X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Varis korkulu rüya olmaktan çıktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Varis korkulu rüya olmaktan çıktı

  • Giriş Tarihi: 21.11.2013

Prof. Dr. Özalp Karabay, günümüzün gelişen teknolojisi sayesinde varisten kurtulmanın artık zor olmadığını söyledi, "Basit önlemle ve cerrahi müdahale ile bu rahatsızlıktan kurtulabiliriz" dedi

Ulusal Varis Derneği (Fleboloji) Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Kalp Damar Cerrahi AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özalp Karabay, sürekli ayakta durarak veya masa başında oturarak çalışanların yüksek oranda varis risk altında bulunduklarını söyledi. Kişilerin, varisten basit önlemlerle korunabileceğini söyleyen Prof. Dr. Karabay "Gerekli durumlarda operasyonla başarılı sonuçlar alınabilir" dedi. "Ayaklardaki toplardamarlar tarafından kalbe pompalanamayan kirli kan, kapaklardaki bozulma nedeniyle burada birikir. Bunun sonucu toplardamarlar genişler ve varis hastalığı oluşur" diyen Prof. Dr. Karabay, şu bilgileri verdi: "Kan birikmesi nedeniyle toplardamarlarda yüksek tansiyon oluşur. Bu hastalık kişide ciddi ayak ağrıları, şişliklere yol açar. Bir müddet sonra da kılcal damarlardan başlayarak ciddi varislere kadar giden tablo karşımıza çıkar. Toplardamarlardaki tansiyonu düşürmenin en kolayı hareketli olmak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmektir." Prof. Dr. Karabay, varisin daha çok kadınlarda görüldüğünü kaydetti, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaşla birlikte sıklığı artıyor. Örneğin 60 yaş üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısında, kadınlarında yüzde 60-70'nde varis hastalığı görülür. Büro çalışanları, uzun süre ayakta çalışanlar daha riskli gruptadır. Baldır kasları pompa görevi görerek kirli kanı kalbe göndermektedir. Oturan ve ayakta sabit duran kişilerde bu pompa sağlıklı çalışmadığı için kirli kan toplardamarlarda birikerek damarlarda varis gelişimini kolaylaştırır. Variste genetik yatkınlık çok önemlidir. Anne ve babada varis varsa çocuklarında da yüzde 90 varis bulunmaktadır. Hamilelikte doğum sayısıyla paralel olarak sıklık artmaktadır." Dünyada ve ülkemizde varis hastalarının gerekli tedaviyi alamadığını söyleyen Prof. Dr. Özalp Karabay, "Çünkü hastalık iyi tanımlanamıyor. Çok yavaş ilerleyerek yıllar içinde bulgu veriyor. Bu arada diğer branşlarda tedavi arayışına giriliyor ve zaman kaybediliyor. Oysa, varis başlangıcında hemen kalp damar cerrahlarına başvurulması gerekmektedir. Böylece hastanın hem yaşam kalitesini yükseltmek, hem de varislerin gelişmesini azaltmak mümkün olmaktadır. İleri evre varislerde akciğere pıhtı atma riski de bulunduğundan tedavisinde gecikilmemesi gerekmektedir" diye konuştu. Varisin tanısında uzman kalp ve damar cerrahının yapacağı fizik muayenenin yanı sıra, dopler ile inceleme bütün bulguları verdiğini belirten Prof. Dr. Karabay, hastalıkla ilgili tedavi ve tedavi yöntemlerini şöyle anlattı: "Daha çok spor yapmalıyız. Topuklu ve dar giysilerden kaçınmalıyız. Sıcağın yan etkilerinden korunmak için soğuk duş almalı, denize girmeliyiz. Gerekli durumlarda cerrahiden kaçınılmamalıdır. Çünkü son yıllarda bu konuda büyük gelişmeler var. Klasik cerrahi yöntemi artık sık uygulanmıyor. Lazer ve radyofrekans dediğimiz daha modern girişimler tedavide yerine almıştır. Lazer ve radyo frenkansta bir kesi yapılmadan bir katater yardımı ile varisli damar, enerji kullanılarak yok ediliyor. Ve hasta aynı gün evine gidebiliyor. Kısa süre sonra da işine dönebiliyor.

PROF. Dr. Özalp Karabay damar içi lazer tedavisinin bazı avantajlarını şöyle sıraladı: Uygulama kolay ve ağrısızdır, uyuşturucu ve narkoz uygulanmaz. İstirahat gerektirmez,tedavi süresince hasta işine devam eder. İz bırakmaz. Tedavi süresince ve sonrasında bandaj veya varis çorabı kullanılmaz. Başarı oranı yüsektir, daha az tekrarlama olasılığı vardır. İşlem sonrası hasta memnuniyeti çok yüksektir. Başarı oranı yüzde 93-100 arasındadır. Varis şikayeti olan olguların hastalığın tüm aşamalarında hem koruyucu hem tedavi olmak amacıyla sorunlarını tedavilerini yaptırmaları gerekmektedir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.