Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Haftasonu rotası

Giriş Tarihi: 1.7.2013

İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı 1050 metre rakımlı Gölcük Yaylası her mevsim güzel. Ama şimdi bambaşka

Ödemiş'in Gölcük Yaylası'na gitmenin şimdi tam sırası. Önce nasıl gideceğinizi anlatmalıyım. Gölcük Yaylası'na ya Salihli yakınlarındaki sapaktan giderek, ya da Ödemiş'in Birgi kasabası yolundan giderek ulaşabilirsiniz. Her iki yoldan da Gölcük'e varmak için yalaşık 140 kilometrelik bir yolculuk gerekiyor. Gözünüzde büyütebilirsiniz ama buna değer. Gölcük'e giden yol hem Salihli'den, hem de Birgi'den gezginlere unutamayacakları bir görsel keyif sunuyor. Salihli'den gidecekseniz yaylaya 30 kilometrelik bir yolunuz var. Ovanın son tarlalarını geride bırakıp, Sart Çayı'nı sol yanınıza alarak tırmanacaksınız. Yükseldikçe virajlar artacak, Salihli Ovası yemyeşil bir halı gibi gözlerinizin önüne serilecek. Yükseldikçe yavaş yavaş serinleyecek hava, ürpereceksiniz. Ovayı kuşbakışı gören yayla evlerini geride bırakırken çam ormanları başlayacak. Başınızı gökyüzüne kaldırırsanız eğer, daireler çizerek tarlalarda avını arayan doğanları, şahinleri göreceksiniz. Ufka doğru bakarsanız ve hava puslu değilse eğer Marmara Gölü'nü görebilirsiniz uzaklarda. Sonra karşınıza yayla kirazı bahçelerinin arasındaki Allahdiyen Köyü ve soğuk pınarları çıkacak. Burada suyun altına konulan karpuzun bile çatladığı söylenir. Yavaşça sararmaya başlamış akasya ve çınarların, zaman zaman karşınıza çıkan son üzümleri toplanmış asmaların kuşattığı yolda tırmanmaya devam edeceksiniz. Sisler arasında da kalarak sürprizler yaşayabileceğiniz bir yerdesiniz şimdi. Burası Kırkoluk pınarları. Ben inanmam ama bütün oluklardan su içenlerin dileği olur diye bir söylence var buralarda. Dilerseniz ve zamanınız varsa içebilirsiniz. Kırkoluk aynı zamanda yöresel ürünler satan köylülerin buluşma noktası, burada patates, soğan, sebze, kara üzüm, badem, fasulye, barbunya, nohut gibi bakliyatlar, bal, reçel çeşitleri, elma, kavun alabilirsiniz.

EN UCUZ CEVİZ
Ama taze olup olmadığını, ürünleri size hangi torbalarda verdiklerine mutlaka dikkat edin. "Bu ürünler organik" derlerse de sakın inanmayın. Yalnızca yaylada yetiştiğinden ve lezzetli olduklarından emin olabilirsiniz. Virajlar azalıp kesif orman örtüsü geride kalırken yeniden düzlükler, bağlar, sebze ve meyve bahçeleri başlar. Daracık bir asfalt yol karşı tepelerin eteklerine yaslanmış Bozdağ kasabasına götürecek sizi. Sol tarafınızdaki Bozdağ 2157 metrelik yüksekliğiyle Ege Bölgesi'nin en yüksek tepesine de sahip, 170 kilometre uzunluğunda bir dağlar silsilesi. Buca sırtlarından başlıyor, Kemalpaşa ve Bayındır üzerinden Salihli'ye kadar uzanıyor. Türkiye'nin en lezzetli kestane ve cevizlerinin üretildiği yaylalara (Gölcük, Subatan, Elmabağ, Bozdağ, Çamyayla, Başova, Ayvacık, Gündalan, küçük ve büyük Çavdar yaylaları) sahip olan Bozdağ, yakın gelecekte eko turizmin önemli merkezlerinden biri haline gelecek. Bozdağ küçücük bir kasaba. Yaşayan bir tek ana caddesi var. Çevresi çoğu eski evlerden oluşan sessiz mahalleler. Yolun iki yanında kahvehaneler, alt katında bakkal ya da yerel ürün satan dükkanların yer aldığı alçakgönüllü pansiyonlar, fırın yer alıyor. Geniş kaldırımlar üzerinde ise birkaç yerel satıcı. Ekim ayından itibaren en taze ve en ucuz cevizi, elmayı, kestaneyi buradan alabilirsiniz. Bal almanızı önermem. Demli çaylarınızı bitirdiyseniz eğer yeniden Gölcük'e doğru yola çıkma zamanı. 10-15 dakika sürecek yolculuk sırasında özellikle gölün maviliklerini yukarıdan gördüğünüz andan itibaren yol kenarında böğürtlenleri arayın, bulun, toplayıp yemeği sakın unutmayın. Böğürtlen C vitamini deposudur ama fazla yemenizi önermem. Çam ormanı bitip, kestane ve ceviz ormanları başlayınca göl birazdan karşınıza çıkacak demektir. Gölcük yaklaşık 1 kilometrekare genişliğinde, derinliği bazı yerlerde 7 metreye ulaşan bir yayla gölü. Çevresi dut, akasya, ceviz ve kestane ağaçlarıyla, sebze ve meyve bahçeleriyle, yalnızca yaz mevsimlerinde burada yaşayan İzmir, Ödemiş ve Tire sakinlerine ait evlerin çevrelediği, görsel olarak da insana keyif veren bir doğa zenginliği. Kışın düşen yağış miktarına göre suları bazen yükselen bazen azalan Gölcük'ün en önemli özelliği kereviti, yayın balığı ve sazanı. Burada 40 kiloluk yayın balığı bile avlandığı söyleniyor. Bölgede balıkçılık öylesine yaygın bir amatör uğraş haline geldi ki, soğuk günler başlayıncaya kadar özellikle hafta sonları gölü çepeçevre piknikçiler kuşatıyor. Mangallar yakılıyor, içkiler yudumlanır, sohbetler ediliyor, bu arada gözler kıyıda bir çubuğa bağlanmış oltanın ucundaki çıngırakta. Sallanırsa balık geldi demektir.

GÖZLEMESİ BİR BAŞKA
Geçen hafta sonu göl kenarında fotoğraf çekerken bir kilogramlık yayın balığı çıkarıyorlardı gölden. Gölcük'ün nesi meşhur derseniz eğer size oğlak etinden yapılmış göveç ya da sarımsak sosla ızgara yayın balığı yemenizi öneririm. Ayrıca gözleme buranın en yaygın yiyeceği. Bunların yanı sıra pazar alışverişinizi de rahatlıkla buradan yapabilirsiniz. Ne ararsınız sağlıklı ve ucuz. Zaten bir hafta buraya geldiğinizde güz güneşi altında panayır ve şenlik havasını doya doya soluyacaksınız. Geç vakitlere kadar kalmayı düşünüyorsanız eğer buraya gelirken yanınıza yün ceket ya da kazak almayı sakın unutmayın. Var mısınız bu hafta sonu Gölcük Yaylası'na geziye?

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Haftasonu rotası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz