X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Doğanata'nın ilkeleri üniversitesinde devam
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Doğanata'nın ilkeleri üniversitesinde devam

  • Giriş Tarihi: 22.4.2013

İzmir Üniversitesi Rektörü Erciyeş, Fatih Koleji ruhunu devam ettirdiklerini söyledi, "Bizim için asıl olan eğitimdir. Bu yüzden her bir öğrenciye özellikle engellilere özel önem veriyoruz. Bu konuda da öncüyüz" dedi

İzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi'ne konuk oldu. Akademik çalışmaların yanı sıra engellilere yönelik çalışmaları ile dikkat çeken İzmir Üniversitesi "Engelli dostu üniversite" olarak anılmaya başlandı. Rektör Erciyeş, eğitimin çok ciddi olduğu bir üniversite olmak istediklerini belirtti, "Engellilere büyük önem veriyoruz. Her türlü olanağı sağlıyoruz. Bu konuda fazla söze gerek yok. ABD Büyükelçiliği internet arama motoru google'a girmiş. 'Engelsiz üniversite' yazmış. Biz çıkmışız" dedi.

İzmir Üniversitesi nasıl kuruldu?
İzmir Fatih Koleji'ni herkes biliyor. Rahmetli Necdet Doğanata'nın kurup geliştirdiği bir kurum. Rahmetlinin çok engin bir eğitim deneyimi vardı. Bunu üniversiteye sevk etmek istiyordu. Ancak hikaye mutlu başlamıyor. Doğanata Eğitim ve Kültür Vakfı ile bir üniverisite kurmak için YÖK'ten alınması gereken izin 15 yıl bekleniyor. Bu süreçte birçok vakıf üniversitesine izin veriliyor, bizimkine izin çıkmıyor. Sebebini de bilmiyorum. Şimdilerde yılda 500 -600 mezun veriyoruz. O zaman yapılan bu yanlışlık, yılda 600 kişi desek, bu zamana kadar 10 bin insana mal olmuştur. Yöneticilerin bunları iyi düşünmesi gerekiyor. "Evet" ya da "Hayır" dediklerinde dünya kadar insanın geleceği etkileniyor. Sonunda 2007 yılında kurulduk, ertesi yıl öğrenci almaya başladık. Fatih Koleji ruhunu burada da sürdürüyoruz. Biz genellikle orta sınıfa kaliteli eğitim vermeye çalışan bir şehir üniversitesi olmayı arzuladık. Butik üniversite olarak görüyoruz ama belli bir noktaya geldik. Bizim kadar şehir içinde olan başka bir üniversite yok diyebiliriz.

Öğrenci dağılımınız nasıl?
Yüzde 75 civarında İzmir'den, kalanı Ege ağırlıklı. Antalya'dan, Diyarbakır'dan, Konya'dan gelenler de var.

Merkezde olmanın artısı eksisi neler?
Otopark sorunumuz çok ciddi. Mahalle halkıyla pekiyi olmuyor bazen. Otopark için metronun bitirilmesi lazım. O zaman bizim derdimiz biter. Kimse arabayla gelmez. Onun dışında da alışveriş merkezleri ve kent merkezi ayaklarının altında. İzmir'in açılım noktalarından birinde bulunuyoruz. Çeşme, Urla gibi yerler bize çok yakın. Sonuç olarak şehrin merkezinde küçük butik bir üniversite olarak başladık. 3 bin 200 civarında öğrencimiz, 230 öğretim elemanımız var. Koç ve Sabancı tipindeki üniversiteler bile aşağı yukarı bu durumda.

Üniversitede öğretimin maliyeti ne kadar?
Geçen yıl en ucuz vakıf üniversitesi olduk. Biz orta sınıfa hitap etmekten memnunuz. Buradan bir ebeveyn çocuğunu İstanbul'a gönderse, orada her ay 1000- 1500 lira göndermek zorunda kalıyor. Yılda 15 bin lira kadar para harcanması gerekiyor. Bizim ücretimizde bu civarlarda. İstanbul'a göndermek yerine burada gönderirse aşağı yukarı aynı ücret oluyor. üstelik birçok devlet üniversitesinden çok daha iyi eğitim veriyoruz.

Engellilere yönelik de önemli çalışmalarınız var.
Biz eğitimin çok ciddi olduğu bir üniversite olmak istiyoruz. Üniversitenin 3 misyonu var. Biri insanları meslek sahibi yapmak. İkincisi araştırma geliştirmeye önem vermek. Üçüncüsü toplumun sorunlarından uzaklaşmamış olmak. Burada biz çok fark atmış durumdayız. Biz bu konuda çok iyiyiz. Mütevazi davranmayacağım. Engellilerin sorunlarını temel alarak önemli çalışmalar yaptık. Engelli basket takımı olan tek üniversiteyiz. Down sendromlu bir öğrencimiz var. Türkiye'de tek. Öğrencimiz burslu. Çoğu insan bu konuda korkar. Biz korkmadık. Çok da iyi yapmışız. Down sendromlu bir öğrencisi olan üniversite yok. Çünkü korkuyorlar. Biz cesaret ediyoruz. Engelliler konusunda, bir de gözleri görmeyen öğrenci aldık. Önceleri bir üniversiteye öğrenci alınmış. Üniversite karışmış. Ne yapacağız ne edeceğiz diye. Şimdi biz bütün kitapları ona göre yaptırıyoruz. Bir öğrenci için değer mi? Değer. Engelli bursumuz var. Karşıyaka Engelli Spor Kulübü'ne de destek veriyoruz. Otizm Derneği'yle var. Otistik çocuklarla ilgili bir şey yapmaya çalışıyoruz. Otistik bir çocuğun yüzme sayesinde nasıl bir gelişme gösterdiğini gördük.

