X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Kültürpark Hyde Park gibi olabilir'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Kültürpark Hyde Park gibi olabilir'

  • Giriş Tarihi: 12.11.2013

Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi'ne konuk olan İzmir Turist Rehberleri Odası Başkanı Nihat Nebil Altınel, "Türkiye'nin hiçbir yerinde Kültürpark kadar geniş bir yeşil alan yok. Burası Hyde Park gibi turistik amaçlı kullanılmalı" dedi

Egeli Sabah'ın geleneksel Sabah Kahvesi'nin bu haftaki konuğu İzmir Turist Rehberleri Odası (İZRO) Başkanı Nihat Nebil Altınel, İzmir'de turizmin daha iyi aşamalara gelebilmesi için Fuar Kültürpark'ın da iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Altınel, "Kültürpark daha iyi kullanılabilir. Bugün Türkiye'nin başka hiçbir kentinde bu kadar büyük bir yeşil alan yok. Bursa'da biraz var ama burası ile kıyaslanamaz. Londra'da Hyde Park var. Turistik amaçlı kullanılırsa Kültürpark bir Hyde Park olabilir. Orası İzmir'in turist potansiyelini arttırabilir" diye konuştu. Altınel sorularımızı yanıtladı:

Gaziemir'de yeni fuar alanı kuruluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden bir yer istediniz. Belediyenin cevabı ne oldu?
- Biz orada referans noktası gibi bir şey olsun istedik. Ben gittiğim zaman hiç olmazsa ceketimi asacağım bir yer olsun istedim. Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden bununla ilgili herhangi bir cevap alamadık.

İzmir turizmi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeteri kadar potansiyelimizi değerlendirebiliyor muyuz? Yeterli tanıtım yapılıyor mu?
- İzmir'in tarihten gelen artıları var. Bunlardan biri Antik Roma'da-Yunan'da önemli bir yerinin olması. Bununla ilgili bazı kalıntıların bugüne kadar gelmiş olması. Bize söylenene göre en son bulgular İzmir'de insan varlığını M.Ö. 7040'a kadar götürüyor. Bu çok önemli bir şey. Çünkü 9000 yıldır insanoğlu bu topraklara basıp duruyor. Onun ötesinde örneğin Fransa kilisesi İzmir kilisesinden doğmuştur. Bugün Fransa'daki Katolik kilisesinin anası İzmir'deki kilisedir. Yani İzmir hıristiyan topluluğudur. Geçmişte İzmir bazı ürünlerle anılıyordu. Hala anılıyor ve anılmaya da devam edecek. Kuru üzüm, incir, halı. Avrupa'da bunlar hep İzmir halısı, İzmir inciri, İzmir üzümü diye biliniyor. Belki tütün için de söylüyorlardır. İzmir önemli bir ihracat limanı. Mesela ben kendimden örnek vereyim. Otobüse bindiğim zaman 'İzmir'in adını hiç duymayan var mı?' diye sordum. Hemen biri elini kaldırdı. 'Ben duymadım' dedi. Ben de, 'Sen İzmir'in adını duymaktan öte kanını içinde taşıyorsun. Çünkü sen bir İtalyansın' dedim. İtalyanların yediği Panettone diye bir yiyecek var. Bu kek gibi bir şey. Dini bayramlarda yenir. Yani bunu yemeyen İtalyan yoktur. Bu kekin içinde sultaniye üzümü var. Turiste, 'İzmir üzümüyle beslenmişsin' dedim. İzmir ne kadar turist çekebilir. Bu bir kapasite araştırmasıyla yapılacak bir şey.

İzmir için eksik olan şey nedir? Tanıtım mı?
- Mesela Kültürpark daha iyi kullanılabilir. Bugün Türkiye'nin başka hiçbir kentinde bu kadar büyük bir yeşil alan bulunmuyor. Bursa'da biraz var ama oradaki kıyas bile edilemez. Londra'da Hyde Park var. Kültürpark bir Hyde Park olabilir. Orası İzmir'in turist potansiyelini arttırabilir. Ayrıca İzmir'de turiste yönelik bir gece programı yok. İzmir'e bir tanıdığınız gelse ve 'bu akşam bizi bir yere götür' dese, götürecek çok fazla bir yer yok. Kültürpark'ın turizm açısından kullanılmasının faydalı olacağını düşünüyorum. İzmir otel kapasitesi açısından hiç fena değil.

