X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Üretim başlamadı ama dünya devleri kapımızda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Üretim başlamadı ama dünya devleri kapımızda

  • Giriş Tarihi: 25.3.2013

Zorlu Grubu'nun Manisa Gördes'te kurduğu nikel fabrikası Ekim'de deneme üretimine başlıyor. Fabrika daha açılmadan dünyanın dört bir yanındaki firmalar ithalat anlaşması için sıraya girdi

Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi'nin bu haftaki konuğu Zorlu Holding CEO'su Ömer Yüngül oldu. Vestel, Taç, Linens gibi markaları bünyesinde arındıran; enerji, gayrimenkul ve madencilik sektörlerinde de faaliyet gösteren Zorlu Holding'te 28 bin kişinin çalıştığını söyleyen Yüngül, artık büyük hacimli yatırımlar yapmak istediklerini kaydetti, "Bu noktada en önemli alanlardanbiri madencilik. 2007 yılında holdingimiz bünyesine giren Meta Nikel Kobalt ile Manisa Gördes'te Türkiye'nin ilk nikel rafinerisini kurduk. Yıllık 10 bin ton nikel işleme kapasiteli tesis, önümüzdeki ekim ayında deneme üretimine başlayacak. Şimdiden dünya devleri üreteceğimiz nikeli alabilmek için sıraya girdi" dedi.

Zorlu Grubu'nun bu yıl 60. yılı... Siz göreve ne zaman başladınız?
1997'de. Merloni Group'tan ayrılmıştım. Ertesi gün görüştük. Ahmet Nazif Bey, "Beyaz eşya işine girmek istiyoruz. Buzdolabı fabrikası ile başlamayalım. Yıllık 200 bin adet üretme kapasitesiyle başlayalım, fabrika kuralım. Bizimle çalışır mısın?" dedi. Ben de, "Hayırlısı olsun. 200 bin adetlik fabrika için çalışmam. Çünkü çok ufak bir rakam" dedim. Zorlu da, "O zaman, biz 1 milyon 200 bin adetlik kuralım" dedi. Uzattık elimizi. Ne para, ne şartlar hiçbir şey konuşmadık. Arsayı almadan makinelerin siparişini verdik. Kendimiz üreteceğiz. Arsalar mühürlendi. Bir sürü şeyler yaşandı. Sonuçta buzdolabı fabrikasını kurduk. Ahmet Bey öyle heyecanlı ki, çamaşır makinesi fabrikasına başladık. Sonuçta dev bir eser meydana geldi. Zorlular iki kardeş, Ahmet Nazif Zorlu 1944, Zeki Zorlu 1939 doğumlu. Çalışmaktan başka bir şey yapmamışlar. İşten başka bir şey düşünmüyorlar. Yatırımla ve üretimle besleniyorlar. Bu, bütün alt kadroya da yansıyor.

TEKSTİLLE BAŞLADI

Zorlu Holding'in iştirak alanları neler?
Orjini tekstil. Çok ciddi rakamda ihracat yapılıyor. Bütün maya oradan geliyor. Sonra Zorlu, Vestel'i alıyor. O zaman 340 bin televizyon yaparken, Vestel 11 milyon adeti yakalıyor. Beyaz eşya falan derken böyle bir kompleks oluştu. O süreçte Denizbank, Özelleştirme İdaresi'nden alınıyor, sonra satılıyor. Gayrimenkul işine giriliyor. O arada enerji işleri var. Denizli Sarayköy'deki 15 MW'lık jeotermal ve baraj sahaları 510 milyon dolara alınıyor. Çalışmalar sürüyor. Başbakanımızın 2023 için hedef koyduğu 600 MW'lık jeotermal enerjisi üretiminin 300 MW'ını biz yapacağız. Sarayköy'de Eylül ayında 60, aralık'ta 25 MW daha devreye giriyor. Alaşehir'de sondajlar devam ediyor. En az 60 MW planlanıyor. Sonra Tüpraş'ın özelleştirilmesi ihalesine giriliyor ve Rusya'nın en büyük şirketlerinden biri ile birlikte alınıyor. O zaman Tüpraş'ın ihalesine çok az kişi girmişti. İhale iptal edildi. Zorlu, devlet ihalelerinde, özelleştirmelerde hiç kimsenin cesaret edemediği yerlere girmişti. Dünyanın en büyük şirketlerine baktığınızda ilk 500 şirketin ilk 5'inde bankalar var, sonra petrokimyacılar, sanayiciler var. Ama hepsi yer değiştiriyor. Fakat enerji ve petrokimya ile uğraşanlar hiç yer değiştirmiyor. Dolayısıyla biz dedik ki, "Bu tür işlere girmemiz lazım."

