X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Yazar okurdan önce okur olmalı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Yazar okurdan önce okur olmalı"

  • Giriş Tarihi: 13.1.2013

Bu sözler ünlü yazar Tarık Dursun K.'ya ait. Babası evi terk ettiği için Kakınç soyadını kullanmayan, hatta cenazesine bile katılmayan Tarık Dursun K., bir yazarın, okurdan önce okur olması gerektiğini söyledi, "Yani kendini okurun yerine koyabilmeli" dedi

Tarık Dursun K.'nın dedesi Mehmet Ağa, işlediği töre cinayeti nedeniyle Harput'tan kaçıp, İzmir'e geldi. Annesi Ayşe Hanım, Kuvay-i Milliye saflarında Kurtuluş Savaşı'na katılıp, İzmir'e ilk girenler arasında yer alan Mehmet Ağa'nın 8 çocuğundan biriydi. Karşıyaka Rüştiye Mektebi'nde okuyan, İzmir'i işgal eden Yunan askerlerini Rumca protesto edecek kadar yürekli olan Ayşe Hanım, Tarık Dursun K.'nın babası Mehmet Halit Kakınç ile evlendiğinde, henüz 12 yaşındaydı. Tarık Dursun'u da 9 yıl sonra ikinci çocuğu olarak kucağına aldı. İşine ek olarak geceleri gaz lambasında tabela yazarken hayranlıkla seyrettiği babası, o kocaman adam, 2. Dünya Savaşı'nın getirdiği yokluğa ve geçim sıkıntısına daha fazla dayanamayıp, evi terk etti. Sanki kendisinin kaldıramadığı yükü, o küçücük omuzlarıyla, babasız daha kolay kaldıracak gibi. Tarık Dursun K., onlar için savaşmaktan korkup kaçan babasından hep utandı, onu hiç affetmedi.

CENAZESİNE GİTMEDİ

Hayatını anlatan, "İmbatla Dol Kalbim" adlı belgesel filmde, "Babama çok benzetmişler" dediği sanatçıyı izlerken gözleri dolan 81 yaşındaki delikanlı, babasının cenazesine bile gitmedi. Babasının kendisine verdiği Kakınç soyadını kullanmadı, Tarık Dursun K. oldu, ama tamamen yok etmeye de kıyamadı. Eşine, oğluna verdi. Acaba bu 81 yaşında bile gözlerini yaşartan babasına içten içe duyduğu sevgiden, özlemden olabilir miydi? "Hayatım boyunca nereye gitsem, yoksulluk denen canavar hep peşimden geldi" diye özetlediği zorlu çocukluk yıllarında, yaşıtları sokakta koşarken, o ekmek peşindeydi. Kunduracı çıraklığı, otobüs biletçiliği, köftecilik, sinema gişeciliği yaptı. Bir derginin yarışmasına gönderdiği şiiri ile birincilik elde ettiğinde, annesinin, "Bize ün değil, un lazım" sözleri, eve ekmek götürme zorunluluğunu açıkça ortaya koyuyordu.

ORMAN KATİBİ OLDU

Babasıyla çatışmaları, sıkıntılı yılları, romanlarında, öykülerinde can buldu. Üvey babasının Ankara'ya atanmasıyla İzmir'den ayrıldı. Yüreğini bırakıp gittiği Ankara, ona hayatın yeni kapılarını açtı. Ortaokul öğretmeni Rüştü Şardağ'ın edebiyatı sevdirmesi ile yaşamı değişti. Ağabeyi Faruk Kakınç'ın da şiirle uğraşması, edebiyata yakınlaşmasında etkili oldu. Üvey babasının çalıştığı matbaa kapanınca, yine yoksulluğun gölge gibi izlediği aile, Balıkesir'e gitti. Beden eğitimi dersinden ikmale kalan Tarık Dursun K., alabildiğine soğuk geçen kışta paltosuzluk yüzünden okula gidemedi, ikmal sınavlarını da kaçırdı. Bu, okul hayatının sonu oldu. Orta üçüncü sınıftan okulu terk edip, orman katibi oldu. Bir çocuk dergisinin Yayın Yönetmeni Ahmet Muhip Dıranas'ın yönlendirmesiyle ninesinden, annesinden dinlediği masalları derlemeye başladı. İmzasız yayınlanan bu yazılarıyla edebiyat dünyasına adım attığında, henüz 12 yaşındaydı.

