X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Caretta hastanesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Caretta hastanesi

  • Giriş Tarihi: 14.10.2013

Muğla Valisi Mustafa Hakan Güvençer, İztuzu Plajı yakınındaki caretta carettaların tedavisinin yapıldığı rehabilitasyon merkezinin dünya çapında bir hastaneye dönüştürüleceğini söyledi

Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi'nin bu haftaki konuğu Muğla Valisi Mustafa Hakan Güvençer oldu. 3 Mayıs 2013'te Bakanlar Kurulu kararı ile Bingöl'den Muğla'ya atanan Vali Güvençer, bugüne kadar olan çalışmalarını ve geleceğe dönük planlarının anlattı. Dünyaca ünlü İztuzu Plajı yakınında bulunan ve yaralı olarak gelen caretta carettaların tedavisinin gerçekleştirildiği rehabilitasyon merkezinin uluslararası Caretta Caretta Hastanesi'ne dönüşeceğini söyleyen Vali Güvençer, Orman ve Su İşleri Bakanlığı'ndan projeye onay çıktığını Egeli Sabah aracılığıyla müjdeledi. Mevcut rehabilitasyon merkezinin küçük barakalar, ahşap ve çelik profillerden oluştuğunu anlatan Güvençer, "Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın desteğiyle modern bir Caretta Caretta Hastanesi olacak. Projesi hazır ve önümüzdeki günlerde başlayacak. Orası hem bir araştırma hem de caretta carettaları izleme merkezi olacak" diye konuştu.

* Muğla'da nasıl bir fotoğraf çektiniz? Gelmeden önce beklentileriniz nasıldı? Geldiğinizde nasıl bir şehir buldunuz?
- Bazı yerler vardır ne oldurur, ne öldürür. Muğla öyle güzel bir yer ki konuşturur. Tanışma toplantılarında sıklıkla soruyorlar: 'Şehrimizi nasıl buldunuz?' Hep şunu söylüyorum. Hiçbir şey sürpriz olmadı. Muğla marka bir şehir. Bir imajı var. Kentin ismini duyduğunuzda, üç aşağı beş yukarı coğrafyayı kafanızda şekillendirdiğinizde nasıl bir tabloyla karşılaşacağınızı öngörebiliyorsunuz. Meslek hayatımda en uzun olarak 5 yıl Aydın'da Vali Yardımcısı olarak çalıştım. Bu nedenle Muğla'ya gelmeden önce Aydın'da görev yaptığım için coğrafyası ve sosyolojisi konusunda bilgim vardı. Bingöl'ü çok çok çok seviyorum, çok bağlanmıştım. Kent ile karşılıklı bir bağ oluşmuştu. Tayinim çıkacağına dair hiçbir bir öngörüm ve fikrim yoktu. Beklemiyordum. Bizim meslekte her zaman tayin çıkabilir. 'Kararname çıkar mı? Çıkarsa bir yere gider miyim?' diye eşimle değerlendirdiğimizde '2 sene az, 3 sene makul. Arada bir seçim periyodu var. Başlayan nitelikli yatırımlar var. Benim başlattığım ya da aldığım ve belli bir safhaya getirdiğim yatırımlar var. Tayinim çıkmaz ve en az 1 sene Bingöl'de daha kalırız' diye düşü- nüyorduk. Tayinimin çıktığını telefonda öğrendim ve daha sonra kapattım. O sırada yanımda birileri vardı, belli etmemeye çalıştım. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. 'İstanbul Valisi olacaksın' deseler de kesinlikle aynı duyguları yaşayacaktım. İlk yarım saatte toparlıyorsunuz. 'Nasıl bir yere gidiyorum' diye düşündüm. Gelmeden önce kafamda bir Muğla profili çizdim. Geldikten sonra da kafamdaki Muğla profilini değiştirecek herhangi bir şeyle karşılaşmadım. Muğla'ya yönelik çekimser bir cümle kurmak nankörlük olur. Nüfus yapısı, niteliği, niceliği, birikmiş sorunları en çok bunlara bakarız. Ya mutlu oluruz ya mutsuz oluruz. Güzelliği tek başına yorumladığınızda kişiyi mutlu etmesi gerekiyor. Teknik olarak baktığınız zaman terfi taltif de sayılabilir. Ama bu mutluluğa gölge düşüren çok önemli duygu, bu güzelliğin emanet olduğu ve bu emanetin benim sırtımda olduğu. Bunun getirdiği artı sorumluluk insanı biraz yoruyor. Bu hinterlantta yaşayan her insanın bizim üzerimizde bir hakkı hukuku var. Bingöl'e gittiğim zaman da söylemiştim. Bir gün gelecek ne zaman olacağı belli değil ama tayinimiz çıkacak. Kurumlara ve kişilere 'Allahaısmarladık' diyeceğiz. Alnı açık bir şekilde insanlardan helallik dileyecek pozisyonda olmamız gerekiyor. O hassasiyetle başladık. O ağır sorumluluk duygusunun kişide yarattığı yoğunluk, yorgunluk.

