X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Piyano için geç kaldı Türkiye onu kazandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Piyano için geç kaldı Türkiye onu kazandı

  • Giriş Tarihi: 21.7.2013

Aytül Büyüksaraç, aslında piyano eğitimi almak istiyordu. Sınav için gitti, "Yaşın geçmiş" dediler. Annesinin zoruyla opera bölümüne girdi. Sabahat Tekebaş ile tanışınca, yaşamı değişti. Kısa sürede ünü Türkiye sınırlarını aştı, dünya onu alkışladı

Konservatuvara birkaç yıl geç başvurması, Aytül Büyüksaraç'ı Türk operasına kazandırdı. Bugün Türkiye'nin en iyi solistlerinden biri olan Büyüksaraç, "yaşı geçtiği için" konservatuvarın piyano bölümüne alınmayınca, annesinin zoruyla opera bölümüne yazıldı. Yeteneği henüz sınavlara dahi girmeden fark edildi. Ardından, 7 yıllık okulu 5 yılda tamamladı. Lirik soprano olarak başladığı opera hayatı, yolu Sabahat Tekebaş ile kesişince değişti. Koloratur soprano olarak Türk operasının en iyileri arasında yer aldı, dünyada da alkışlandı. İzmir Operası'nın 30 yıllık tarihinin 12 yılına damgasını vurdu. Yapılamaz denenleri yaptı. Otello'yu, Turendut'u, Iphigenia Tauris'i İzmir seyircisi ile buluşturdu. Birçok eserin Türkiye prömiyerini yaptı, operanın 30. yılını, dünya prömiyeri ile kutladı. Gelecek sezon Aida Operasını İzmirlilerle buluşturarak hem bir başka zoru hem de kendi hayalini gerçekleştirmeye hazırlanan İzmir Devlet Opera ve Balesinin Müdürü, bu dev sanatçı ile hayatını, operayı konuştuk.
Ailede başka sanatçı var mıydı?
- Profesyonel anlamda yok. Annem 2 yıl kadar konservatuvarın piyano bölümüne gitmiş ama bırakmış. Sesi çok güzel olduğu için küçük yaşta radyoevine girmiş ve Nuri Sesigüzel, Ahmet Sezgin gibi sanatçıların döneminde, Yurttan Sesler Korosu'nun ilk sanatçılarından olmuş. 3-4 yıl kadar sanat hayatı olmuş. Hiçbir kaydı yok ama ben annemin şarkılarıyla büyüdüm.
Siz "Operacı olacağım" diyerek mi büyüdünüz?
- Aklımda hiç operacı olmak yoktu. Opera dinliyordum desem yalan olur. Zaten nerede dinleyeceksiniz? İmkanlar bu kadar yoktu. Televizyonlarda kırk yılda bir opera olurdu, ben de özellikle açıp onu izlemezdim açıkçası. Günün popüler şarkılarını söylerdim. Okul korosunda vardım. Piyano çalardım gösterilerde. Annem sayesinde, 7 yaşındayken evimize piyano alındı. Biz üç kardeş, konservatuvardan gelen hocalardan piyano eğitimi aldık. Diğer kardeşlerim bıraktı, ben devam ettim epeyce. Annem kulağımın çok iyi olduğunu anlamış. Lise bittikten sonra beni konservatuvar sınavına götürdü. Piyano bölümüne girmek istiyordum.
Kabul edilmediniz mi?
- Daha sınava girerken hayal kırıklığına uğradım. "16 yaşında bu eğitimlere başlayamazsınız. Opera bölümüne girebilirsiniz" dediklerinde karşı çıktım, ama annemin zoruyla opera bölümüne yazıldım. Konservatuar sınavlarının öncesinde verilen kurs sırasında piyanoya basıp ses vermemi istediler. Oradaki insanlardan çok farklı ve çok ileri durumda olduğumu gördüler. Kulağım çok iyiydi. Sesleri anında notalarıyla duyuyordum. Şaşırdılar ve beni oda oda gezdirip bütün hocalara dinlettiler. Çok hoşuma gitti. "Ben bu işi yapmalıyım. Benim yerim, hayatım burası" dedim. İyi ki de bu kararı vermişim.
Konservatuarda da farklı bir öğrenci miydiniz?
- Konservatuara 17 yaşından önce almıyorlardı. Hocam Sevda Aydan, 16 yaşında olmama rağmen, "Ben bir ayrıcalık yapıyorum, bu kızı alacağım " dedi ve ben okula bir yıl erken başladım. 7 yıllık eğitimi 5 yılda bitirdim. Okuldan sonra yüksek lisans da yaptım.
Anneniz konservatuvara götürürken babanız da destekledi mi?
- Desteklemedi ama sesini de çıkarmadı. Mezun olduğum seneye kadar İzmir'de opera yoktu. İstanbul'a, Ankara'ya bir vesileyle gidersem ancak o şekilde opera izliyordum. Sadece dinliyorduk. Babama, "Arkadaşlarım İstanbul'u, Ankara'yı tercih ediyor. Mezun olunca ben ne yapacağım" dedim. "Sen ne yapacaksın evde oturacaksın" dedi. "Bu eğitimi boşuna mı alıyorum" dedim. "Sen evlenince kocanın sana sahneye çıkma izni vereceğini mi zannediyorsun? Evde oturup kocana, çocuklarına şarkı söylersin mutfakta" dedi. Biraz şaka da vardı bunun içinde ama yarı şaka yarı ciddi. Günlerce odama kapanıp ağladım. Son sene İzmir'de açılan operaya girdikten birkaç ay sonra Serdar ile tanıştım, evlendik. Sahneye çıkma aramızda konu bile olmadı.
Kaç başrol söylediniz?
- 30'a yakın. Türkiye'deki bütün operalarda hem de senfoni orkestralarıyla konserler verdim solist olarak. Yurtdışında birçok ülkede, ülkemizi temsil ettim. Operada da hala rol alıyorum.

