Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Altın günlerinde hamur işi yasağı

Giriş Tarihi: 20.5.2013

İzmir Halk Sağlığı Müdürü Doç. Dr. Tözün, obeziteye savaş açtıklarını söyledi, "Toplu yürüyüş başlattık. Yakında kadınların günlerine de müdahale edip, pasta börek alışkanlığını kaldıracağız. Onların yerine sebze meyveyi koyacağız" dedi

EGELİ SABAH'ın geleneksel Sabah Kahvesi'nin bu haftaki konuğu İzmir'e 3 ay önce atanan Halk Sağlığı Müdürü Doç. Dr. Mustafa Tözün oldu. Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken genç Halk Sağlığı Müdürü, geleceğe dönük planlarını ve projelerini anlattı. Ev hanımlarının altın günlerine el atacağını söyleyen Tözün, günlerde artık pasta börek yerine sebze ve meyvenin yeneceğini belirtti, "Hanımlar öğle yemeğinin üzerine pasta, börek ve hamur işini bolca yiyor. Böyle olunca da herkes aşırı derecede kilo alıyor. Proje başladıktan sonra bizzat kendim de gidip günlere katılacağım. Obeziteyle ilgili bilgiler vereceğim, uyarılarda bulunacağım. Ekiplerimiz ev ev gezecek, kadınları bilgilendirecek" şeklinde konuştu.

* Kendinizden bahseder misiniz?
- 1976 Torbalı doğumluyum. İzmir'in Hatay semtinde büyüdüm. Necati Bey İlkokulu ve Dokuz Eylül Ortaokulu'nu bitirdim. 1993 yılında Atatürk Lisesi'nden mezun oldum, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdim. 8 yıl Edirne'deydim. Tıp Fakültesi'nden sonra halk sağlığına ilgi duydum. Öğrencilik hep böyle geçti. Tıp fakültesini bitirir bitirmez birinci tercih olarak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ne Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı'na girdim. Pratisyen hekimlik, poliklinik ya da hastane deneyimi olmadan halk sağlığına başladık. 5 yıl orada eğitim aldım. 2007'de uzmanlığı aldım. Eskişehir'e mecburi hizmete atanınca Odunpazarı Sağlık Grup Başkanlığı'na atandım. Göreve idareci olarak başladım. 2009'da askerliğimi işyeri hekimi olarak yaptım. Kendi alanımda çalıştım. Askerden sonra sağlık grup başkanlığına devam ederken, Mart ayında Eskişehir Halk Sağlığı'nın kurucu müdürü olarak başladım. Eskişehir'de başladığımda kurucu müdür olduğum için "1 yıldan fazla kalmam" diye düşündüm ve 11. ayda İzmir'e atandım. 2012 Temmuz ayında doçentliğe başvurdum. Doçentliği birinci girişte aldım. Yıl kaybım olmadığından 37 yaşında doçent oldum. Katip Çelebi Üniversitesi'nin kadro ilanı olunca buraya başvurdum o yüzden İzmir'e geldim. Üniversitede de YÖK'ün 38 b maddesine göre ikinci olarak müdürlük verildi. Bundan sonra akademisyenlik ön planda olabilir.

* Projelerinizden bahseder misiniz?
- Projelerimizde halkın ilgileneceği konuları ön plana çıkarıyoruz. Halkın duyarlılığını bir konuda yakalayınca diğer konuları da entegre edebiliyoruz. Obezite konusu kronik hastalıklarla mücadelede önemli. Kalp damar hastalıkları şişmanlıktan kaynaklanıyor. Obezitede yüzde 30'u geçiyoruz. İzmir'de 3 kişiden biri obez. Türkiye çapında da oran aynı. Erişkin nüfusta kadınlarda 5'te 2'lere çıkıyor. Erkeklerde de yüzde 50'lere çıkıyor. Aşırı kiloluları da aldığımızda oran yüzde 60'larda çıkıyor.

* Obezite basitçe nasıl belirlenir?
- Kendi kilonuzu boyunuza iki kez bölüyorsunuz. Çıkan sonuç 30'un üzerinde ise obez sayılıyorsunuz. 25 ile 29 arası ise aşırı kilolusunuz demektir. 18'den 24.99'a ise normal oluyor. Ekmekleri ve hamur işlerini çok yiyoruz. Bütün toplum sağlığı merkezlerine, 30 ilçeye de obezite danışma merkezleri kurduk. Oralara danışıp merkezlerdeki diyetisyenlerle iletişim kurulabilir. Tedavi kısmını aile hekimlerine bırakıp, toplu anlatımlar yapmak istiyoruz. Yoksa yetişemeyiz. Obezite ile ilgili web sayfamıza bir bölüm yaptık. Nasıl bir diyet uygulayayım derlerse, diyetisyenlerimiz cevap yazacaklardır.

* Belediyelerle ortak çalışıyor musunuz?
- Belediyelerle ortak çalışılmaz diye bir şey yok. Biz yeni başladık. Güzelbahçe Toplum Sağlığı Merkezi'nde yapılan çalışmalar belediye de katılıyor. Orada tespit edilen şişmanlar belli bir programa alınıp zayıflaması sağlanıyor. Ya da cerrahi müdahale için ameliyata gönderiliyorlar. Kemalpaşa'da bir ilkokulda örnek kantin uygulaması var. Kantinde çocuklara zararlı olabilecek ürünler arka tarafa alındı. Ön tarafta elma portakal var. Cipsler kantinlerden zaten kaldırıldı.

