X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şehrin içine mal değil, turist girmeli
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şehrin içine mal değil, turist girmeli

  • Giriş Tarihi: 11.11.2013

İzmir Turist Rehberleri Odası Başkanı Altınel Kruvaziyer Limanı'nın kent dışına taşınmasının turizme büyük zarar vereceğini söyledi, "Taşınacaksa Konteyner Limanı taşınsın. Çünkü malın değil, turistin şehrin içine girmesi şart" dedi

Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi söyleşilerinin bu haftaki konuğu İzmir Turist Rehberleri Odası (İZRO) Başkanı Nihat Nebil Altınel oldu. Altınel, EXPO'dan kruvaziyer turizmine, 4 yıllık-1 yıllık rehber tartışmasından kaçak rehberle mücadeleye kadar bir dizi açıklamalarda bulundu.

Önce sizi tanımakla başlayalım.
1947 Üsküdar doğumluyum. İtalya'da mimarlık, daha sonra Türkiye'de rehberlik okudum. Dostlarıma ve sınıf arkadaşlarıma oranla yurtdışında olduğum için biraz geç bitirdim. 32 senedir profesyonel turist rehberiyim. Yaklaşık bir yıldır İZRO başkanıyım. Daha önce yönetim kurulu üyesiydim.

Odanız bir federasyona üye mi?
6326 sayılı yasayla kurulan bir odayız. 2012'de yasa çıkınca, mevcut odaları (İstanbul, Antalya, İzmir) bağımsız, özerk hale getirip bir federasyon ya da birlik adı altında toplamaya yönelik çalışma başlattık.

Kaç üyeniz var?
1100 kadar. Üyeler yasa gereği faal olarak çalışanlar, faal olarak çalışmayanlar olarak ikiye bölündü.

Bazı rehberler 4 yıl üniversite okuyup, bazıları da Bakanlığın açtığı sınavı kazanıp 1 yıl sonra rehber oluyor.
Böyle de bir çelişki var. Hala belki çoğunluk, ben de dahil, bu çelişki neticesinde rehber oldu. Bakanlık elinde bir kart tutmak istiyor. Bu da çok normal. Şöyle izah edeyim; herhangi bir açığı normal şartlar altında 4 yılda kapatıyorsunuz. Diyelim ki 1000 rehbere ihtiyacımız var. Bu açığı üniversite yoluyla kapatmaya çalıştığınızda en az 4 sene bekleyeceksiniz. Bakanlık sınavıyla 1 yılda açığı kapatıyorsunuz. Bu açıdan haklı buluyorum. Hepsi donanımlı insanlar. Eleştirilerin yerinde olacağını zannetmiyorum. Diğer taraftan bu mesleğin kendine göre zorlukları var. Bir kere, sayısız ören yeri ve bina hakkında bilginiz, söylenecek sözünüz olması lazım. O da yetmiyor. Bir şehri bilmeniz lazım. Sorulacak sorulara hazırlıklı olmanız lazım. "İzmir'de şu var mı, bu var mı?" diye soruyorlar. Sorulan yer, belki şimdiye kadar ilginizi çekmemiş olabilir, ancak ona bir cevap vermeniz gerekiyor. Bunu size Sivas'ta da sorabilirler, başka bir Anadolu kentinde de. Tabii buna cevap verememek dünyanın sonu değil. Herkes her şeye cevap verecek durumda da değil. Yine de cevap vermek durumundasınız.

Konteyner limanı İzmir'den taşınırsa, daha büyüğü yapılacak. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kruvaziyer limanı kesinlikle gitmemeli. Gidecekse konteyner limanı gitmelidir. Çünkü malın şehrin içine girmesi gerekmiyor. Ama gelen turistin şehrin içine girmesi gerekiyor. 2 kere 2 eşittir 4 kadar açık bir konudur. Kruvaziyer Limanı'nı Çeşme'ye taşırsanız, turist İzmir'e gelemez.

İzmir Ticaret Odası ile yaptığınız programı anlatır mısınız?
Çocuk müzeye nasıl götürülür? Neler yapmak lazım? Çocukların dikkatini çekmek için orada bir oyun, drama kuruyorsunuz. Arkadaşlar bu projeyi yürütüyorlar. Artık sistem de değişti. 4+4+4 nedeniyle değişiklikler de yaşandı. Daha küçük çocuklara anlatıyorsunuz. Tabii arkadaşlar da onca yılın tecrübesiyle bunu idare etmeyi başardılar. Eski sisteme göre 1 gün önce gidiyorlardı okula. Oraya gittiklerinde tanıtıcı materyal ve sandık götürüyorlardı. İçinden görsel malzemeler çıkıyor. Resimleri gösteriyorlar. Diyelim ki bir müzeye gittiğinizde o müzeden küçük replika götürüyorsunuz oraya. İşte 'Artemis böyledir' falan diye. Ertesi gün de alıp o bahsi edilen, tanıtılan yerlere götürüyorlardı. Şimdi o da 1 güne sığdırıldı. Ama devam ediyor.