İzmir'deki önemli binalar hakkında ne söylemek istersiniz? Mesela Fransız Konsolosluğu bunlardan biri.
- Mesela bir Alman Konsolosluğu var. Orada duruyor. Ne olacak bunun akibeti? Boş duran bir binanın akibeti ne olabilir? Bir süre sonra çöker. Tamam, konsolosluk o binaya sığmamış olabilir. Ama çözüm üretmek lazım. Orası bir Alman toprağı değil mi? Ama gene de Almanya'nın bu konuda daha hassas olması lazım. Bu nihayetinde Almanya'nın dağın tepesinde bir yer satın alıp yaptığı bir yer değil. İzmir'in tarihine mal olmuş, sayısı parmakla sayılan binalardan biri. Yunan Konsolosluğu da aynı şekilde. Ama bugünkü Yunanistan'dan ne bekleriz o ayrı konu. Eğlence sektörünün daha görsel bir hale gelmesi lazım. Yoksa eğlence sektörü denince karşı karşıya bira içilen yerler değil de, biraz daha marka yerler olmalı. Paris diyorsunuz. Akla Moulin Rouge geliyor. Tamam bu kadar iddialı değiliz ama bir şeyin olması lazım. Sihirbazlık numaraları yapanlar var. İnsanların ağzını açık bırakıyorlar. Bu gibi gösterilerde hangi dilde konuştuğunun hiçbir önemi yok. Dünyanın 180 milletine hitap edecek bir şey. Ben bir vizyon olarak söylüyorum. Bunlar yapılırsa çok iyi olur.

Eskiden demiryolu inşasında kullanılmış ahşap traversler bazı antik kentlerde yürüyüş yollarında kullanılıyor. Ahşabın bakteri, mantar ve odun böceklerinden korunması amacıyla 'kimyasal' çeşitli koruyucularla işlem görmesinden dolayı kanserojen madde içerdiği söyleniyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
- Ben de bu konu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İzmir Valiliği'ne yazı yazdım. İtalyan bir turist gezi sırasında bana gelip, "Siz bu traversleri kullanıyorsunuz ama bunlar Avrupa'da çok uzun zaman önce yasaklandı. Çünkü kanserojen madde içeriyor. Tahtayı böceklerden korumak için kimyasal bir madde konuluyormuş. Travers kullanımı Avrupa'nın tüm ülkelerinde yasaklanmış. Biz de başladığı zaman belki bu işi pek bilmiyorduk. Ama ben bir koku alıyordum oradan. Ayrıca bir de adam onun başında çalışıyordu. Yani bir tane bıçkı almış. Orada kesiyor. Tozunu da yutuyordu. Antik kentlerde bazı bölgeleri kaplıyorlar. Traverslerle insanlara yaya yolu yapıyorlar. Venedik de o kazıkların üstünde suyun içinde kaldığı için çürümüyor. Bana bu konu ile ilgili şikayette bulunan İtalyan turiste, 'Bana bu konuyu bir yazıyla resmen bildirir misin?' dedim. O da 'Olur' dedi ve bir dilekçe yazdı. Ben de onun yazdığı dilekçeyi tercümesiyle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İzmir Valiliği'ne ilettim. Tabii ki bizimki bir uyarı. Ben toksikolog değilim. Zehirlerin mahiyetini bilmiyorum ama Avrupa'da bunun yasaklandığını biliyorum. Hiç olmazsa onu aktardık. Bana gelen bir şeyi ben aktardım. O tahtaların üzerinde bebek arabası da yürüyor, tekerlekli sandalye de yürüyor. Başkaları gelip bize 'Ya ben sana turist yolluyorum sen onları zehirli tahtaların üzerinde yürütüyorsun' demesin. Zor duruma düşmeyelim diye böyle bir uyarı yazısı gönderdim.

Rehber olmak isteyen gençlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?
- 'Ben para kazanacağım' diyen bir insana tavsiye edilecek bir meslek değil. Para kazanmak istiyorum diyen insanın başka işler yapması lazım. Kimse rehberlik yapmasın mı? Biz de insanlar rehberlik yapsın diye mücadele ediyoruz. Hem kendi hayatımızla hem de işte bu meslekte elde edilebilecek yeni kazanımlarla yapmaya çalışıyoruz. Bir de ayrıca şunu da belirtmek lazım. Yunanistan'da rehber olabilmeniz için en az 2 yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Biz diyoruz ki bir lisan bir insan. Gemide çalışan insanlar var. Bir hayal gerçekleştirenler var. Ben daha 2-3 yıl çalışacağım. İşte daha Karayipler'e gitmedim. Bir kadının hayatını gemide geçirip de aile sahibi olması mümkün değil. Çoluk çocuğa karışabilir misin? Kaptanın eşisindir, içeride yaşıyorsan, çocuğun da okula gidecektir. Gene ineceksin oradan. Herkes artıyı eksiyi bilip seçmeli. İsterseniz rakam da veririm. 270 liradır bugün yasal yövmiyemiz. Bir yılda 100 gün çalışsanız 27 bin lira eder. Bunun 750 lirasını ev kirası olarak verdiğiniz zaman 8-9 bin liranız gitmiş olur. Ondan geriye kalanla da yemeğiniz, işe gidip-gelme. Çocuğunuz varsa onu okutacaksınız. Bu paralarla olmaz bu işler"dedi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.