X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER En büyük hazinesi mahkum çocukları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

En büyük hazinesi mahkum çocukları

  • Giriş Tarihi: 28.7.2013

Turgay Tanülkü aslında bir tiyatrocu. Onu en çok Kurtlar Vadisi'nin Şahin Ağası olarak tanıdık. 1970'lerde hapse girdi, 7 yıl yattı. Mahkum çocuklarının dramından çok etkilendi, hayatını onlara adadı

Çocukluk yıllarını doğduğu Uşak'ta geçiren Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Turgay Tanülkü, hayatını mahkum çocuklarına adadı. 11 cezaevinde çocuklara tiyatro dersleri veren ünlü oyuncunun yeni projesi ise Adalet Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliği ve desteğiyle kendi oynayacağı "Son Kuşlar" oyunuyla Türkiye'deki bütün cezaevi yerleşkelerine tiyatro turnesi düzenlemek. Kurtlar Vadisinde Şahin Ağa, Eşrefpaşalılar filminde kahveci rolünü üstlenen 60 yaşındaki Tanülkü, 1970'li yıllarda 7 yıl cezaevinde kalmış. Mahkum çocuklarının yaşadığı dramı yakından görmüş ve o günden itibaren kendini onlara adamış. 1981 yılından itibaren de mahkum çocukların barınma ihtiyaçlarını ve eğitimlerini gücü yettiğince karşılayan Tanülkü, hiç öz çocuğu olmamasına rağmen 101 çocuğa destek vermiş. Artık o çocuklar Tanülkü'ye "Baba" diyor. Hatta Buca Cezaevi'nde 12 yaşında iken tanıştığı Sultan'ı, Hukuk Fakültesi'nde okutmuş. Şu an avukat olan Sultan, savcı olmak için sınavlara hazırlanıyor. Tanülkü, "Benim en büyük hazinem Sultan ve diğer çocuklarım" diyor.
Uşak'taki yaşamınızı kısaca anlatır mısınız?
- Uşak'ta 1953 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. O kadar fakir ve ezik büyüdüm ki yere atılan iki diş kalmış ayvayı yıkayıp yediğimi hatırlarım. Ancak insan onurunu ve sevgisini Uşak'ta tattım. Öğretmenlerimin önderliği ve duygusal kişiliğim beni farklı bir yaşam biçimine sürükledi. Adam olmayı ve dik durmayı onlar öğretti.
Tiyatroya nasıl başladınız?
- Her zaman sorgulayan bir kişilim var. 17 yaşında siyasi görüşten cezaevine girdim. 7 yıl Ulucanlar ve Sinop cezaevlerinde kaldım. O zamanlar insanların özlemleri ile alakalı oyunlar oynamaya, hikayeler anlatmaya başladım. Zamanla koğuşlar arası turne yaptım. Özel izinle Ankara Devlet Konservatuvar'ına gitmeye başladım. 1978'de Devlet Tiyatroları'nda oyuncu olarak göreve başladım ve halen devam ediyorum.

KÖPRÜ GÖREVİ GÖRÜYORUM

Mahkum çocukları ile nasıl tanıştınız?
- Görüntü olarak sert ve ağır abi gibi görünsem de aslında çok duygusalım. Cezaevinde kalırken mahkumların içerdeki ve dışardaki çocuklarının dramlarını çok yakından gördüm. Cezaevinden çıktıktan sonra mahkum ve çocukları arasında köprü vazifesi gördüm. Onlardan bilgi alıp götürüyordum. Elimden geldiği kadar maddi manevi, tiyatro oyunculuğundan kazandığım kısıtlı para ile destek olmaya çalışıyordum. Cezaevine girdiğinde annesinin karnına olan bebekler, 6 yaşına kadar annesiyle kalıyor. Bu çocuklar dışarı çıktıktan sonra yalnızlığa itiliyor. Sonrasında da suç işleyip geri dönüyorlar. Bu yüzden amacım onları okutup geri dönüşlerini engellemekti. 1980 sonrası diziler çıkmaya başlayınca, ekonomik olarak güçlendim. Artık evler açmaya başladım. Ailesi cezaevinde olan çocuklara ev açıp onların tüm bakım ve eğitim masraflarını karşılıyorum. İzmir, Aydın, Manisa, Bursa, İstanbul gibi illerde çocuklarım var. Kimi mühendis, kimi muhasebeci, işletmeci.Bazıları 40'lı yaşlarda, 2 binin üzerinde çocuk bana "Baba" diyor. Eşimin de desteğiyle 101 tane yakından ilgilendiğim, bizzat okuttuğum çocuk var."
Cezaevlerinde tiyatro nasıl başladı?
- Cezaevi yılları bana çok şey kattı. Oyuncunun beslendiği bir alan vardır. Benim beslendiğim alan cezaevleri oldu. Cezaevinden çıkınca, çıkan mahkum arkadaşlarımla tiyatro oyunları çalışmaya ve dersler vermeye başladım. 1740 mahkumla çalıştım. Ulucanlar, Kartal, Bayrampaşa, Metris, Foça, Buca cezaevleri gibi. Halen 11 büyük cezaevinde tiyatro çalışmalarına devam ediyorum. Artık oralarda ekiplerimiz var. Yetişemediğim yerlerde de tiyatro yapıldığını biliyorum.
Eşme'deki yeni projenizden bahsedermisiniz?
- Eşme'de bir eğitim merkezi projemiz var. Bu proje ile sanat, tarım, elektronik üzerine atölyeler ve küçük evler kuracağız. Kimsesiz, yardıma muhtaç çocuklarımız, dağ köylerinde çobanlık yapan çocuklarımız, dışarı çıkan mahkum çocuklarımız, burada hem eğitim görecekler. Yeleğen Belediye Başkanıyla 500 kişilik çok amaçlı bir salon yaptık. Çocuk okusun kendi ekmeğini kendi kazansın diye. Çocuklarımıza eğitim verecek eğitimciler tamamen gönüllülük esasına göre çalışacak. Bu proje siyatsetler üstü herkese açıktır. l
Tüm bu anlattıklarını tek başınıza nasıl yaptınız?
- Bunları yaparken yalnız değildim. Eşim çok destek oldu. Bir de çocuk özlemim çok yardımcı oldu. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Eşme'deki Kültür ve Sanat Köyü"müze destek veren başta Eşme Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım ve ekibi, Eşme halkı ve esnafı, Uşak Belediye Başkanı Ali Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ali Yıldırım, Mehmet Sesli, Yalçın Irizalp, Mehmet Kulalı ve ailesi, Yeleğen Belediye Başkanı Fevzi Kaya, Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı'ya çok teşekkür ediyorum.

Sultan'ın yeri bambaşka
Sultan için neler diyeceksiniz?
- Destek verdiğim tüm çocuklarım benim öz çocuğum. Ancak 2001 yılında 12 yaşındayken Buca Cezaevi maltasında karşılaştığım Sultan bir başka. Sultan'ın babası içeride oyuncumdu. Onun gözlerine baktığımda farklı bir şey hissettim. Dedi ki "Turgay Hoca ben savcı olucam." Bu söz yetti. Şimdi o, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Savcı olmak için de sınavlara hazırlanıyor. Sultan benim hem cezaevinde hem dışarda elim ayağım oldu. Mahkum kadınlarla ve çocuk cezaevlerinde iletişim kurmama yardımcı oldu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.