Dolu dolu geçirdik
Geçen sezon nasıldı?
- Geçen sezon çok başarılı geçti. İZDOB'un 30. yılını kutladığımız bir sezondu. 30. yıla layık bir sezon yapabilmenin telaşını yaşadık. 30. yıl konserlerimiz oldu. 29 Ekim ve 10 Kasım haftaları için Şu Çılgın Türkler adlı operayı sahneledik. Türkiye prömiyeri oldu. La Sonnambula Operası özellikle çok yetenekli genç koloratur sopranolarımızın sahneye çıktığı ve çok başarılı bir eser oldu. 30. yıla özel bir dünya prömiyeri yapalım istedik. İZDOB'un 30. yılında sahnelenmişti densin ve bizden sonra da sahnelensin istedik. Tevfik Akbaşlı'nın yazdığı, Muhteşem Süleyman adlı operayı sahneye koyduk. Sylvia balesini 50 yıl sonra yeniden sahneye koyduk. Mançalı Şövalye adlı müzikali ve ardından Güldestan balesini sahneledik. Carmina Burana sahne kantatı ile noktaladık sezonu.

EN BÜYÜK HAYRANI
SOPRANO olma hayali evlilikle son bulan annenin oğlu olan Serdar Büyüksaraç, Türkiye'nin en iyi sopranolarından biri ile evlendi. Serdar Bey, Aytül Hanım'ın babasının düşüncesinin aksine, bu büyük sanatçıyı sahnelerden çekmek yerine, ona hep destek verdi ve en büyük hayranı oldu. Profesyonel hayatına Yaşar Holding'te başlayan, İzmir'i Dijitürk'ü getiren, Türkcell'de bir süre çalışan, bugünlerde Süner Tütün'de satış direktörü olan bu başarılı yönetici, müzik ve Fenerbahçe tutkunu Serdar Büyüksaraç konuştuk.
Evlenmeden önce operaya ilginiz var mıydı?
- Aytül'den önce de annemden dolayı opera ve klasik müziğe hep alaka duymuştum. Konservatuvara gitmiş annem. Soprano olmak istemiş, evlenince bırakmış.
Nasıl tanıştınız?
- Ben ABD'de okudum, yeni gelmiştim, geri dönmeyi planlarken, bir arkadaşımız, Mert Optik'in sahibi Mert Pala'nın nişanında Aytül ile tanıştırdı. Söz, nişan, evlilik, 3 ay içinde oldu. ABD'ye gitmekten vazgeçtim, Yaşar Holding'te işe başladım.
Soprano olmak isterken soprano geline sahip olmak annenizi sevindirdi mi?
- Çok mutlu oldu. Aytül'ü de çok sevdi.
Oğlunuz yolunuzu izlemiş...
- Hayalim hep oğlumun benim okuduğu üniversitede okumasıydı. Farklı bölüm ama aynı okulda okudu. Pittsburgh Üniversitesi'nde Doğu dinleri ve felsefesi okudu. Yurda döndü, doktora yapacak. Akademisyen olmak istiyor.
Hem sanatçı hem yönetici olan bir kadının eşi olmak nasıl?
- Aytül'ün hayranıyım. O çok büyük bir sanatçı. Ancak bazen beraber yemek yemek istiyoruz ailece. Bunu bile çok sık yapamıyoruz. Bu cevap özetliyor sanırım