Yenilenebilir enerjide önemli adımlar attınız...
Türkiye'nin en büyük, tek parçada, yani lisansta RES'i bizde. Jeotermal deseniz aldığımızda 15MW olan yerde şimdi 85 MW'lık kapasite açıyoruz, bir 50 MW daha açacağız.

AVRUPA'DA BİLE YOK
Madencilik sektöründeki faaliyetleriniz...
"Biraz maden işlerine girelim" dedik. Araştırmada nikel işi çıktı, Manisa Gördes'te. Türkiye'nin en büyük maden yatırımı... Başladık çalışmalara. Bilmediğimiz bir iş olduğu için her işi çift dikiş yaptık. Analizi Kanada firmasına yaptırdıysak, onu Avusturalyalı'ya kontrol ettirdik. Madende en iyi 2 ülke bunlar. Bunlar uzun vadeli işler. Artık bize de bu şekilde büyük ve uzun vadeli işler yakışır. Ekim başında demene üretimine başlıyoruz. Ege'de, Türkiye'de ve de Avrupa'da ilk. Yatırım tutarı şöyle: 600 milyon dolarlık teşvik aldık. İlk etapta 300 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Orası, Petkim gibi bir yer olacak. 7 yıllık yatırım tutarı 1.5 milyar dolar civarı. Yıllık 10 bin ton nikel üretecek. Üretimin tamamı ihraç edilecek. Şimdi bütün dünyanın devleri bizimle 10 yıllık alım anlaşması yapmak için sırada bekliyorlar. Biz nazlanıyoruz şimdi. Nazlanmak değil de, işi öğrenelim, kiminle beraber olalım diye bakıyoruz. Kriz ortamında bu yatırımı yaptık. Cesuruz.

Çok büyük bir yatırım...
Şimdi bizim gibi firmaların yapacağı yatırımların 500 milyon dolardan aşağıya olmaması lazım. Nikel mesela. Büyük cesaret ister. Ama karşılığı alınacak. Şimdi dünyanın en büyüğü ikisiyle görüşüyoruz. Üçüncüyü görüşmeye almıyoruz yani. Eskiden yüzde 1'e satarlarmış. Bir ton toprak taşıyorsun, içinde 10 kilo nikel var. Onu değersiz bir fiyata ihraç ediyorsun. Ama biz şimdi tam, işlenmiş ihraç edeceğiz. Memleket için hayırlı bir iş. Daha da buna benzer, dünyada bundan çok daha fazla ses getirecek projelerimiz var. Daha tam olgunlaşmadığı için anons etmiyoruz. Bunlar yer altı ve petrokimya alanında ve Türkiye'de olacak.

NAKİT SIKIŞIK, CARİ AÇIĞIN BÜYÜMESİ DERT
- Türkiye ekonomisinin durumunu değerlendirir misiniz?
Refah çıtası yükseldi. Birilerinin parasını yiyoruz ama kimin parasını yiyoruz, onu bilmiyoruz. Herkes borçlu. Bireylerden şirketlere ve hatta devlete kadar... Genel olarak durumumuzdan memnunuz. İç piyasada nakit sıkışıklığı var. Cari açığın büyüme derdi var. Yüzde 4'ün üstünde büyüyemezsek hem cari açığı çevirme zorlaşıyor hem de sosyal olarak etkiliyor. Enflasyon olursa faizler yükselecek, faiz yükseldiğinde de yatırım düşecek. Onun için şimdi para arzını belli bir seviyede tutuyor ve enflasyonu arttırmamak için her şeyi yapıyorlar. Faizler düşük olunca, insanlar parayı tutmuyorlar.

TÜRKİYE'Yİ MERKEZ GİBİ GÖRÜYORLAR
Yabancı yatırımcının ülkemize ilgisi nasıl?
Türkiye'ye 2 türlü ilgi var. Biri Avrupa'dan KOBİ tarzı firmalar çok gelmek istiyor. Bunu çok net görüyoruz. Çünkü sermaye var, ama Avrupa'da pazar yok. Artık pazar; Afrika, Türkiye'nin Doğusu ve Ortadoğu. Türkiye'yi de bu noktada bir merkez olarak görüyorlar. 3 yıl önce İtalya'da katıldığım bir toplantıda eski Başbakan Prodi, "Sakın o ülkelere gitmeyin. Gidin Türkiye'ye bir merkez kurun. Oradan açılın" dedi. Dedikleri doğruymuş.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.