AŞKLARINA KAVUŞTU

Ortaokul öğrencisiyken yazdığı ilk hikayesi, 1001 Roman adlı dergide kendi adıyla yayınlandı. Kazandığı 10 liranın yarısını annesine verdi. Bu para ile 2 çuval mangal kömürü aldılar. Paranın 2.5 lirasıyla iki kardeş sinemaya gitti, kalan 2.5 lirasını da ağabeyi, "Düşürürsün ver ben saklayayım" diyerek elinden aldı. İzmir'e, 1948 yılında dönebildiler. İzmir'de, arkadaşlarına, aşklarına kavuştu. İzmirli edebiyatçı arkadaşlarıyla 1951 yılında, Kervan Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Tarık Dursun K. adı, bu dergide çıkan öyküleriyle tanındı. Kervan'ın yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde yazmaya devam ediyordu. Bu dönemde, Tagore'dan şiir çevirisi yaptı. Askerde yazdığı hikayelerini, düzenli olarak Yaşar Nabi'ye yolladı. Her hafta gönderdiği hikayeleri reddedildi. Son gönderdiği hikayeye cevap olarak ret mektubu yerine kapağında adı yazılı dergi gelince, öykü yazarlığı başladı. Yine askerlik yıllarında düzenli gittiği sinema, Tarık Dursun K.'nın tutkusu oldu.

BIRAKIP GİTTİ

Hayatının en mutlu yıllarını geçirdiği köy öğretmeni Nermin Tok ile izinli olarak gittiği edebiyatçılar toplantısında tanıştı. Babasız büyüyen Tarık Dursun K.'ya babalık zevkini tattıran Nermin Kakınç, ne yazık ki 1998 yılında, uzun yıllar savaştığı kanser illetine yenik düşüp, büyük ustayı yalnız bıraktı. "Sizin hiç karınız öldü mü" diyen Tarık Dursun K., eşinin ardından yaşadığı yalnızlığını, "Sabahlardan bir sabah herhangi bir yatakta yalnız uyandınız mı? Gece yattığınızda sizinle beraber olmayan bir yalnızlığın, o iki kişilik koskoca yatağın içinde sizi nokta kadar küçülttüğüne tanıklık ettiniz mi?" diye anlattı. Sayısını kendisinin de tam olarak bilmediği çok sayıda kitapta topladığı öyküleri, romanları, derleme ve çevirileri, senaryoları, çektiği filmleri ile Türk edebiyatında önemli yeri olan Tarık Dursun K. ile Karşıyaka'daki evinde bir araya geldik. Büyük Usta, hayatını, yazarlığını, umutlarını, projelerini anlattı.

DİPLOMADA BIYIKLI

Eğitiminizi daha sonra sürdürmek istemediniz mi?
Orta 3'ten okulu terk ettikten 10-15 yıl sonra dışarıdan sınavlara girdim ve diploma aldım. Şimdi sanmıyorum ki benim dışımda benim gibi bıyıklı resmi bulunan diploması olan olsun. Hayatım boyunca nereye gitsem, yoksulluk denen canavar hep peşimden geldi. Benim ve ailemin. Son yıllarda kuyruğu dikelttik.
Kitaplarınızdan ne zaman para kazanmaya başladınız?
Para kazandım demedim ki.
Hala mı? Herkes bizi sağma peşinde. Biz de iki ayaklı inekleriz. Bak bu (son kitabı Sessiz Çığlık) korsandan.
Korsanını mı basmışlar?
Hayır ben verdim. Korsana bastırdım.
Neden?
Korsanın daha kötü olmadığını açıklamak için yaptım. Çünkü korsanın bence bir iyi yanı var. Kaldırıma düştüğü zaman ucuz zannıyla alıyorlar. Ben başka türlü nasıl yaygınlık kazanayım. Okumak, bu ülke için hala lüks sayılıyor. Kağıt tüketimi konusunda istatistiklere bakın. Kitap 178. sırada, tuvalet kağıdı 15. sırada. Bu ülke niye adam olsun?

UKDE İKİ ŞEY VAR

Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey var mı?
Aşağı yukarı bütün isteklerimi yerine getirme becerisini gösterdim. İçimde ukde olan iki şey var. Bunları yapmadan gözüm kapanmayacak. Birincisi, annemle ilkokul birinci sınıf öğretmenimin adına bir okul yapmak. "Ayşe-Atiye İlköğretim Okulu."
Diğeri?
O sır. Giderken belki açıklarım.
Aşk ile ilgili demek ki...
Yok canım. Bir defa bir şey üzerinde anlaşalım. Aşk nedir, aşk var mıdır?
Var mı? Freud'a dayanarak söyleyeyim. Sonuç hep cinselliğe varacağı için, o bir tuzak yolu. Bubi tuzaklarıyla dolu. Ben öyle zannediyorum ama benim gibi zannedip de yanılan erkekler o kadar çok ki. Erkekler budala. Kadınlar daha zeki. Siz zekanızın yüzde 100'ünü kullansanız, anasını satarsınız dünyanın.

İLİŞKİLİ HABERLER

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.