anlayış içerisinde yürüteceğiz. Tabi ilk olarak Mısır'ın çıkarlarını, ikinci olarak Filistinli dostlarımızın çıkarlarını ve bölgenin çıkarlarını ön planda tutacağız. Şunu hatırlıyorum ilk tutuklandığımda yaşım 15 civarındaydı. Suçum da Filistin bayrağını taşıyıp, İsrail bayrağını yakmaktı. Ayrıca Mısırlılar olarak bu gerçekler kalplerimize ekilmiş durumda. Biz çocukken İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine karşı durduk. Biz gençken İsrail'in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçlayan çalışmalara karşı çıktık. Lakin Sisi'nin İsrail ile ilişkilerinin iyi olması çok doğal bir durum. Çünkü her yönetim kendisine en çok benzeyen yönetimleri seçer. Sisi'ye şunu söylüyorum. Bana seninle kim olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.

Nur, Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerine en büyük darbeyi Sisi ve çevresindeki askeri yapılanmanın verdiğini söyledi.

Daha sonra bazı baskılar ve özel ilişkiler sayesinde öğrendik ki bu kişiler askeri çalışmalar grubu isimli bir grubun üyesiymişler. Bu grupta başında Sisi'nin bulunduğu askeri istihbarata bağlı çalışıyordu. Buradaki amaçta devrim ile Suudi Arabistan arasında bir güvensizlik oluşturmaktı. Bunu da başardılar. Şimdi rahmetli Kral Abdullah vefat edince, gerçek şu ki yerine farklı düşünen birisi geldi. Farklı bir iradesi ve farklı bakış açısı var. Bu kesin bir durum. Kral Selman, veliahdı, veliahdının veliahdı bakımından da baktığımız zaman tamamen farklı bir bakış açısına sahip. Onlarda, Sisi ile değil, Mısır halkı ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri düzeltme yönünde bir istek mevcut. Biz Suudi Arabistan'dan yükümlülüklerinden başka bir şey istemiyoruz. Biz ondan dost olduğu bir tarafa düşman olmasını istemiyoruz. Biz Suudi Arabistan'dan yardımlarını Sisi'ye ve onun çıkarlarına değil Mısır halkına yönlendirmesini istiyoruz.

Türkiye çok saygı duyulan ve aldığı kararların isabetli olması nedeniyle başka ülkelerce dikkatli takip edilen ileri bir noktaya geldi. Türkiye yaşanan değişimlerde çıkarları yönünde tercihler yapabilirdi. Türkiye bunu yapmadı. Türkiye halkların yanında yer aldı. Türkiye'nin bu duruşunu saygı ve takdirle karşılıyorum. Tarihte zaten yaşanan bu fotoğrafta yer alan gerçekleri teyit edecektir. Birinci dünya savaşından buyana halkların özgürlüğü ve hukuki hakları devlet meselesidir. Hiçbir sınır veya egemenlik meselesi ile baskı altına alınamaz. Bu bir insan hakkıdır. Bu başkalarının içişlerine müdahale değildir. Bu hepimizin, insanlığın, başkalarının baskı ve tasallutundan korunması meselesidir. Bu ahlaki bir sorumluluktur. Buna uyanı yüceltmeli, kabul etmeyeni kınamalıyız. Dışarda bazı baskılar nedeniyle Türkiye'yi içerden eleştirenlerde görecektir ki, gelecekte Türkiye'yi, bugünkü doğru politikaları koruyacaktır. Haklı bir duruşu olan büyük bir ülke olduğunu göreceklerdir. Böyle büyük duruşların çoğunlukla bedeli de büyük oluyor. Ve ben eminim ki gelecek çok daha güzel olacak ve Türkiye'nin bu duruşunun doğruluğunu ortaya koyacak.

ARKADAŞINA GÖNDER
Mısır'da muhalifler Sisi'ye karşı birleşiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz