X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Adnan GÜLERMAN: Kentleşme sürecine katkı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Adnan GÜLERMAN: Kentleşme sürecine katkı

  • Giriş Tarihi: 3.6.2013

Cumhuriyet Dönemi'nin 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında kırsal kesim nüfusu yüzde 78,2 olarak belirlenmişti. O yıldan bu yana kırsal kesimden kentlere nüfus akımı aralıksız devam etmiş, 2010 sayımında kırsal kesim nüfusu yüzde 24,5'e inmiştir. Kentlere yönelik bu sürekli akımın çeşitli gerekçeleri vardır.
Bu nüfus akımını "Hoş geldin" düşüncesi ile kendi haline bırakmayı sosyal politika anlayışı ile bağdaştıramayız.
Bir yandan, kırsal kesimden kentlere neden geldikleri, öte yandan da yeni yerleşim yerlerine nasıl uyum sağlayacakları kendi haline terk edilemez.
Çünkü, kır- sal kesimle kentlerde birbirinden oldukça farklı bir yaşama kültürü ve şartları vardır. Eğer her iki kesimdekiler için bir uyum politikası uygulanamadığı takdirde, iki toplumun birbirini yadırgaması, yabancılaşma söz konusudur.

YENİDEN YAPILANMADA İVME

Türkiye'de özellikle son yıllarda yeniden yapılanma hareketi büyük bir ivme kazandı:
Bir yandan kentsel dönüşüm, bir yandan uyum süreci. Öyle de olması lazımdı.
Çünkü, iki gününüz bir birine eşitse, o gün yaşanmamış demektir.
Bunları neden anlattım? Çalışma arkadaşlarımla biz de İzmir'de "Göçle Gelen Ailelerde Kentlileşme Sürecine Katkı Projesi" isimli bir çalışma başlattık. Göç, bir dünya gerçeği. İnsanlara "Doğduğun yerde kal" diyemezsiniz.
1980-1982 yılları arasında Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen Kentsel Rönesans İçin Avrupa Kampanyasında "Yerleşimlerde Haklar" başlığı altında "İnsan haklarına saygı, kurumsallaşması ve yayılması, kentlerdeki her fert için yaş, köken, ırk, inanç; sosyal, ekonomik ve politik statü, ruh ve bedensel özür gözetmeksizin vazgeçilmezdir" denilmiştir. Bunun gibi, 1982 Anayasamızın 5. Maddesinde de "...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasi, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktadır" ifadesi yer almaktadır.
Bu esaslara uygun olarak bir süre önce İzmir'de başlatmış bulunduğumuz çalışmanın amacını da " Özellikle göç alan il ve bölgelerde, ilkokulda okuyan ve ailesi göç ile gelmiş olan çocukların ailelerine yönelik kentlileşme sürecine katkı sağlamak" olarak belirlemiş bulunmaktayız.

PARİS DENEYİMİ ÖRNEK OLMALI
İç ve dış göçün sadece Türkiye'nin sorunu olmadığını da Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Komisyonu üyeliğim sırasında Fransa ve Almanya üyeleri ile yapmış olduğumuz bir araştırma sırasında yakından görmüştüm. İç ve dış göçleri yaşayan bu üç ülkenin de, yerliler ile göçenler arasında uyum sağlama gibi bir sorunu bulunmaktaydı.
Hatırlanacaktır, iki yıl önce uyum sorununda ihmalkar davranan Fransa'da, Cezayirli göçmenler Paris'in altını üstüne getirmişlerdi.
Türkiye'nin girdiği bu çok önemli uyum sürecinde, çözüm çabalarını devletin ve yerel yönetimlerin üzerinde bırakmak yerine, bizlerin de çorbada tuzumuzun bulunmasını hedefledik. Hedefimiz de "Belirlediğimiz göç eden ailelerinin çocuklarının gönüllülük esasına dayalı olarak ailelerine ulaşmak, ailelerin meslek, beceri, sosyal, kültürel ve sportif hayata katılımlarını sağlamak.
Bu yöndeki gerekli eğitim, kurs, seminer, sempozyum, atölye çalışmaları, sportif aktiviteleri ve benzer etkinliklerle sürece katkı vermek" olarak belirledik.
Gönüllü öğretmenlerden oluşan ailelerle görüşme ekibimizin ilk çalışmalarından edindiğimiz bilgiye göre, İzmir'e göçmüş olan ailelerin ilgi gösterdikleri, memnuniyet duydukları ve sonucu merakla bekledikleri yönünde olmuştur. Sonuçları benzer çalışmalara örnek olacak niteliktedir.
Çalışmamız, ülkemizdeki göçlerle ilgili bütün sorunları çözebilme çapında olmasa da, başka çalışmalara yön verecek, hareket noktası oluşturabilecektir.
Okuyucularımın, bundan sonra da bu uzun soluklu çalışmada neler yaptığımızı, hangi sonuçlara ulaştığımızı merak edeceklerini bildiğim için, gelecekte de geldiğimiz noktaları sizlerle paylaşacağım.
Başlamak, bitirmenin yarısıdır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.