X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AYŞE KİLİMCİ: Bugün hiç bitmese...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AYŞE KİLİMCİ: Bugün hiç bitmese...

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

İnsan bazı günler hiç bitmesin ister. Siz hangi gününüz bitmesin istediniz? Ben okumayı okula gitmeden söktüğüm gün, hiç bitmesin istediydim, sonra mandolinde yanlışsız çaldığım gün, lise bitirme balomuz, kardeşimin doğduğu gün hiç bitmesin... Ders yılının son günü, ananemin masal anlattığı günler geceler, lisenin kapısından öğrenci kimliğimle son çıktığım gün, mutluluk günleri, basılan kitabı eline aldığın gün hiç, hiç bitmesin isterdim... İster anane dizinde film izlemek, ister yazlık sinemadan babanın sırtında uyuyarak eve dönmek, hiç bitmeseydi... Kimbilir herkes buna neler söyler, hangi gündür, bitmese dediğiniz?

TAVUK HOROZ ÖTENDE

Eskiden ne çok sinemamız vardı bizim, şehirde, kasabalarda, say say bitmez... Sonra ardı ardına kapandı sinemalarımız, ya yeni zaman sinemaları olup açıldılar tekrar, ki o dev beyazperde, koskocaman salon yahut bahçe, galalar, kadife, tepeden görkemle inen perdeler olmadı bu yenilerde, yahut hiç açılmadılar. Kimi yazlık sinemalar, Ayvalık Küçükköy Sineması gibi, tavuk kümesi, traktör, eşek park yeri oldu. Ben orada bile Yeşilçam filmlerinin seslendirmesini, oyuncuların repliklerini duyar gibi olurum, tavuk horoz ötünce, uyanırım rüyamdan... Bazan oyuncularla bu konuk dört ayaklı oyuncuların sesleri birbirine karışır, hangisi rüya hangisi gerçek, bilemem... Anlatacağım hikaye bir Ege kasabasında geçti. Eski günlere ah vah etmeyen, ışık yürekli bir avuç insanın öncülüğünde, kapanan sinema borç harç, gönülle yenilenip şıkır şıkır açıldığında, sinema eski günlerdeki kadar olamasa da, insanı coşturan, keyif veren biçimde kapılarını açıp, insanları buyur etti. Çocukları da... Okullardan otobüs kaldırılıp, sinemaya taşındı çocuklar. Saygıyla, coşkuyla salona girip, usulca koltuklara oturdu çocuklar. Evet, televizyon çocuğu bunlar, ama, ışıklar sönüp de salon simsiyah olunca, ürktüler, çığlıklar atıldı, korkuldu, kaçmaya kalkan oldu... Büyük kent çocuğu değillerdi, Ege mege olsa da yaşadıkları bölge, öğretmenlerinin hizmeti Doğu hizmeti yerine geçiyordu, yani şehre iki saat uzaktaydılar, say ki orası da Doğu kadar uzak, bilinmez... Baksanıza, sinemayı bilmiyor, film öncesindeki karanlıktan korkuyorlar... Hoş, korkunun yeri, zamanı olmaz, o da ayrı, korku korkudur, nerde olsa gelir bulur insanı, çocuğu, kurdu kuşu, öyle değil mi?

İBRETLİK YAŞAM ÖYKÜSÜ
Çocuklar korktu ya, makinist hemen yaktı ışıkları, 'Korkmayın' dedi, 'Biz ışıkları söndürmezsek, filmi rahat göremezsiniz, buna sinema derler, televizyon değil bu... Hem, şenlik öncesi karanlık denir buna.' Salon tekrar karanlığa gömüldü. Bu kez kimse bağırmadı. Beyaz perdede ünlü gülmece yazarımız Muzaffer İzgü'nün hayat hikayesi vardı, hayretle, imrenerek, şaşarak izlemeye koyuldu, hepsi. Onun Adana'daki yoksul, ama sevgi dolu çocukluğu, hayata nasıl dört el, dört gönül sarıldığının hikayesini soluksuz izlediler. Evlerinin her yağmurda nasıl başlarına göçtüğünü, sokakta mısır sattığını, halkevine yolu düşüp kitaplarla nasıl tanıştığını, sonra da kitapsız edemediğini, ama, kitapsız biri olmadığını... Yani kitaplar yazan, çok okuyan, ama, kendi kitapsız olmayan esaslı bir kişiye evrildiğini gözleri yaşararak, ara ara alkışlayarak izlediler, ibretle, sevinçle... Büyüyünce Muzaffer İzgü olmayı içtenlikle istediler. Kimi içinden geçirdi, biliyorum, o söylemese de ben anladım, 'Ne varmış, insanın evi gecekondu olabilir, yağmurda çatısı uçabilir, çamur yoldan yürür, yani yürüyemezsin, okulla sinemanın arası bizimki gibi üüf çok uzak olabilir, ama, sonunda neler neler olabilir insan, eğer isterse...' Kasaba çocuklarının sinemayla tanıştığı o gün, evlerine, yatakhanelerine, kasabalarına dönerken, küçücük bir kız öğretmeninin kulağına fısıldadı: 'Öğretmenim, n'oolur, bugün hiç bitmesin...' Bitmesini istemediğiniz günleriniz çok olsun...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.