X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER BERRİN TUNCEL BİRER: Tarihe tanıklık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

BERRİN TUNCEL BİRER: Tarihe tanıklık

  • Giriş Tarihi: 12.3.2013

Balkan Anadolu Birliği Derneği'nin, 'çözüm sürecine' katkı sağlamak için Diyarbakır'a düzenlediği gezi ile bence gazetecilik açısından çok yakından izlenmesi gereken sürecin ilk adımları içinde yer aldık. Biz, Diyarbakır'da yazılan tarihe tanıklık ettik. Diyarbakır'a dostluk ziyaretinde yaşananlar, "çözüm süreci" mayasının tutacağını göstermesi açısından bence çok önemliydi. Diyarbakır'ı televizyonda hep istenmeyen görüntülerle tanıyan heyet üyeleri, 2 gün boyunca bölge halkının ne kadar güzel insanlar olduğunu gördü. Turizmde patlaması gereken Diyarbakır'ın, Mardin'in, Midyat'ın ve Hasankeyf'in, üzerine örten korku perdesi yüzünden görülemediğini fark edip, yalnız kardeş kanının dökülmesine değil, bölgenin uğradığı haksızlığa da üzüldü. Diyarbakırlı işadamları, "Teşvik istemiyoruz. Barış bizim için en büyük teşvik" diyerek, bölgenin durumunu en iyi şekilde özetledi. Balkan Anadolu Derneği Başkanları Kürt Niyazi Gültekin ile Balkan göçmeni Ender Öztürk, değil vatan topraklarının, koltukların bile paylaşılabildiğini sergiledi Diyarbakır'da, Batman'da ve Mardin'de. Balkanlardan göçüp, İzmir'in milletvekili olmuş Rifat Sait, bölge halkını anlamaya çalıştı iki günlük ziyaret boyunca.

ANNELER AFFEDERSE
İnsanının, sıkıntısının, isteğinin ancak bölgeyi yaşayarak anlaşılacağını gören heyet, ziyaretin sonunda, "Diyarbakır'ı görmeyen İzmirli kalmasın" dedi. Heyetin uçakta tanıştığı Fatma Doğan, dağdaki iki oğluna kavuşmak istiyor. AK Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait'e, "Siz bu işte ciddi misiniz" diye soruyordu yarım Türkçesiyle. Evlatlarını kaybetmeden bir an önce barışın sağlanmasından başka bir şey dilemiyordu. AK Parti'nin oğlunu teröre kurban vermiş Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, oğulları dağda olan anne ile aynı karede yer aldı. Evlat acısı kalbinde o kadar büyük yer kaplamış ki kine, nefrete yer kalmamış. Aynı acıyı başka anneler tatmasın istiyor. Yüreğindeki evlat acısı hiç eskimiyor, her yeni güne aynı acıyla uyanıyor. Tıpkı kokusuna doyamadığı evladını şehit veren binlerce anne gibi. Bu anneler helallik verirse barış gelecek. Oya Eronat, çözüm sürecisinin önemli enstrümanlarından olacak gibi görünüyor. Dinmeyen, dinmeyecek, azalmayacak acısına rağmen dimdik duran, kadınlığın zayıflığını, anneliğin verdiği güç ile üzerinden atmış haliyle binlerce anneyi helalleşmeye en kolay o çağırabilecek.

DOSTLUK ÇİÇEKLERİ

Son zamanlarda çok daha sık rastlanıyor. Hemen her özel günde çiçekler dağıtılıyor. Bilmem ne kadarı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in Mostar Köprüsü'nden Malabadi Köprüsü'ne gönül bağı kurmak için Diyarbakır'a giden Balkan Anadolu Derneği üyelerine verdiği kırmızı güller kadar anlam buluyor. Osman Baydemir'in heyeti karşıladığı kırmızı güller, barışa uzanan ellerin sembolü oldu. Baydemir'in güler yüzü ve kırmızı gülleri, çözüm sürecinde yapılacak en küçük jestlerin bile ne kadar anlamlı olabileceğini gösterdi. Siyaseti, kurallarını, vücut dilini kullanmayı, dokunmayı çok iyi bilen Baydemir, İzmir heyetine de, "Bölge halkına dokunun, onları hissedin" dedi. Baydemir ziyareti de ister Türkçe, ister Kürtçe, ister Zazaca, ister Arapça söylesin, herkesin barış istediğini ortaya koydu. Baydemir de tıpkı oğlu dağa çıkanın da şehit olanın da söylediği gibi kardeşlerin birbirini vurmaya son vermesi gerektiğini vurguladı. Barış köprüsünün sadece İzmir ile Diyarbakır arasında değil, Diyarbakır, Yozgat, Trabzon arasında da kurulması gerektiğini seslendirdi.

AİLE İÇİ BİR KIRGINLIK

Bölgedeki ağırlığı her adımda hissedilen Galip Ensarioğlu, bu kardeş kavgasını, aile içi kırgınlık olarak değerlendiriyor. Kardeş kanı dökmeye bir son vermek için savaş sözlerinin yerini kırgınlığa, anlaşmazlığa bırakması yararlı olacak gibi görünüyor. Ensarioğlu, Baydemir ile aynı masada yemek yerken, bölgenin artık güzellikleriyle tanıtılması gerektiğinde birleşiyor. Bölge insanının isteklerinin ne kadar insani olduğunu anlatıyorlar. "Yasaklama. Yasaklar istekleri kemikleştiriyor" diyorlar. Tıpkı kırmızı güller gibi yemek masasındaki dostça sohbet de "çözüm mayasının" tuttuğunu müjdeliyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.