YAŞAM TARZI

* Yaşam tarzını değiştirmeye yönelik eğitim çalışmanız var mı?
- Cuma günleri eşofmanla geliyoruz ve fizyoterapistler eşliğinde masa başında egzersizler yapıyoruz. O tuttu. Ben de öyle geliyorum. Kaymakamla görüşmeye eşofmanla gidiyorum. Valinin onayı olduğu için kimseden çekinmiyoruz. Bu projeyi yeni valimize de sunacağız. 10 yıl önceden bunları düşünüp yazmıştım. Hikaye kitabımda kahramanlar cuma günleri eşofmanla fizik aktivitelerini yapar diye kaleme almıştım. Hikaye gerçek oldu. Bilimsel makale olarak çok fazla yabancı yayınım var. Nasrettin Hoca ve Keloğlan gibi karakterlerle halk sağlığını koruyucu hekimliği konusunu çizgi filme çevireceğiz. Ayrıca bu konuda karikatürler de yaptıracağız. Bakanımızın da bilgisi var. İlk olarak İzmir'de başlayacak. Gediz Üniversitesi Türkoloji Enstitüsü'nde Zülfikar Bey çok başarılı bir arkadaşımız. Recep Akdağ'ın konuşma metinlerini hazırlayan bir kişi. Obeziteyle ilgili "Şöyle metinler var" diyeceğim. Onlar da Nasrettin Hoca fıkrası haline dönüştürecek. Ev hanımlarının altın günlerine de el atacağım. Pasta-börek davasını bitirmek lazım. Pasta-börek yerine sebze, meyve yensin. Aslında normalde iki öğün yemek bir insana yeter. Kahvaltıyı düzgün yapıp, öğle yemeği yemeyeceksin, sadece akşam yemeği yiyeceksin. Ya da öğle yemeğini ağır yememek lazım. Kadınlar öğle yemeğinin üzerine pasta börek yiyor. Öyle olunca kilo alınıyor. Yaşam tarzını değiştirmek lazım. Diyetesyenler tatlıyı önce yemeyi de önerebiliyorlar. Kan şekerini baştan yükseltince çok fazla yemek yenmiyor. Tuz kesinlikle kalkmalı. Bu jenerasyonun kaldırması biraz zor. En azından azaltmak gerekiyor.

* Cuma günleri eşofmanla işe gelme konusunda personelin görüşü nasıl? Olumlu yönde mi?
- Tabii ki olumlu yönde. Bütün ilçelerde aynı anda yapılıyor. İlçeler kaymakamlıklarla birlikte yapıyorlar. Her hafta bize yaptıkları etkinlikleri raporluyorlar.

* Personeli eşofmanla görünce "İzinli misiniz?" diye soranlar oluyor mu?
- Amacımız da o zaten. Şimdiye kadar ters bir şey olmadı. Böyle ilgi çeksin ki insanlar duysun.

En sinsi düşman tuz
* Halkla birlikte toplu yürüyüşler yapıyorsunuz. Bunlar etkili oldu mu?
- Bence etkili oldu. 2 ayda bu kadar olur. Yürüyüşlerde her şeyi anlatıyoruz. En son yaptığımıza turistler bile geldi. Ege Üniversitesi'nden antrenör getirdik ve Cumhuriyet Meydanı'nda herkese spor yaptırdı. Renkli olsun ve neşeli olsun ki etkili olsun. Tuzlukları değiştirdik. Çaplarını küçültelim dedik. Karabiberlikle yer değiştirelim diye düşündüm. Hipertansiyon oranları da çok yüksek. Tuzu çok fazla kullanıyoruz. Normalde bize gereken tuzun büyük bölümü normal yapılan yemeklerin içinde var zaten. Ekstra ekilen her şey zararlı. Sadece dil alışkanlığı. Tat anlayışını değiştireceğiz. Çocuk eğitimine dönüştüreceğiz onu. Çocuklar sebzelerin tadını almak zorunda. Tadını bilmediği için içine bir şey atıyor.

AİLE DİŞ HEKİMLİĞİ GELİYOR
* Aile hekimliği gibi, aile diyetisyeni uygulaması da düşünülüyor mu?
- Aile diyetisyenliği uygulamasını yürütebilecek kadar diyetisyenimiz yok. Aile hekimliğinde bile doktorumuz az. Aile değil de, ilçe diyetisyeni olabilir. Yakında aile diş hekimliği uygulaması da geliyor. O da bakanlıkta var. O zaman herkes kendi diş hekimine gidecek.

SPOR ÇOK ÖNEMLİ
* Parklara egzersiz aletleri kurulmasıyla ilgili bir yaptırım gücünüz var mı?
- Yaptırım gücümüz yok ama normal vatandaş nasıl yazıyorsa, biz de belediyeye öneri götürebiliriz. Bize müracaat olursa biz de açılması için destek veririz. Belediyelerin en güzel çalışmalarından birisi. Yaşlı teyzeler gelir mi diye düşünüyorsunuz. Bisiklet yolunu yapınca, spor aletlerini koyunca yaşlılar bile geliyor. İzmir'deki trafik sorunu biraz canımı sıkıyor. Eskişehir'de her yere 10 dakikada gidebiliyordum. Eskişehir'de yaşam kalitem çok yüksekmiş. Tabii ki buradaki insanlar işe yetişeyim derken spor yapmaya vakit bulamıyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Altın günlerinde hamur işi yasağı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz