X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Can AKSIN: Kaçak göçmen mi bir büyük trajedi mi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Can AKSIN: Kaçak göçmen mi bir büyük trajedi mi?

  • Giriş Tarihi: 11.6.2013

Pazar akşamı tekneyi marinaya bağlayıp eve giderken, kendi botunu çocuklarıyla beraber marinaya bağlayan Kerem Sabuncugil, "Can Ağbi müthiş karagözler tuttuk" dedi, "Hem de 3-3.5 metre derinlikte." Balığın çok az bulunduğu şu günlerde, bu kadar sığ alanda kocaman karagözlerin tutulması ilginç geldi bana. "Yer neresi, nerede tuttunuz?" dedim. "Hemen İliosta Adası'nın kenarında, hani kaçak göçmenlerin bırakıldığı koy var ya, orada" dedi.
Birden duraladım. "Kaçak göçmenlerin bırakıldığı koy" sözü, içime hançer gibi saplandı. "Bu bir büyük trajedi ama ne kadar kanıksamışız.
Bak Kerem bile, çok hassas biridir,
'Kaçak gömenlerin bırakıldığı koy' diyor" diye düşündüm. Eski adı İliosta olan, yeni adıyla Güneş Adası, gündeme sık sık üzerinde bırakılan kaçak göçmenlerle geliyordu, bugün de öyle olmuştu..

"KEÇİLERİN TÜRKÜSÜ"
Kerem'in "Göçmenlerin bırakıldığı koy" sözü. Gerçekten bir trajedinin günümüzdeki son hali. Trajedi, bizdeki bir sürü adanın adında olduğu gibi Yunanca bir kelime.
Aslı yani Yunancası Tragoidia'dır. Trajedi, tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelir ve "Keçilerin türküsü" anlamını taşır.
İnsan yaşamının acıklı ve hüzünlü yanlarını ortaya koyan bir tiyatro eseridir. Trajediler, mutsuz bir sonla ve çoğunlukla ölümle biten bir tiyatro oyunudur. Trajedilerde, korkunç ve çirkin olaylar seyircinin önünde oynanmaz, oyunun kahramanları tarafından, sahnede, hikaye olarak anlatılır.
İliosta Adası'na bırakılan "kaçak göçmenler" ve göçmenlerin denizde bulunan cesetleri... Ne çok duyarız bu cümleleri..
Oysa gerçek bir yaşam savaşıdır verilen.
Afganistan'dan, Bangladeş'ten, Burma'dan, Hindistan'dan gelip, açlıktan kurtulmak için, Avrupa Birliği'ne sığınma umudunu taşıyanlar, "ölüm tacirlerinin" elinde oyuncak olup gidiyor.

GÖÇMENLER, MİDİLLİ'YE KAÇIYOR

Göçmenler, ellerinde avuçlarında ne varsa satıp paraya çeviriyorlar ve 2 ile 4 bin 500 dolar arası para karşılığı Yunanistan'ın Midilli Adası'na sığınmak istiyorlar. Genellikle de Midilli Adası denilerek İliosta Adası'na bırakılıyorlar.
Oysa o göçmenin "ölüm tacirlerine" kaptırdıkları para, onlar için ne büyük servet.
Hem Midilli'ye geçemeyip umutlarını yitiriyorlar hem de bütün zenginliklerini..
Açlık ve yoksulluk bütün dünyanın sorunu olduğu gibi, asıl Güney Asya'nın büyük bir sorunu. 1985 yılında o zamanki Başbakan Turgut Özal'la, Bangladeş'in başkenti Dakka'ya gitmiştik. Gördüğüm en büyük sefalet oradaydı. Ne bir yudum su içebilmiştim, ne de bir lokma yemek. Hep kendi yanımızdakilerle idare etmiştik. Hatta ben "şaka" olarak, gezideki diğer gazeteci arkadaşlara, "Özal, bizi buraya bilerek getirdi.
Görün Banglkadeş'i de halinize şükredin demek istiyor"
demiştim.
Gerçekten de o yıllarda ihracatımız yıllık 7-8 milyar dolar düzeyindeydi. Bugünkü gibi yıllık 150 milyar dolar o zamanlar bir büyük hayaldi.
İşte Güney Asya'daki bu sefalet ve yokluk insanları, yeni bir umuda yönlendiriyor. Avrupa'ya gidip paçayı kurtarmak. Oysa trajedilerde olduğu gibi sonu acı ve ölüm. İşte bir kaç gün önce yine bizim Ayvalık'ın Çıplak Adası'nın güneyinde, içinde kaçak göçmenlerin bulunduğu bir tekne batmış, batmanın ardından denizde kaybolan 5 göçmenin cesetleri bulunmuştu. Acı ki ne acı. Avrupa için varını yoğunu paraya çevirip yola çıkıyorlar, karşılarına çıka çıka ölümün kendisi çıkıyor.

YOKSULLUK SINIRI, GÜNDE 50 SENT

Hindistan'da bile açlık ve yoksulluk tehlikesi iç güvenlik sorunu yaratacak düzeye varınca, hükümet, sık sık "fakirlik sınırında" değişiklik yapıyor. Benim son olarak hatırladığım, yoksulluk sınırının günde 50 sent olarak tespit edilmesiydi. Ancak kentlerde yaşayanlara bir ayrıcalık yapmışlar ve asgari sınırı 65 sent olarak belirlemişlerdi. Yani, Hindistan yetkililerine göre Türk parasıyla günde 94 kuruş kazananlar artık yoksul sayılmayacak.
Bunlara bakıp halimize şükretmemiz lazım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.