X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gölcük karlar altında
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gölcük karlar altında

  • Giriş Tarihi: 3.1.2013

Dizlerimize kadar yükselen kara aldırmadan, buz tuttuğu için kuşların bile terk ettiği gölün kıyısına kadar yürüdük... Ben hayal ettiğim fotoğrafları çektim soğuktan titreyerek

Biz İzmir'den yola çıkarken İzmir boş güneşli ılık bir güne hazırlanıyordu. Amacımız Ege'nin kar yağışının üç-dört yılda bir gelip geçtiği, havası ılık bir sahil kentinde yaşadığımız için içeride yüksek zirvelerde kar manzaralarını doya doya yaşamaktı amacımız. Bu keyfi bir an önce yaşayabilmek için sabahın saat altısında yola çıktık yola güle oynaya. Üstelik, "Karda-kışta yolculuk, deli misiniz siz, oturun oturduğunuz yerde" diyen dostlarımızın uyarılarını da kulak ardı ederek. "Karda sucuk yiyerek birkaç kadeh şarap içmekten ne anlar onlar, bunlar kar helvasının tadını bile bilmiyorlardır" diyordu Işık, "İnsanın başına bir dert gelecekse oturduğu yerde de gelir. Kısmet neyse o olur. Karlı yollarda yolculuk yapmak zorunda olanlar insan değil mi. Bizim ne farkımız var onlardan?" Akhisar çıkışında yeni demlenmiş çay ve gevrekle yaptığımız kahvaltının ardından - günlük gazetelere de göz gezdirdik bu arada-Sındırgı sapağından girip birkaç kilometre ilerledikten sonra İzmir'den bu yana yaşadığımız bahar havası yerini kışa bırakmıştı.. Bir zamanlar İzmir-İstanbul arasında yolcu taşıyan otobüslerin zorunlu olarak aşmak zorunda oldukları virajlı yol yükseldikçe hava sertleşti, ormanlık alanda kar örtüsü giderek kalınlaşmaya başladı. İlk fotoğrafları orada, yalağı buz tutmuş bir çeşmenin başında çektik. Çam ormanlarının arasındaki sık virajlar yolun tamamı da kar ve buzla kaplanıncaya kadar hem aracı kullanan Işık ve hem de karlarla ve doğa ile iç içe olmanın tadını çıkaran benim için eğlencenin küçük bir ayrıntısından ibaretti. Az eğimli bir yokuştan inip bir dereyi aştıktan sonra yeniden yukarıya doğru sola yöneldiğimizde az ötede yolculuğun ilk sürprizi ile karşılaştık. Buzda kaymış ve yolu tamamen kapatmış yüklü bir kamyondu bu. Arka tekerleklere kar zinciri bağlamaya çalışan kırmızı kazaklı sürücü ter içindeydi. "Biz de zincir taksak iyi olacak" dedi Işık, "Ne olur ne olmaz, biraz daha yükseleceğimize göre buz da mutlaka kalınlaşır. Başımıza bir iş gelmesin." Bir sigara içimi kadar sürede ön lastiklere taktık zincirleri ve bu işi bu kadar çabuk nasıl başarabildiğimize şaşırdık.

ZİRCİRSİZ OLMAZ

Bu havada yola koyulmaya cesaret edebilmiş bazı sürücülerin kontrolünden çıkıp devrilmiş araçları gördükçe Işık, bize dönüp, "İyi ki taktık zincirleri.. Bu yollarda zincirsiz dolaşılır mı? Şu kamyona bakın, bu kadar yükle bu rampadan inilir mi? Delilik bu! Ne cesaret! Akılsız şu insanlar. Yarım saat uğraşmak zor geliyor, sonra işte böyle oluyor. Yaşanan kazalardan kimse ders almıyor" diyordu. Karla kaplı ağaçlar, çatılarından buzdan kılıçların sarktığı köy evleri, kar suyu ile beslenen coşkulu dereler, yiyecek arayan serçeler, ağaçkakan ve karatavuklar, ansızın karşımıza çıkıp aynı hızla sekerek kayıplara karışan geyik ve bütün cömertliği ile tabiat. Her şey bizim içindi.. Yalnızca kedigözü takılı kilometre taşlarının kılavuzluğuna güvenerek bir metreye yakın karla kaplı yol boyunca ilerledik. Dağın zirvesindeki Kertil'de kerpiçten yapılma çok eski iki katlı bir evin kahvehaneye dönüştürülmüş alt katında çay içip soluklandık. Simav Ovası'nın sırtını dayadığı 1450 metrelik Katran Dağı'ndaki Gölcük'tü o günkü son durağımız... Kışın burada görevli yok. Bahar aylarında göl alanına girişte çok düşük bir bedel ödeniyor. Kişi başına 1 lira, araç için 3 lira giriş ücreti. Karşımızdaki levhada ödediğimiz paranın Köye Hizmet Götürme Birliği tarafından köyler için harcanacağı yazıyor. 700 dekar genişliğindeki tabiat alanının ortasında 130 dekarlık bir alanı kaplayan Gölcük'te, burayı Orman Ve Su Bakanlığı'ndan devralan Kaymakamlık tarafından bir tek kır kahvesi inşa edilmiş. Doğanın güzelliğini bozacak hiçbir yapılaşmaya izin verilmemiş. Dizlerimize kadar yükselen kara aldırmadan, buz tuttuğu için kuşların bile terk ettiği gölün kıyısına kadar yürüdük. Ben hayal ettiğim fotoğrafları çektim yoğun tipinin altında soğuktan titreyerek...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.