X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Asıl hedefim yönetmenlik"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Asıl hedefim yönetmenlik"

  • Giriş Tarihi: 29.1.2013

1997'de "dünya dostluk güzeli" seçildiğinden bu yana ekranların en güzel yüzlerinden biri olan Burcu Esmersoy, sunuculuğu 4-5 yıl daha sürdüreceğini ve sonra nihai amacına yöneleceğini söyledi

İstanbul'da, 1978 yılının ilk günü doğan Burcu Esmersoy, kimine göre soğuk bakışları, kimine göre ise sıcakkanlı tavırlarıyla dikkat çeken bir isim. Herkesin Burcu Esmersoy ile ilgili tek bir ortak noktası var oda çok ama çok güzel kadın olduğu. 1997'de Japonya'da düzenlenen Kainat Güzellik Yarışması'nda "dünya dostluk güzeli" seçilen Esmersoy'un hayatı, işte tam o günlerde değişmeye başladı. Esmersoy'un çalışkan, hırslı, disiplinli oluşu onu bugün, ekranların beğeni ile takip edilen sunucusu yaptı. Giydiği kıyafetler, gittiği yerler kadar televizyon dizilerinde aldığı rollerle de çok konuşulan Esmersoy mütevazılığını koruyor ve emin adımlarla ilerliyor. Sunuculuğu 4-5 sene daha sürdüreceğini ve asıl hedefi olan yönetmenlik yolunda adımlar atacağını dile getiren güzel sunucu, röportajımızda bakın daha neler söyledi.

* Türkiye 4. güzeli olduğunuz günleri hatırladığınızda "Hayatıma sihirli bir değnek deydi" diyebilir misiniz?
Hayatım o günden sonra çok değişti açıkçası ama çok da olumlu yönde değil. Her zaman, "Keşke güzellik yarışmasına katılmasaydım" demişimdir. Çünkü ülkemizde çok da hakettiği değeri gören bir sıfat eklenmiyor size...

HINCAL ULUÇ'UN ASİSTANIYDI

* Reklamcı olmak isterken spikerlik yapmanız, biraz alınyazısı gibi değil mi? Hiç bu tarz batıl inançlarınız var mı?
Kadere çok inanırım. İinsanların tercih ettiği yönlerle bunun etkisini çoğaltıp azalttığına da inanırım. Dönüp baktığımda hayatımda hep çatallaşan yollar ve seçtiğim yolda iyi şeylerin beni beklediğini gördüm. Biraz da şans tabii bu... Şu anda yaptığım iş gibi... Sunuculuk yerine reklamcılığı seçseydim çok farklı bir yerde olurdum.

* İş hayatına atılmadan önce neler yapıyordunuz?
Hep iş hayatım vardı. Lisede bile ablamın çalıştığı holdingte part-time operatörlük yapıyordum. Bize küçüklüğümüzden beri kendi paramızı kendimiz kazanmamız gerektiği öğretildi ki iyi ki de öyle olmuş.

* Yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?
Ben keşfetmedim. O zamanın CNNTÜRK Spor Departmanı Müdürü, şimdinin Fenerbahçe TV kurucusu İhsan Topaloğlu beni keşfetti. Her şeyi kendisine ve Fuat Akdağ'a borçluyum. Topaloğlu, ekrana çıkmam için cesaretlendirdi ama ben pek gönülsüzdüm. Sonra bir gün beni apar topar ekrana çıkardılar, iyi ki de çıkarmışlar. Beni onlar yarattı açıkçası, sadece üzerine bir şeyler koymaya çalışıyorum.

"MODERN POLYANNA'YIM"
* Daima spora ilginiz var mıydı? Hangi dal ile daha yakından ilgileniyorsunuz?
Profesyonel anlamda değil ama her zaman sporla iç içe olmuşumdur... Dövüş sporları ile ilgileniyorum.

* Mesleğinizde zorluk çektiniz mi?
Hiç çekmedim, çok şanslıydım yani. Sadece, güzel olduğunuz için insanların size yaklaşımı biraz olumsuz oluyordu, o kadar.

* Hıncal Uluç'un özel asistanlığını yapmışsınız, kendisinden birçok şey öğrenmişinizdir de en önemlisi hangisi idi?
Düzenli olmak ve hep önüne bakmak...

* İş hayatı giyim zevkinize yön verdi mi?
Hayır, ama eskiden ayakkabılarımı giyecek yer bulamazdım. Şimdi programlarımda giyebiliyor ve onları böylece tüketiyorum.

* Plancı bir tip misiniz?
Günümü planlamak dışında hayır. Yani 5 yıllık bir kariyer planım yok.

* "Kurallarım ve prensiplerim var" diyorsunuz. Bunlara göre mi yaşıyorsunuz?
Evet. En önemli prensibim, "İyi ve ahlaklı bir insan ol"dur ve bunu başardığımı düşünüyorum.

* Çılgın değilsiniz yani...
Hayır, çılgınım ama yabancılar arasında değil...

* Çok pozitif bir insan olduğunuzu biliyorum. Bir nevi modern Polyanna`sınız diyebilir miyiz?
Evet, kesinlikle! Hayat başka türlü çekilmez bir hal alır. Neden kendime bunu yapayım ve başkalarınıda kötü etkileneyim!

* Her şeyin olumlu yönünü görmek hayatınızı kolaylaştırıyor mu, yoksa fazla iyimser olmak bir yerden sonra insanı üzüyor mu?
İnsanlar iyi şeyleri çok fazla sevmez. Bu yüzden bana saldırıldığı olmadı değil ama bu onların ayıbı, benim değil.

* Hayattan beklentileriniz yüksek mi?
Hayır, değil. Elimdekilerle mutlu olmayı bilen biriyim. Başkasına ait şeylerde gözüm olmadı hiç...

* Peki, modayı takip edebiliyor musunuz? Daima şık görünüyorsunuz.
Etmiyorum. Yani yüksek belli pantalon moda diye öyle giyinmiyorum ya da kısa saç moda diye saçımı kestirmiyorum.

* Marka merakınız var mı?
Hayır, yok. Buna zaten ne kalp ne cüzdan dayanır. İşin şakası bu aslında ama her marka olan şey de güzel değil.

* Tarzınız spor mu, klasik midir?
Bu, yerine ve zamanına göre değişiklik gösteriyor tabi ki...

* Kendinize çok özen gösteriyorsunuz o zaman?
Spor yapıyorum, cildime özen gözteriyorum, yediklerime dikkat ediyorum o kadar... Güzellik ürünlerini alıyor ama hediye ediyorum. Çünkü cilt bakım uzmanımın hazırladığı ürünler dışında bir ürün pek kullanmıyorum.

"SEVGİLİM İÇİN HER ŞEYİ YAPARIM"
Sevgiliniz için her şeyi yapabilir misiniz?
Evet, her şeyi ama tabii ki benden bir şeyler alıp götürmeyecekse...

"Aşk biter ama dostluk devam eder"e inanıyorsunuz o zaman?
Benim için devam eder... Çünkü siz o insanla çok şey paylaşıyor, onu çok seviyor, hayatınızın bir kısmını onu veriyorsunuz; o da size. Yani eski sevgiliniz veya aşkınız size veya sevdiğiniz birine fiziksel veya duygusal bir zarar vermemişse onlardan nefret etmek veya onlar hiç yaşamamış gibi davranmak vefasızlıktır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.