X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Üzüme sevgilisi gibi bakan insanların kenti Sarıgöl
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Üzüme sevgilisi gibi bakan insanların kenti Sarıgöl

  • Giriş Tarihi: 30.3.2013

Üzümüyle, pidesiyle, pekmezi ve günbalıyla, kütüphaneleriyle, "iki Kemaller"i okuyan köylüleriyle, fay hattıyla Sarıgöl, Gediz Havzası'nın uluslararası yüz akı!

Sarıgöl, Gediz Havzası'nın başlangıç noktasında; Uşak, Denizli, İzmir, Aydın ve Manisa illerinin kesişim noktasında, "Kan düşse, can biter" denir türden, verimli mi verimli topraklarda kurulmuş. Uluslararası pazarda ticari değeri çok yüksek olan Sultani üzümün başkenti Sarıgöl... Bağlarına sevgilisi gibi bakan Sarıgöllü, yaz mevsiminde asmalarına gelinlik giydiriyor adeta. Bağlar pamuk tarlasına benziyor uzaklardan. Ege Bölgesinin bu şirin diyarında dile kolay 35 tane zirai ilaç bayisi bulunuyor. 1 dönüm bağdan 4-5 ton üzüm alıyor Sarıgöllü. Sarıgöl'ün eğitime verdiği değeri anlatmak için sıralayalım kurumları: 4 ilkokul,1 halk eğitim merkezi, 5 öğrenci yurdu, 1 anaokulu, 1 kreş, 5 lise, 1 meslek eğitim merkezi, 2 dershane, CBÜ'ye bağlı 1 haritacılık meslek yüksek okulu, 1 özel eğitim ve rahabilitasyon merkezi, öğrencilere parasız hizmet veren belediyeye ait 1 internet evi ile kültür-sanat evi, 2 halk kütüphanesi, 3 internet kafe, 3 kitap-kırtasiye dükkânı... Bu önem sayesinde yakın tarihte emekli Jandarma Tümgeneral Ali Akgöz, karikatüristyazar Hasan Efe, yönetmen Gürsel Ateş, Milletvekili Hasan Zengin, Prof. Dr. Nuri Özkan, Prof. Dr. Ayhan Kubar, Albay Ahmet Akın, Doç. Dr. Ercüment Sarıhan ve öğretim görevlisi Ahmet Tolunay Tüfekçi, merhum gazeteci Ethem Yazgan, emekli gazeteci Hüsnü Okumuş, Ankara Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi Mehmet Bilir yetiştirdiği değerlerden birkaçı... 14 bin nüfuslu Sarıgöl, küçük bir ilçe olmasına karşın 22 bin kitaba sahip. İlçe halk kütüphanesinde 7 bin, belediyeye ait 'Tufan Erbarıştıran Halk Kütüphanesi'nde ise kayıtlı 15 bin kitap bulunuyor. Tufan Erbarıştıran'ın adını taşıyan kütüphaneden hemen, hemen her gün 40 kişi kitap alıyor. Öğrenci, memur, ev kadınları, köylüler... Örneğin; Baharlar Köyü'nden çoban Mustafa İnce, çiftçi Sabri Ergin ve merkezden Hatice Hanım; Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Dostoyevski gibi yazarların kitaplarını alıp okuyorlar. Hatta Mustafa İnce bir ara yılın okuru seçiliyor. Bu kütüphane, gerçek bir halk kütüphanesi ! Toplam köy sayısı 30 olan Sarıgöl'ün Tırazlar Köyü'nde de bir başka kütüphane bulunuyor. Rasime-Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri'nin 27'ncisi...

DEV ÖĞRENCİLER

Sarıgöl'deki eğitim kurumlarındaki, "Bu okulda 240 Dev Öğrenci bulunmaktadır" gibi tabelalar da doğrusu insanı etkiliyor. Sadece festivallerde (Uluslararası Sarıgöl Sultaniye Üzüm Festivali 6-8 Eylül) açılan bir de Etnoğrafya Müzesi bulunuyor. Okul, cami gibi eğitim ve din hizmetleri alanında yaptığı yardımlarla, yapılarla Sarıgöllülere arka çıkan önemli sayıda hayırseverleri de yok değil: Hüseyin Gümüşlü, Mustafa Akay, Ahmet Yoldaş, Mehmet Ünal, Neslihan Urgancı, Halil Duran, Ahmet-Mehmet Metin, Mustafa Metin, Emcelli Köyü'nden merhum Cızılı Mehmet Hasırcı gibi... Özel hastanesi yok. Sarıgöl Devlet Hastanesi'ni de l996 yılında ilçe halkının düzenlediği bir kampanya ile kendileri yapmış. Ama her branşta hekim yok. Buna karşın Sarıgöl'ün 9 eczanesi var.

