X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER MAHMUT TOLON: Acıklı güldürü: Tesisat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

MAHMUT TOLON: Acıklı güldürü: Tesisat

  • Giriş Tarihi: 1.2.2013

Tesisatçı eğitimi aldım. Nefroloji diyorlar bilimcesine. İç hastalıklarından sonra yapılan bir üst ihtisas. Ülkeye döndüğümde en fazla diyaliz yapan Haberal idi. Ülkemde yaklaşık 40 bin diyaliz yapılmıştı. Benim yönetimimde de yaklaşık 40 bin diyaliz yapılmıştı yadellerde. Genelde buradaki hocalar birbirlerine belge vererek ve üç ve altı ay gibi sürelerle yurtdışına çıkıp "nefrolog" olmuşlardı. Benim tüm belgelerim yurtdışından idi. Diplomamın tanınması (Almanya'da, Fransa'da tanınıyor da, Türkiye'de tanınması) şu an Yargıtay / Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları arasında da, o ayrı bir konu. Yurda bir diyaliz makinesini bir üniversiteye götürmek üzere yetmişli yıllarda arabamda çamaşır makinesi diye gümrükten (kaçak) geçirmiştim. Bu itiraf ve hikaye daha önemli ve güncel bir tesisat işi için altyapı olsun diye. Kul işi tesisatı hep nispeten basit bir olay olarak görme kibrinde ve yanılgısında idim. Fransa'da su tesisatı işini genelde Polonyalılar yapar. AB denince sınırlar kalkıyor. Nasıl sınır olmayan yurdumda Karadenizli inşaatı ün saldı ise, benzer bir şekilde. Son altı haftayı kibirden arınmakla geçirdim. Kul dediğinin yaşamı zaten kibirden arınmak değil mi? Gazdan, ısı pompasına geçeyim dedim, 13 yıl sonra. 6 haftada genelde sıcak susuz, sıkça ısınma fonksiyonu da olmadan 4 adet boyler, termosifon veya her neyse, markalı, markasız tek veya çift serpantinli cihaz girdi, çıktı deneme yanılma metoduyla. Durun daha başını unuttum, önce bir akış şeması istedim, tabii kimse veremedi veya vermedi teklifleriyle birlikte. Elle çizilen bir şemayı da yayınlamıyorum. Üç yollu vana nedir bilmeyen, gereğinden fazla devridaim pompası takmak isteyen epeyce tesisatçı meslektaşımla bolca vakit geçirip, yaşam felsefeleri hakkında bilgi sahibi oldum. Üç yollu vana: Üç ayrı girişi olan, üç ayrı boruya bağlanan ve suyu bazen şu, bazen de öteki istikamette yollayan bir aygıt. Basit sanırsınız, bunun elektrik kablosu da su borusunun içine sokulmuş hali dahil en az dokuz yanlış bağlama yolu var. Sabırla, bir kaçı denendi. Bir ara yeni bir 3 yollu vana gerekir gibi oldu, ben aramaya çıktım, Urla'da yokmuş .. Gıda Çarşısı'nda var dediler (gidiş-geliş buradan 90 km.) sonra bağlantının yanlış olduğu anlaşıldı. Altı hafta sonunda "bu gece, yarın gece" derken, sonunda hem yerden ısıtma hem de sıcak su çalışacak umuyorum evimde; ne saadet! Ama arada evin önüne arabasından yağ döken, girişi bloke eden pikuplara alıştım sanki. Ne yapacaksın? Malzeme bu! Bu arada tabii dostlardan İZSU hikayeleri dinledim. Bir evin tesisatı bu denli zor oluyorsa, bir kentin su tesisatı nicedir diye de düşünmedim değil. Acaba bizde de yakında, sonunda AB'ye girince Polonyalı tesisatçılar mı bu işleri yapacaklar Fransa'da olduğu gibi? Tesisat böyle de ceryan işi farklı mı? Neden yadellerde elektrik 10 yılda bir kesilince manşetlik haber olur da, bizde haftada bir kesilir acep? (Şeytan kulağına kurşun ve abartmayayım: Altı gündür kesilmedi!) Bir dönem kitap çalışmasıyla uğraşacağım için bu da öylesine bir veda yazısı değerli okuyucularım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.