EXPO'ya katkı koymayı düşündünüz mü?
En sondan başlayayım. Katkı için önce kapıdan, sonra pencereden, sonra tekrar kapıdan, sonra tekrar pencereden girmeye çalıştık. Ama almadılar? Valiliğe bir yazı yazdık. Yardımcım Serdar Bey bu konunun üzerine çok düştü. Ama maalesef bir netice alamadık. Çok daha acı bir şey söyleyeyim. Geçen sene Ertuğrul Günay, Turizm ve Kültür Bakanı'ykenn İzmir'de EXPO ile ilgili bir toplantı yapılacağını öğrendik. "Bizi niye çağırmıyorsunuz?" diye toplantının girişindeki masaya gittik. "Bir odayız. Yasayla kurulduk. 20 dilde ülkemizin ve şehrimizin tanıtımını yapıyoruz. Bu da bir tanıtım işidir. Bizi de çağırmanız gerekirdi" dedik. Sonra toplantının yapıldığı salona girdik. Sandalyelerin üstünde oturacakların isimleri vardı. Şahıs ismi değil de, kurum ismi. Afyon 2. Bölge Meteoroloji Müdür Yardımcısı için bir sandalye ayırmışlardı. Biz yoktuk ama Afyon 2. Bölge'den Meteoroloji Müdür Yardımcısı için yer vardı. Kendisi de gelmemişti zaten.

Talepleriniz nelerdi?
Biz sadece içinde olalım istedik. "Elimizden geleni yapabiliriz" dedik. Görev verilirse yaparız. Zaten yapıyoruz da. "Türkiye ile ilgili resmen bu görevi yürüten biziz" dedik. Başka ne diyebiliriz! Bize bir seferinde bir brifing verdiler.

EXPO'yu alırsak binlerce turistin geleceği söyleniyor.
Mutlaka gelecektir. Turist geliminde o şehrin daha önceki tanınmışlığının da etkisi olacaktır. Paris'te yapılan EXPO ile, İskenderun'da yapılacak EXPO'ya gelecek insan sayısı aynı olmaz. Ancak mutlaka insan gelir. Biz buna hazırlıklı mıyız? Onu bilemem. Yukarıda olanların elinde çok daha fazla bilgi vardır. Biz o sürecin içinde olabilseydik, o zaman bilgimiz de, görüşümüz de farklı olurdu.

Sizce EXPO'yu kazanacak mıyız?
Mutlaka. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Ancak simge bir binamız olmalıydı. Mesela, Fransa'da yapılan EXPO'dan sonra geriye Eyfel Kulesi, İngiltere'de Crystal Palace, Belçika'da Atomium kaldı. Bizde böyle bir şey var mı? Yok. Bence bir simge bina olması iyi olur.

TURİST VE REHBER BİRBİRİ İÇİN ŞANS
Rehberler yaptıkları işten memnun mu? Bu mesleği yapmak isteyen gençlere neler söylersiniz?
İnsanı zenginleştirici bir meslek olduğunu söyleyebilirim. Devamlı araştırma içindesiniz. Öğretmenliğin bir çeşidi gibi. Mesela bir tura gitseniz, hoş, eğlenceli, kaliteli bir zaman geçirmek istersiniz. Çünkü bir tatil konseptinin parçasıdır ve tatil eğlencesiz düşünülemez. Tura katılanlara "Oturun. Bir dakika beni dinleyin. Yahu sen niye dinlemiyorsun?" gibi şeyler söyleyemezsiniz. Turist rehber için bir şans, rehber de turist için bir şans. İnsanoğlu karşısındakinin de ruh halini anlamalı ama, 40 kişiyle uğraşmak da gerçekten zor.

Kaçak rehberlerle nasıl mücadele ediyorsunuz?
Denetim yoluyla. Belli bir prosedürü var. 3 gün önce gerekli mercilere bildiriyoruz. Çünkü yol kontrolünü sadece güvenlik kuvvetleri yapabiliyor. Biz aracı durdurup denetim yapamıyoruz. Sabah gelirsiniz limanda kontrol yaparsınız. Otobüsler hareket etmemişse kimse rahatsız olmaz. Bunlar biraz ilkel sistemler. Nasıl vergi kaçıranlar kaynağında engelleniyorsa kaçak çalışmalar da öyle engellenmeli.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.