X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zeki HOZER: Yaz, Ramazan ayı ve oruç
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zeki HOZER: Yaz, Ramazan ayı ve oruç

  • Giriş Tarihi: 28.7.2013

Genel olarak, tıp bilimi için bazı özel gruplar vardır.
Bunlarda hastalık, doğası gereği, diğer gruplara göre daha riskli seyreder. Örneğin kronik hastalığı olanlar, yaşlılar, çocuklar ve hamileler... Bu durumda, gerek yaz mevsiminden kaynaklanan fiziki değişiklikler, gerek oruç gibi dini vecibelerin yerine getirilmesinde, risk gruplarına dahil bireylerin daha özenli izlenmesi gerekir.
Yaz mevsiminde sıklıkla rastlanan güneş çarpması, ishal, böcek sokmaları, alerjik durumlar ile klima kullanımına bağlı kas ve iskelet sistemi hastalıkları, normal yaş gruplarında bile yeteri kadar ciddi sorunlar yaratır. Çok nadiren yaşamsal bir problem haline gelir, tedavileri palyatif ve yüz güldürücüdür.

BUNLARA DİKKAT!

Genel olarak, yaz mevsinde, saat 11.00-15.00 arasında güneşlenilmemesi, yeterince su (günde 8-10 bardak) içilmesi, çiğ sebze ve meyve tüketilecekse mutlaka bol su ile yıkanması, yiyecek paketlerindeki son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi, klimaların periyodik bakımlarına özen gösterilmesi ve sıradışı belirtilerde mutlaka doktora başvurulması önerilir.
Bu Ramazan ayı ayrıca, yazın tam ortasına rast geldi. Bu durum mevsimsel zorluklar yanında 16 saati geçen oruç süresi ile de ek güçlüklere yol açmakta ve vücudun adaptasyon sınırlarını zorlamaktadır. Doğal olarak yemek düzeni radikal bir şekilde değişmekte, günde iki öğüne indirilmiş yemek zamanı, mide bağırsak sistemini önemli ölçüde etkilemektedir. Uzun süren açlık döneminin ardından yağ ve karbonhidratı yoğun yemekler ile kalorisi yüksek tatlılara yönelim, kilo alım riskini de beraberinde getirmektedir.
Bu noktada, kronik hastalığı olan ve düzenli ilaç kullanan okuyucularımızın, oruç tutma konusunda mutlaka doktorlarına danışmaları konusunda bir kez daha dikkatlerini çekmek istiyorum.

SAHURUN ÖNEMİ

Ramazan'da sahur öğünü çok önemlidir. Çünkü yenen yiyecekler ile oldukça uzun bir açlık dönemi geçirilecektir.
Sahura kalkmadan yemek yiyerek yatmak doğru değildir. Makbul olan ezana en yakın saatte kalkıp, uyku ve dolayısı ile metobolik ve hormonal dengeyi korumayı esas tutarak tokluğu uzun süre sağlayan yiyeceklerin tercih edilmesi esastır: Bol lifli yiyecekler, sebzeler, baklagiller ve protein içeren gıdalar mümkünse haşlama ve fırında pişirme yöntemi kullanarak tüketilmelidir.
Sahurda yemek zamanı uzun tutulmalı, yavaş, sindirerek yenmelidir.
Başlangıç olarak çorba veya sulu yiyecekler idealdir.
Ardından protein ve vitamin içeriği ile yumurta, aşırı yağlı olmayan peynir, yoğurt gibi süt ürünleri tercih edilmeli, tatlı olarak da hoşaf tarzı meyve tüketimi ön planda olmalıdır. Kızartma şeklinde yiyecekler tüketilmemeli, bol su içilmeli, çay ve kahve tüketimi yemeklerin en az yarım saat ardından yapılmalıdır.

İFTAR SOFRASI
İftarda da yine çorba ile başlangıç, ardından haşlama tarzı yağsız ana yemek ve özellikle mineral ve vitamin açısından salata mutlaka sofrada olmalıdır. İftar ile sahur arasında ve yemek esnasında bol bol su içilmelidir. Gün içinde, uzun süren açlık sonrası, kan şekeri düşüklüğünün tetiklediği halsizlik, baygınlık hissi, midede yanma tarzında gastrit ya da ülser benzeri semptomlar, kabızlık benzeri intestinal/bağırsak hastalıkları ya da aşırı kalorili yiyecek tüketimi ardından Ramazan sonrası kilo alımı genellikle rastlanan şikayetlerdir. Bu tür yakınmalarda semptomatik/basit tedaviler genellikle yeterli olmakla birlikte, tekrarlayan inatçı şikayetlerde mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Bu vesile ile sevgili okuyucularımızın Ramazan ayını ve bayramlarını kutlar, sağlıklar dilerim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.