Engelli öğrenciler için bir spor merkezi projeniz vardı...
Otizmi Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği ile imzaladığımız protokolle Türkiye genelinde otizmli çocukların sporla sağlık kazanmasını amaçladık. Bu amaçla atılan ilk imza olması bizim için önemliydi. Bunu Vali beyle görüştük. Biz yasa fgereği para koyamıyoruz. Ama toplumun değişik kesimlerini bir araya getirmeye çalışıyoruz. Belediye başkanları ile de konuştum. Kabaca planı hazır. Bir iki yıl içinde becerebilirsek güzel olacak. Çok ciddi bir proje olacak. Toplam engelli öğrencimiz 3 veya 4. Buna karşın okulumuzda 14 engelli tuvaletimiz var. Çok büyük bir üniversitemizde engelli öğrencilerimiz tuvalete gitmemek için altlarına şeyler bağlayıp gidiyorlar. Kendilerine uygun tuvalet yok. Biz bu konuda hassas davranıyoruz. Bu iş reklam işi de değil. Down Sendromlu öğrencimiz için hocalarıyla konuştum. "Bu çocuğa değişik davranın, bu çocuğu yetiştirin" dedim. Şimdi, "Değişik davranmıyoruz, herkes gibi davranıyoruz" diyorlar. Polisle sıkı ilişkimiz var. Engellilerle ilgili bir gece yaptılar. Konuşma yapabilen öğrenci bizim öğrencimizdi. Son olarak ABD Büyükelçiliği internet arama motoru google girmiş. Engelsiz üniversite demiş. Biz çıkmışız. ABD'den engelli dans takımı geliyor. "Siz organize eder misiniz?" dediler, "Olur" dedi. Mayıs başında gelecekler.

GELECEĞİN BİLİM İNSANLARINI YETİŞTİRECEĞİZ
Sosyal projelerinizi anlatabilir misiniz?
DOESEF yarışmasının ana sponsoruyuz. Bilim dilini, genç yaşlarda öğrenerek, araştırma yapma keyfini tatmayı ve evrende her yere, her şeye ve bilmediklerimize ulaşmayı öğretmek, eğitim ve bilim ile uğraşan kurumların öncelikli görevi. Öğrencilerin kendi merak ettikleri konulardan yola çıkarak, ürettikleri fikirlerini geliştirip projelendirirken; akademik düzeyde bilgi almalarını, laboratuvarları kullanmalarını, ürünlerini hayata geçirmelerini ve böylece "Geleceğin bilim insanları" olarak yetişmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Lise ve dengi okul öğrencileri katılabiliyorlar. Fizik, kimya, biyoloji, enerji ve mühendislik alanlarında projeler getirmelerini istiyoruz. Ortaöğretimdeki öğrencilere proje yarışması yapıyoruz. Bizim karşımıza gelen öğrenci test çocuğu olarak geliyor.

Test çocuğu derken...
Bununda bir hikayesi var. Fransa'da devrim yapılınca burjuva oluşuyor. Burjuva, aristokrasiye diyor ki, "Artık üretim araçları elimizde. Artık sen gittin." Aristokrasi de, "İstediğiniz kadar zengin olun. Bizdeki bilgiyi alamazsınız. Bizde birikim var." Burjuva, "Bunu bize hemen öğreteceksiniz" diyor. Ardından hızlı öğrenme sistemi koyuyorlar. Çok hızlı öğrenmenin yolu ezber. Burjuvayı çok hızlı bilgi sahibi yapmaya kalkıyorlar. O aralar Osmanlı'da Avrupa'da eğitim nasıl diye heyetler gönderiyor. Onların yakaladığı küçük bir pencere oluyor. Ondan sonra Türkiye'ye aynen bu geliyor. Batılı bunu yapıyor. Sonuç olarak bizim karşımıza gelen öğrenci hemen böyle hap diye vereceksin bilgiyi. Onu yutacak. Bu kafayla geliyor. Mutlaka ortaöğretimde bazı şeylerin yapılması gerekiyor. Sonra adama kalkıyorsun yüksek lisansta araştırma yap diyorsun. Biz zincirin son halkasıyız. Onun için bir şeyler yapılması lazım. Bu tip projelere destek veriyoruz. Küçücük bir adım atmış oluyorsun. Sistemin tamamına bir şey yapamıyoruz ama sistemin bir yerine müdahalede bulunuyorsun.

Yurtdışında nasıl oluyor?
Yurtdışında mesela öğrenciler zorla ödev ister. Bizde ise ödev verdiniz mi "Eyvah yine başımıza iş çıktı" deniyor. Onları yıkmaya çalışıyoruz. Okulumuzda "ödev verin" diyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.