X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ayşe KİLİMCİ:Kokoreççi Jön Rıza
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ayşe KİLİMCİ:Kokoreççi Jön Rıza

  • Giriş Tarihi: 12.5.2013

En zor işti, onunkisi. Mahallenin en son evinde otururdu, kokoreçte üstüne yoktu. Ara sıra ortadan kaybolunca, film çevirmeye gittiği söylenirdi. "Birkaç kere oynamış, rolü de kokoreççilikmiş" derlerdi.
Artık yaşlanmış olsa da, güzel adamdı. "Aktör Rıza, Kadir Savun Rıza" diyen de olurdu. Her ismine gülümseyerek sahip çıkardı, aktörlüğüne en çok... Aslında uzaktan bir adamı niye çağırsınlar, orada kokoreççi mi yok, o rolü oynayacak, bunu sormak istemezdik.
Hadi gitti diyelim, nerde kalır, nasıl geçinirdi?
Sanıyorum iki şehir, iki meslekli, çift kimlikliydi.
Vardır öyleleri, kalabalıkta kaynar, farkedilmez.
Satılmayan kokoreçi komşulara ucuza verirdi, gider evinden alırdık.
Önü boydan boya camlı, sofadan merdivenle çıkılan tek odalı, mutfağı avluda bir evdi. Kumaş kılıflı küçük valizi elinde, ne zaman çıkıp gitse, "Hah" derdik, "film için çağırdılar, Istanbul'a gidiyor."
Oyuncak isteyen de olurdu, imzalı artist resmi de. Asıl sevdiği çağırıyor diye mi eli ayağı birbirine dolanır; tez gider, tez dönerdi.
Filmi çabucak çektiklerini düşünürdük.
Evinde birkaç film afişi asılıydı gerçi, ama, adı yazmıyordu, belki de hiç film çevirmemişti. Aktörlüğünü mahalleli uydurmuştu belki..
Anlattığını duyan yoktu. Esas oğlan değil de küçük bir rolü oynadığından söylemiyordu belki. Belki de gezmeye gidiyordu Istanbul'a.

TAM BİR JÖN BAKIŞI
Evine kokoreç almaya gittiğimde sordum, "Filmlerde oynuyormuşsun Rıza amca, doğru mu?" diye. Şöyle yandan bi bakış attı, tam jön bakışı. Ses çıkarmadı, dikkati kestiği kokoreçteydi. "Yakıştırıyorlarsa vardır bi bildikleri" dedi sonra. "Bi adam, yapmadığı işin duruşunu taşıyorsa, öyle derler." "Sen taşıyor musun peki" dedim. "Bilmem" dedi, "Sen karar ver..."
Istanbul güzel mi peki, anlattıkları kadar?/ Öyle güzel ki, anlatılmaz./ Nerde kalıyorsun gidince?/ Kardeşimde/ O ne iş yapıyor?/ Kahveci/ Nerde?/Yeşilçam sokağında. "Hah işte!"

ASLAN JÖNÜMÜZ
Ertesi gün komşulara, mahallenin çocuklarına anlattım. Kendi söylemişti, resmen, sahici aktörmüş, zamanı hep o sokakta geçiyormuş.
Koca adam, Kadir Savun'a benziyor, neden yalan söylesin ki! Gidince onu otelde ağırlıyorlarmış.
Kazandığını dağıtıyormuş, keyfedip, rolünü oynayıp dönüyormuş.
Yani para suyunu çekince dönüp tekrar kokoreççi oluyor demek.
Ben hikayeyi uydursam da soran oluyordu, "Peki hep orda yaşasa da, yani kokoreççilik etse de gözönünde olsa, daha sık rol verseler?
Başrol de oynasa olmaz mı!"
Buna hemen yanıt vermek zor. "Olur mu, bir insan jön diye tanındığı yerde kokoreç satmaz, yakışmaz."
O bizim aslan jön Rıza amcamızdı, adsız kahramanımız.
Aktör müydü sahiden?
Kokoreç arabasını iterek geçtiği İzmir sokaklarının, durduğu köşebaşının ve kalplerimizin kahramanıydı ama, aktör müydü sahiden?
Figüran olmasına bile razıydık...
Kahramanlar türlü türlü; doğuştan kahraman olmaya yazılanlar, ne yapsa kahraman olmaktan çıkamayanlar, bir de kahraman olmanın ihalesi üstünde kalanlar. Metazori kahraman.
Biz onun kahraman olduğuna da, aktör olduğuna da inanıyorduk.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.