Lucia di Lammermoor'un yeri bende bambaşka
En çok hangi rol etkiledi sizi?
- Hayatımda dönüm noktası diyebileceğim, İzmir Operası'na girdikten sonra müdürümüz Nejat Tekebaş oldu. Eşi Sabahat Hanım'la şan çalışmaya başladım. Bir anda şanda yolumu değiştirdim. Konservatuvardan lirik soprano olarak mezun olmuştum. Sabahat Hanım bana, "Sen koloratur sopranosun" dedi. Ona çok inandım. Yeni baştan repertuvar yapmaya başladık koloratur sopra- no olarak. O sene Lucia di Lammermoor sahneye kondu. Bir koloratur sopranonun söyleyebileceği en zirve operalardan biri. Çünkü çok gösterişli ses özelliklerini gösteren aryaları var. Sesimin bütün güzel yönlerini ortaya çıkarabildiğim bir opera oldu. Benim için çok büyük bir başarı oldu. İsmimin bütün Türkiye'de duyulmasını sağladı. Diğer operalardan bile beni izlemeye, dinlemeye insanlar geliyordu. Bir de Sihirli Flüt Operası'ndaki Gece Kraliçesini de çok sevdim. Çok büyük bir rol olmamasına rağmen çok etkilidir. Yine koloratur sopranoların en zor, en can alıcı ve yarışmalarda hep zorunlu parça olarak söyletilen aryalarıdır bu iki arya.

Yeni sezon müjdeleri
Yeni sezon için müjdeniz var mı?
- En büyük müjdemiz, Aida. Aida operasını İzmir'de oynayarak büyük bir hayali gerçekleştirdiğimizi, İzmir seyircisinin de bunu hak ettiğini düşünüyorum. Çok büyük bir prodüksiyon, çok büyük bir kadro gerektiriyor. Elimizden geldiğince, genel müdürümüzün de desteği ile büyük bir kadroyla, sanatçı koro ve figüran kadrosu ve dev bir yapıtla seyirci karşısına çıkmaya hazırlanacağız. Önümüzdeki yıl çok güzel yeni operalar ve baleler var. Genel müdürümüz bir basın toplantısı yapıp her sezon başında açıklıyor. O nedenle biz hepsini açıklamayalım.
Daha önce de İZDOB'a müdürlük yapmışsınız...
- 1995-2001 yılları arasında 6 yıl müdürlük yaptım. Sonra eşimin işi dolayısıyla İstanbul'a taşındık. İstanbul'da 2 yıl kaldık. İstanbul Operasında solist olarak rahat rahat şarkımı söylüyordum. Babamın vefatı üzerine döndük İzmir'e. Birkaç yıl sonra tekrar müdür oldum. Bu ikinci müdürlüğümde de 6. yıla girdik.
Yöneticilik sanattan koparıyor mu?
- Koparıyor tabii. Ben uzaklaşmamaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca sahnede yerimi alıyorum. Yine de "Burada ben olmalıydım" dediğim sahneler oluyor tabii. Şu anda Yaşar Üniversitesi'nde yeni opera sanatçılarının yetişmesi için çalışıyorum. Daha önce konservatuvarda da eğitimci olarak çalıştım. Biraz da Yaşar ailesine olan sevgim ve saygımdan kaynaklanıyor. Orada çok mutluyum.

İzmir seyircisi çok özel
İzmir seyircisi nasıl?
- Son yıllarda seyirci artışı var. İzmir seyircisi, çok güzel bir seyirci. İZDOB'un sanatsal olarak yükselen grafiğini de alkışlamasını bilen bir seyircimiz var. Son 3-4 yıldır rakamlarımız, hem oyun hem izleyici adedimiz çok yükselen bir grafik gösterdi.
Bu seyirciye bu bina yetiyor mu?
- Biz, İZDOB'un kuruluşundan beri Milli Kütüphane Vakfı'nın olan bu binadayız. Ne yazık ki İzmir'e yakışır bir opera binası 30 yıldır yapılamadı. Biz de bu nedenle sadece Elhamra ile kısıtlı kalmayıp, İzmir'in çeşitli yerlerine giderek seyirci sayımızı artırıyoruz. Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, Sabancı Kültür Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Açıkhava Tiyatrosu, Karşıyaka'daki opera sahnesinden yararlanıyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.