5 günlük hava durumu
23 Eylül 2013, Pazartesi

Gökmen KÜÇÜKTAŞDEMİR: Onur TUNGUT

  • Giriş Tarihi : 23.09.2013
Yine bekleyeceğiz yollara bırakmayı yılın yorgunluğunu. Güneş bedenimizi kavururken, denizin tenimize dokunmasını isteyeceğiz. İlk yaprak düşmeden, düşlerimizi ve aşklarımızı toplayıp yeniden kente dönmemek için direneceğiz.
Yazın bittiği söyleniyor ya her yerde, bitsin istemiyorum aslında. Ama bir yandan onu özlemeyi de seviyorum.
Cumartesi gecesi İzmir Fuar Açıkhava Tiyatrosu'nda sonbaharın hüznünü ve değişimin neşesini Sıla'nın şarkılarıyla bir kez daha hissettik. Benim için bir konserden çok daha fazla şey ifade ediyordu sayın okur. Sabredin anlatacağım...
***

Sıla'nın sesini ve onun şarkılarını zaten sevmeyen yok gibi. Sanırım bu yüzden de insanlar akın akın konseri izlemeye gelmişti. Sıla, Ege insanının doğallığını ve içtenliğini seyirciyle kurduğu her dialogda gösterdi.
Bunun yanında komplekslerden sıyrılıp kendisine vokal yapan genç yetenekleri sahnede parlatmasını bildi. Orkestra elemanlarını tek tek tanıtıp bu noktaya gelmesini sağlayan insanları onore etmeyi de ihmal etmedi. Bence en önemlisi de, kendisini izleyenlerle, geçmişte bizim oturduğumuz koltuklarda otururken kurduğu sahnede olma hayallerini paylaşmasıydı.
Bu arada yanımda benzer hayallere sahip olan bir arkadaşım oturuyordu. Eski haber spikeri, başarılı sunucu ve önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan Hakan Asılkefeli'nin harika albümünde vokal yapan Didem Baydar. Aslında anlatmak istediğim Didem'in gerçekleştirmek istediği düşünceler değil. Didem'in pazar günü gönüllü olarak sunuculuk yapacağı bir etkinliğin, önce hayalini kuran, sonra da onu gerçekleştiren hayatımızın içindeki bilinmeyen bir kahramanın öyküsü... Birkaç kez Egeli Sabah'ta da yaptığı çalışmalara yer verdiğimiz Sami Altunel'in konser sırasında dinlediğim ve beni etkileyen hikayesi asıl anlatmak istediğim...
***

Anlatacaklarım minik Efe'nin hayata down sendromuyla gözlerini açmasıyla başlıyor aslında.
Baba Sami Altunel, böyle bir şey beklemediği için ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra bu hastalığı araştırmaya başlıyor.
Sami Altunel, "Çok şey okuyor, çok şey duyuyorduk, ama kafamız karışıyordu. Konu hakkında hiçbir tatmin edici açıklama bulamıyorduk.
Kendimi yapayalnız hissettim. Yanımda kimse yoktu. Ben de o zaman karar verdim, 'Benim yanımda kimse yok ama ben başkalarının yanında olacağım' diye. Son dönemde 'Hoş Geldin Bebek' projesi ismini verdiğim çalışmaların temelini o günlerde attım. Efe, 6 aylık olup bizler onun engelini hayatın bir rengi olarak gördükten sonra, benim durumumda olan ailelerin yanında olmaya karar verdim" diyor.
Yaşadıkları üzerine Ulusal Down Sendromu Derneği'ni kuran Altunel, 8 aylık bir dernek olmalarına rağmen 'Hoş Geldin Bebek' projesiyle 500 aileye ulaşmış...
Down sendromlu çocukların, topluma kazandırılması için 'kaynaştırmanın' öneminin büyük olduğunu vurguluyor Altunel ve şunları söylüyor: "Toplumun bazı kesimlerinde çocuklarımızın eğitim hakkını kabul etme katsayısı çok düşük. Daha çocuğun yüzünü bile görmeden, sırf down sendromlu veya engelli tanısından yola çıkarak sınıflandıran insanlarla mücadele edip çocuklarımızı okullara ve topluma kabul ettirmeye çalışıyoruz."
***

Dernek, bu amaçla 29 Eylül Pazar günü "Biz buradayız!" demek için, İzmir Karşıyaka Çarşı'da, İstanbul ve dünyanın dört bir yanındaki organizasyonlarla eş zamanlı olarak yürüyüş düzenleyecek. Yürüyüş, 15.00'te Karşıyaka Metro İstasyonu'nun önünde toplanarak başlayacak. Sunuculuğunu Didem Baydar'ın yapacağı programda, yürüyüşün dışında pek çok etkinlik de var.
Down sendromu dostluk yürüyüşleri 1995 yılından bu yana dünyanın değişik ülkelerinde yapılıyor. Altunel, "Geçen sene Karşıyaka'da yapılan yürüyüşe 2 binin üzerinde kişi katıldı. Bu seneki hedefimiz 5 bini kişiyi geçmek" diyor.
Ben orada olacağım, ya siz?

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.