* Muğla ile Bingöl arasında ne gibi farklılıklar var?
- Doğu sosyolojisi gereği liderlik mekanizmasına daha çok bağlı, bilgi birikimi dayanışma geleneği nispeten biraz daha zayıf. Orada kendinizi daha yalnız ve daha ağır bir sorumlulukla baş başa hissediyorsunuz. Batının içerisinde Muğla üzerinde ağır sorumluluk yükünü hafifleten bir mekanizma var. Bunun da getirdiği kolaylıkla size yardımcı olabilecek dinamiklerin belli gelenekleri oluşmuş. Sivil toplum daha güçlü. İnsanlar uzlaşma ve dayanışma fikrine daha yakınlar. Olaya iyi tarafından bakarsak bu anlamda Muğla'nın maddi değerlerinin belki çok çok üzerinde kenti sevme, sahiplenme, sorumluluğu paylaşarak birileriyle birlikte götürebilme var. Bu da rahatlatıyor. Geleceğe güvenle bakabilmeyi getiriyor. 'Siz müdahale etmeseniz de yerel dinamiklerin bir şeyleri götürüyor' olması cümlesinden hareketle ben müdahaleci bir tavırdan yana değilim.

ARAŞTIRMALAR DA YAPILACAK
* Dünyaca ünlü İztusu Plajı yakınındaki DEKAMER'in uluslararası bir Ceratte Caretta Hastanesi'ne dönüştürülmesi projesi vardı. Proje Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından onaylandı mı? Kaplumbağa Hastanesi'nde neler yapılacak?
- DEKAMER (Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Kurtarma Rehabilitasyon Merkezi) Müdürü Denizli Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska önderliğinde Muğla'nın Ortaca İlçesi Dalyan Beldesindeki İztuzu Plaj yakınında rehabilitasyon merkezi kuruldu. Şu an küçük barakalarda, ahşap ve çelik profillerden oluşan bir merkez mevcut. Burası Orman ve Su İşleri Bakanlığı'mızın desteğiyle modern ve uluslararası bir caretta caretta hastanesine dönüştürülecek. Proje Bakanlık tarafından onaylandı ve başlamak üzere. Yakında yapım aşamasına geçilecek. Hem araştırma hem de ceratta carettaları izleme merkezi olacak. Burası yaralı hasta kaplumbağaların denizden alınıp tedavi edildiği ve tekrar denize salındığı bir yer olacak. Dalyan kanalında seyirdeki teknelerin motorlarının elektrikli ya da güneş enerjisiyle çalışan motorlara dönüştürme projesi var. İlgili kooperatifteki arkadaşlarımız bu yönde ciddi manada bir çalışması var.

'PROJELER İÇİN ÖNCE KENTİ TANIMALIYIM'
* Geleceğe dönük planlarınız neler?
- Gerek Sinop'ta, gerekse Bingöl'de ilk başladığım andan itibaren 100 kişiden 80'i, basının yüzde yüzü, mikrofon uzatarak 'Sayın Valimiz ilimiz ile ilgili projeleriniz neler?' dediler. Ben de biraz kastı mahsusuyla 'Hiçbir projem yok' dedim. Yadırgadılar. Küçük, olumsuz homurdanmalar oldu. Aradan bir süre geçtikten sonra da açıkladım. Profesyonel yönetici olmakla birlikte bu kente yabancıyım. Kentler aynı devletler ve milletler gibi mekanik yapılar değil. Kentler aslında birer organizma. Kentlerin elleri, kolları, yolları, dağları, tepeleri, tarlaları, denizleri, madenleri, fabrikaları yok. Kimliği, kişiliği ruhu var. Bugüne dair ve geleceğe dair hayalleri var. Belki bu somutlaşmamış olabilir. Bunlardan bağımsız kentin bugünü, geçmişi ve geleceği var. Dışarıdan yabancı olarak buna müdahale etmek saygısızlık olur. Dışarıdan gelmiş bir idarecinin yapması ilk gereken öncelikle o kenti tanıması. O kentli gibi düşünmeye, hissetmeye kendini hazırlaması gerekir. O kentin yürüyüşüne ayak uydurması gerekir. Kentin dinamikleriyle birlikte başlayan ya da o kentin ürettiği projelere ön ayak olması lazım. Cebinde hazır projelerle gelen idareci ya başarısız olur, ya da 'valimiz, kaymakamımız, müsteşarımız, bürokratımız yepyeni uygulamalarla geldi' denir. İşin şov boyutuna gidilirse çok da alkışlanır. O kişiler görevden ayrılınca ciddi bir zaman ve kaynak israfına yol açar. Artık biraz doğal seyrine bırakmak, toplum dinamiklerine saygı göstermek ve mutlak suretle telaşlanmamalıyız. Olgunlaşmamış bir fikri projeye dönüştürüp telaşla yapmaya çalışmak benim tarzıma göre doğru değil. Farkı düşünen ve uygulayan arkadaşlarımız var. Saygı duyarım. Ben öyle düşünmüyorum. Görünür olmak ve hızlı olmak, çok pahalı olmak amaç olmamalı. Sürat ister istemez beraberinde telaşı getiriyor. Telaş belli bir hedefe odaklanıp sizi sadece o hedefe götürüyor. Fakat hedefe giderken kat ettiğiniz yoldaki tüm güzellikleri, özellikleri, sıkıntıları ve özel durumları da size atlatıyor. Hedefe varıyorsunuz belki ama çok şey kaçırıyorsunuz, kaybediyorsunuz. Çarpıp devirdiklerinizin de hakkı sırtınızda kalıyor. Keşfedilmesi gereken imkanlar ve vizyonlar var. Bana özgü, bana mahsus sürpriz ve flaş projelerim yok.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.