X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Horlama hafife alınmaz'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Horlama hafife alınmaz'

  • Giriş Tarihi: 14.3.2013

Uykusunda horlayan her 10 kişiden birinde uyku apnesi bulunduğu, bu yüzden en kısa sürede hekime başvurulması gerektiği belirtildi

Üst hava yollarındaki tıkanıklık ve daralmalara bağlı olarak oluşan horlamanın ciddi bir problem olduğunu ve horlayan her 10 kişiden birinde uyku apnesi sendromunun tespit edildiğini dile getiren Ento Kulak Burun Boğaz Merkezi'nden Opr. Dr. Ümit Filiz, "Kişi eğer yataktan yorgun olarak kalkıyorsa, gün içerisinde uyuklama problemi yaşıyorsa ve yakınları tarafından uykuda nefesini tuttuğu yönünde uyarılıyorsa, vakit kaybetmeden bir uzman hekime başvurması gerekmekte" dedi. Horlamanın kişinin sosyal hayatını etkilediğini daha da yaşamını tehtit eden ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getirdiğini belirten Filiz, bunlardan en önemlisinin uyku apnesi sendromu olduğunu söyledi. Bu kişilerin uykularında soluklarının kesildiğini dile getiren Filiz, "Bu kesilmeler kandaki oksijen seviyesini yüzde 3'ten fazla düşürüyor. Eğer bu apneler satte 5 defadan fazla tekrar ediyorsa, o zaman uyku apnesi tanısı konuyor" dedi. Uyku apnesi olan hastaların olmayanlara oranla 5 yıllık yaşam süreleri incelendiğinde ölüm oranları arasında 6.5 kat fark olduğunu dile getiren Filiz, Uyku apnesi sendromunun pek çok kalp hastalığı ile de yakın ilişki içerisinde olduğunu vurguladı. Kalp krizi geçiren hastaların yüzde 36-65'inde uyku apne sendromu saptandığını söyleyen Filiz, "Uyku apne sendromu olan kişilerin yarısından çoğunda hipertansiyon var. Uyku apnesi ağırlaştıkça hipertansiyon da artar. Ayrıca kalp ritim bozukluğu, kalp yetmezliği ve akciğer damarı hipertansiyonu da oluşabilir. İnme geçiren hastaların yüzde 60'ında da tıkayıcı uyku apnesi sendromuna rastlanmıştır" dedi. Hastaya uyku apnesi sendromu teşhisi konması için uyku testi yapılması gerektiğini dile getiren Filiz şöyle devam etti: "Uyku testinde hastanın beyinden kalbe, göğüs ve karın hareketlerinden vücut pozisyonuna kadar bir dizi inceleme yapılıyor. Sonra, hastaya cerrahi bir tedavi mi, yoksa maske tedavisi dediğimiz cerrahi olmayan tedavi yöntemi mi uygulanacağına karar veriliyor. Hastanın şikayetleri hafif ve orta düzeyde ise, cerrahi tedavi şansı oluyor. Ağır ve düzelemeyecek gibi ise, cerrahi tedavi şansı olmuyor. O zaman maske tedavisi uygulaması öneriyoruz. Bu tedavide nefes almayı kolaşlaştırıcı maske uykuda takılıyor."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.