X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zeki HOZER: Dünya kanser günü üzerine
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zeki HOZER: Dünya kanser günü üzerine

  • Giriş Tarihi: 5.2.2013

Dün,dünya kanser günüydü. Kanser vakalarının küresel dağılımda giderek artıyor olması, genel olarak sağlık sistemleri için altından kalkılamaz bir durum haline gelmekte. Ancak kanseri çağımızın hastalığı olarak ele almak da yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü kliniği ve ilk tanımlamaları ilk çağlardan bu yana yapılagelmiştir. Bizzat 'kanser' sözcüğü bile hipokrata ait olup tarihsel olarak M.Ö. IV. yüzyıla kadar uzanmakta.
M.Ö. 450 bin yıllarına tarihlenen Homo Erectus fosillerinde, eski Mısır uygarlığında 12. sülaleye bağlı bir iskelette tümör dokuları tanımlanmıştır.
Hindistan'da 3 bin yıl öncesine tarihlenen Ayuruedik metinlerinde, antik Yunan ve Roma yazarlarının satırlarında oldukça net kanser tanımlamaları mevcuttur. Dolayısı ile kanser her çağda var olmuştur.
Yaşadığımız yüzyılda, kanser vakalarının sayısal artış göstermesinin iki ana nedeni vardır: Dünya nüfusunun artması ve yaşam süresinin uzaması. Kanser, genel olarak hücre ve dokuların kontrolsüz büyüme ve yayılma özelliğine atıfta bulunulan tıbbi bir tanımlamadır.
Esasında neoplazi olarak isimlendirilir.
Kavram, devamında iyi ve kötü huylu olmasına paralel olarak, çevrelerindeki yapıları da kapsayarak, kan ve lenf yolu ile diğer dokulara yayılımını içerir. Orijin aldığı dokuya göre karsinom, sarkom gibi isimlendirmeler yapılır ve değişik parametrelere göre tümör derecesi ve aşaması tespit edilerek tedavi programlanır ve genel gidiş öngörülür..

ERKEN TANININ YOLU AÇILDI

Yaşadığımız yüzyıl birçok açıdan insanlığın altın çağıdır. İlk çağ ve orta çağlarda görülen frengi, tifüs, tifo, tüberküloz gibi infektif hastalık nedenli kitlesel ölümler tarihe gömülmüş, teknolojinin ilerlemesi ile klinik tanı koyma yöntemlerindeki ilerlemeler birçok hastalıkta erken tanı yolunu açmış, aynı zamanda kanıta dayalı tıp uygulamaları ile modern tedavi yöntemleri, kanser dahil birçok hastalığı tedavi edilebilir ya da yönetilebilir sınırlara indirmiştir.
Maalesef kanser vakaları giderek artış gösterecektir. Dünyada her yıl yaklaşık 14 milyon yeni kanser tanısı konulmakta, yine her yıl 8 milyona yakın insan kanser nedenli ölüm ile karşı karşıya kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde meme, prostat ve kolorektal kanserler daha sık görülmekte iken az gelişmiş ülkelerde mide, karaciğer, ağız boşluğu ve serviks orijinli kanserler daha sıktır. Tüm kanserlerin 1/3'ü sigara ve türevlerinin tüketiminden, 1/10'u da kronik hastalıklar nedeni ile oluştuğu göz önüne alındığında, kanserle savaş stratejileri ön plana geçmekte ve bu konuda ulusal politikalar oluşturulmaktadır.

SİGARADAN UZAK KALIN

Bu çalışmalar, ön tanı ve tedavide yeni çalışmaları ile kanser etkeni ile olan temas süreçlerini kontrol ederek, kansere bağlı ölümleri azaltmayı ve kanser gelişimini önlemeyi amaçlar. Bireysel olarak bizlerin yapacakları, sigara ve tütün gibi kanser yapan etkenlerden uzak kalmak, obezite, güneş altında fazla kalmak ve az fiziksel aktivite gibi kolaylaştırıcı unsurlardan arınmak, kadınların 25 yaşından itibaren serviks, 50 yaş sonrası meme; yine 50 yaş sonrası erkeklerin prostat taramalarını yaptırmaları, her iki cinsin 50 yaş sonrası kalınbağırsak sistemini kontrol ettirmesi, hepatit B gibi ulusal aşı politikalarına katılımın sağlanılması ve yemek olarak sebze ve lifli yiyecek tercihi şeklindedir.
Nihayetinde, kanser engellenebilir bir hastalıktır ve bu konuda tüm dünyada yapılan çalışmalar, yakın ve orta vadede, kanserin ölümcül olma vasfından hızla uzaklaştığını, kontrol edilebilir kronik bir hastalık olacağını bizlere göstermektedir.
İzmir orijinli olarak, 2000'li yıllardan bu yana devam eden kanser vakaları istatistiki çalışmalarında, kaba hız ve yaşa standartize hız oranları bağlamında Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmekte. Bunun ana nedeni İzmir'in demografik yapısında ülke ortalamasının üzerindeki yaşlı nüfus sayısıdır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.