FAY HATTI NEYMİŞ BİR GÖRÜN!
Şehrin içinden geçen fay hattı nedeniyle yüksek yapılaşma yok. Fay hattının ne olduğunu merak edenler, 1969 yılında Sarıgöl'de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremden sonra Ayan Mahallesi'ndeki konutlara bakarak meraklarını giderebilirler. Kırılmayan, çatlamayan, bir bütün olarak günden güne temeliyle birlikte göçen-çöken boş binalar ilginç bir Sarıgöl manzarası oluşturuyor zira. Tanrıların meyvesi üzümün yanı sıra, bir başka meşhur yiyecek de kesikli, kuşbaşılı, tahinli pide. İzmir'den ve çevredeki illerden bile sipariş verenler olduğu söyleniyor. Sarıgöllü, zevkine sefasına düşkün.. Üzümden kazandığı paralarla altına yatırım yaptığı gibi, sayıları 7-8 olan gazinolarda da keyfini çıkarıyor kazancının. Sarıgöl'de 8 kuyumcu var. Alışveriş merkezleri nedense Sarıgöl'ü keşfetmiş değiller. Sadece DiaSa ve A101 görülüyor. 4 tane de banka şubesi... İnşaat sektörü oldukça canlı. Sarıgöl, 1965 - 70 'lerin Salihlisi sanki.

SU, İLÇEYE HAYAT VERİYOR
Verimli tarım arazileri çok olunca elbette sulama birlikleri de olacak. Çok geniş olan tarım arazilerine Sarıgöl Sulama Birliği ile Sarıgöl Bağ Sulama Birliği hayat veriyor. Buldan ve Afşar barajları, Sarıgöl Ovası'nın adeta can suyu. Birinci Süper Amatör Lig'de top koşturan Sarıgöl Gençlerbirliği Belediyespor'u izlemek isteyenler uzağa gitmiyor. 4 Eylül Stadyumu, şehrin merkezinde gibi. Otogar ona keza... Maalesef hiç sineması yok. Arazi yüzölçümü 423 kilometrekare, denizden yüksekliği 320 metre olan Sarıgöl'de üzümün dışında arpa, buğday, mısır,elma, şeftali, erik, ceviz, badem, kestane yetiştiği gibi büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da yapılıyor. Dağlarında ve ovalarında çam, meşe, pinar, kavak, söğüt, çınar gibi ağaç türleri var. Keklik, bıldırcın ve tavşan avlanıyor. Avcılık, atıcılık ve deve güreşleri de oldukça yaygın.. Kapalı olan pazaryerinde cuma günleri çevre köylerin yetiştirdiği her türlü yiyeceği bulabiliyorsunuz. Taze ve ucuz. Hele Emcelli biberlerinin ünü ilçe dışına, hatta Ege Bölgesi'ne taşmış durumda.

BİRAZ DA TARİHİNE GELELİM

Sarıgöl'ün ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmiyor. Kimi bulgular, Sarıgöl'ün Lidyalılar ve İyonyalıların egemenliği altında kaldığını, Romalıların eline geçtiğini, daha sonra da Bizanslıların egemenliğine girdiklerini gösteriyor. Bina kalıntıları, eski mezarlar ve deniz taşıtlarının bağlanma yerlerinden eskiden burasının bir göl ya da iç deniz olduğu sonucuna varılıyor. 1393'te Yıldırım Beyazıt'ın Alaşehir'i ve çevresini Osmanlılara katmasıyla Sarıgöl Osmanlılara dahil oluyor. Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun Aydın Sancağına bağlı bir zeamet beyliği olan Sarıgöl, Birinci Meşrutiyetten itibaren Alaşehir ilçesine bağlı bir köy, Balkan Savaşlarından sonra da belediyelik oluyor. 3 yıl, 11 ay, 17 gün Yunan işgalinde kalıyor. 1938 yılında da Sarıgöl adını alıyor.

SALI VE CUMA GÜNLERİ TIRAŞ YOK
Sarıgöl'de yaşayan bir gelenek 100 yıl öncesine dayanıyor. Berber dükkanlarının salı ve cuma akşamları kapalı olması... Nedeni de, salı günleri Alaşehir'in, cuma günleri de Sarıgöl'ün pazarı olması, her iki pazara giden Sarıgöllüler'in o günün yorgunluğu nedeniyle dışarı çıkamaması, bunu bilen berberlerin de söz konusu günlerde dükkanlarını açmaması! Yıllardır da sürüyor bugelenek!

HER ŞEY YURT İÇİN
Sarıgöl'e anlam katan bir etkinlik de deve güreşleri... Yörük-Türkmen kültürü gereği, Sarıgöllü her yıl ilkbaharın başında çolukçocuk çok keyifli bir piknik yapıyor Dallas Vadisi'nde. Rakılar, şaraplar, etler, davullar, zurnalar... Dağ bayır mangal ilkbaharı karşılıyorlar... Bu karşılama, uzun yıllardır yapılmayan, bu yıl dördüncüsüyle gene eski günleri yaşatan deve güreşleriyle oldu. 4 yıldır deve güreşlerinin geliri ise yapılacak öğrenci yurdu için, Sarıgöl ve Köyleri Eğitim ve Kültür Derneği'ne bırakılıyor. Yoksul aile çocuklarının barınması için yapılacak bu yurt için Sarıgöllü seferber olmuş. Deve güreşine giden Sarıgöllü, örneğin bir bilet yerine iki bilet alıyor. Her şey yurt için! Dışarıdan da bağış kabul ediyorlar. Belediye de onları bu kutsal uğraşında yalnız bırakmıyor. Bu yılki güreşe 4 bin Sarıgöllü katıldı deniliyor. Rumeli TV taa Trakya'dan geldi çekimler için. Deve güreşleri, Sarıgöllü için bambaşka bir bahar ritüeli...

RECAİ ŞEYHOĞLU

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.