X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ADNAN GÜLERMAN: Hayvan sevgisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ADNAN GÜLERMAN: Hayvan sevgisi

  • Giriş Tarihi: 29.4.2013

Bu köşede yazmayı tasarladıklarımı bir kenara kaydedip, zamanı gelince de ele alırım. Bu konulardan biri de "hayvan sevgisi" idi. Sayın Ünal Ersözlü'nün facebook'a yerleştirdiği sevimli keçi yavrusu ile görüntüsü yanında, gazetelerimizde yer alan Rusya'nın Sochi'de düzenleyeceği olimpiyatlar için 2000 kadar sokak kedisi ve köpeğini öldüreceği kararı konuya öncelik vermemi zorunlu kıldı. Evlerimizde de kedi, köpek, kuş ve benzerleri beslenmektedir. Öyle ki, bunlar ailenin birer ferdi haline gelmiştir. Kaybolmaları halinde gazetelere yansıyan duyurulara, ölümleri halinde de sahiplerinin mateme büründüklerine tanık oluruz. Hayvanların da benzer duygulara sahip olduklarını görmekteyiz. Trafik kazası geçirip hayatını kaybeden birisinin arabasındaki köpeğinin sahibinin cesedinin başından ayrılamadığını TV ekranlarından günlerce seyretmedik mi!

YUNUS'UN DEDİĞİ
Çocukluğumda "Bir kedi veya köpeği öldürenin günahını bir cami veya okul yapmanın sevabı karşılar" denirdi. Bir canlıyı kıymak günah-sevap ilişkisine bırakılamazdı. O yüzden 1978'de 3. Maddesinde "Hiçbir hayvana kötü davranılamaz ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır" diyen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi yanında, ülkemizde de 1986'da Hayvan Hakları ve Zabıtası, 2004'te Hayvanları Koruma Kanunları yürürlüğe konulmuştur. Bu sevgi bize hem "Elif okuduk ötürü/Pazar eyledik götürü/Yaratılanı hoş gördük/Yaradandan ötürü" diyen Yunus Emre'den hem de "Yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü" diyen Mevlana'dan miras kalmıştır. Özetle, canı biz vermedik ki, biz alalım.

SADIKTIRLAR
Çocukluk deyince aklıma geldi. Uzmanlar "Hayvan beslemek, onu sevmek, ona zarar vermemek, onun iyiliğini düşünmek, çocuğun sadece hayvanlara olan olumlu duygularını geliştirmekle kalmıyor, başkalarının varlığının da kendisininki kadar değerli olduğunu hatırlatıyor" demektedirler. Fuar'da yürüyüşe çıktığımda terk edilmiş pek çok kedi ve köpeğe rastlarım. Tamamının "Bizim ne suçumuz vardı da sokağa atıldık" dercesine hüzünlü bakışları bizleri duygulandırır. Haksız da değiller. Yazlıklarında çocuklarının isteklerine uyarak edindikleri köpeği İzmir'e dönüşlerinde yanlarında getirip evlerine almayarak sokağa terk ettiklerine şahit olmuştum. O köpek sadakatinden apartmanın kapısı önünden kışın yağmur ve ayazına rağmen ayrılmamıştı. Bu nedenle de Yunus Emre "Aşksızlara verme öğüt/Öğüdünden alır değil/ Aşksız kişi hayvan olur/Hayvan öğüt bilir değil" der. Yunus Emre'nin "Hayvan öğüt bilir değil" değerlendirmesine katılamayacağım. Yaşlanan Lucy isimli köpeğimiz kapının zili çalınınca havlayarak "Kapıyı çabuk açın" telaşının ardından içeri girdiğimizde de hemen arka ayaklarının üzerine dikilip "hoş geldin" gösterisinde bulunur. Uzun zamandır görmediği bir aile ferdinin gelişinde mıy mıy sesiyle, dakikalarca adeta "Uzun zamandır neredeydin?" sitemini yapar. Bir kabahati olduğunda da yeri saatlerce kanepenin altıdır. Torunum Nil'in doğum yaparken ölen köpeğinde geriye kalan avuç içi kadar küçük yavrusu Paskal'ı aylarca biberonla besleyip hayata tutunmasını sağlamıştık. Herhalde Yunus Emre televizyonda izlediğimiz akıllı köpek "Tarçın"ın marifetlerini görseydi "Hayvan öğüt bilir değil" sözünü değiştirirdi. Eğitilmiş köpeklerin en gizli yerlere saklanan uyuşturucu ve patlayıcıları bulmaları Yunus'un aksine, "öğüt" bildiğini göstermez mi!

ABD'LİNİN ANLAMADIĞI

Göçmen kuşların binlerce kilometrelik yolculuklarından sonra yurtlarını, yuvalarını bulmaları, yumurtlayacak balıkların suyun akışına ters yüzerek şelaleleri aşmaya çalışmaları aklın almayacağı hareketleridir. 1960'larda Michigan State Üniversitesinde lisansüstü çalışmamı yaparken, bir akşam lobide Türkiye'deki siyasi çekişmeleri tartışılıyordu. Tartışmacılardan biri ötekine tokat atınca, yanımda oturan Amerikalı sormuş, ben de orunca "Arkadaşına eşek dedi" demiştim. Ama Amerikalı, eşek sözüne neden kızıldığını bir türlü anlayamamıştı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.